Ahmet İNCE

Ahmet İNCE

gordesgazetesi@gmail.com

Hayyam!

30 Eylül 2026 - 13:43 - Güncelleme: 30 Eylül 2026 - 13:44

Bunca yıldır yazıyorum. Aslında insanlığın sorunu ortak. Binlerce yıllık serüvende, değişen bir şey yok. Bizde yaşananlar, diğerlerinde niye yok. Diğerlerinde olmayan, bizde niye var.
            Yakın zamanlarda, neler yazmışım diye geriye gidiyorum. “Neredesin Haysiyet” başlığını atmışım. Başka bir başlık; “Âdem ve Adam”, Hele “Liyakat Hançerlenirse” yazısı, oldukça titretici. Ya “Zaaf” başlıklı yazı, oldukça düşündürücü. Bunun gibi nicelerini yazdım.
            Neticede çürüyen insan. İnsan çürüdü mü toplum çürür. Toplum çürüdü mü, bütün kurumları çürütür. Bunu görmek ve yazmak, her vicdan sahibi kalemin görevidir. Bugüne kadar, vicdani insiyaklarımla yazdım hep.
            Bugünlerde kaygılarım zirve yapmış, daha ne söyleyeyim diye düşünürken, bir dostum bana Ömer Hayyamı hatırlattı. Yaklaşık bin sene önce yaşamış bu kelam ustası, vicdani kırılmalarıma elbette merhem olabilirdi.
            Fars asıllı, dünyaca ünlü Matematikçi, Astronom, filozof ve şairdir. 1048 yılında Nişabur’da doğdu. 1131 yılında, yine aynı şehirde vefat etti. Selçuklu veziri, büyük devlet adamı Nizamülmülk ile aynı medresede tedrisat gördü. Babası çadır ustasıydı. Çadır anlamına gelen ‘Hayyam’ ismi, babasından yadigâr kaldı.
            Matematikte kübik denklemleri (üçüncü dereceden bilinmeyen) sınıflandıran, bunlara koni kesitleriyle geometrik çözüm getiren ilk isimdir. Binom açılımını ve katsayılarını bulduğu kabul edilir.
            Selçuklu Sultanı Melikşah’ın büyük desteğiyle, Isfahan’da rasathane kurdu. Miladi takvime göre, daha üst düzey olan Celali Takvimini hazırladı. Takvimi hazırlayan heyete başkanlık yaptı.
            Hayatın kısalığına dikkat çeken, insanları bu yönde uyaran, yöneticilere tavsiyelerde bulunan filozof tarafı, hep ön planda oldu. Sözlerinde ve şiirlerinde akılcılığı ve özgür düşünceyi benimsedi. Şiirde Rubai tarzını kullandı. Kitaplar dolusu bir meseleyi, birkaç satırda ifade etme başarısı gösterdi. Onların çoğunda bazen hiciv, bazen mizah öğeleriyle asırlara hükmetti.
            Mesela şu harika mısralar, benim dilimden hiç düşmez:
            Karanlık aydınlıktan
            Yalan doğrudan kaçar
            Güneş yalnız da olsa
            Etrafına ışık saçar
            Üzülme doğruların kaderidir yalnızlık
            Kargalar sürüyle
            Kartallar yalnız uçar..

            Sizi Ömer Hayyam’ın dünyaca ünlü şu şiiri ile baş başa bırakıyorum.
            Gün gelir
            Hırsızlar zengin
            Metresler eş
            Serseriler adam olur
            Odundan kapı, taştan saray olur

            Gün gelir
            Kezbanlar destan
             Onları destan yapanlar mestan olur

            Gün gelir
            Çivisi çıkar dünyanın
            Konuşmayanlar hatip
            Şifa vermeyenler tabip
            Yazamayanlar kâtip olur

            Öyle bir zaman gelir
            İşler tersine döner
            Aldatan, bir gün sadakat için
            Çalan, bir gün adalet için
            Döven, bir gün şefkat için yalvarır
            “Piyon” deyip geçme, gün gelir şah olur
            Şaha da güvenme
            Gün gelir mat olur

            İnsan Yaratıcısına bile nankör iken
            Sana vefalı mı olur?
            Oluruna bırak her şeyi
            Bak neler neler olur.

Reklam
Reklam
Reklam
Bu yazı 136 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum