Ahmet İNCE

Ahmet İNCE

gordesgazetesi@gmail.com

Siz Hiç İlendiniz mi?

21 Temmuz 2026 - 18:16 - Güncelleme: 21 Temmuz 2026 - 18:17

            Türk dilinin harika kelimelerinden birisidir. Genelde halk lisanında kullanılır. Edebi dilde ve akademik metinlerde, bu kelimeye pek rastlanmaz. Duyguları, kalbi yönelişleri, itirazları, duaları, çaresizliği ve nicesini sinesinde barındıran bir kelimedir.
            Hayatım boyunca hep insanı dinledim. Ticaret, ziraat, siyaset, sosyal hayat adına neler öğrendim neler. Onların cümlesi kitaplarda yoktu. İnsanı dinlemek, gerçekten tarifsiz bir tecrübeydi.
            O kelimeyle gençlik yıllarımda tanıştım; “İLENMEK”
            Yaşanmışlıklarla anlatmak istiyorum.
            Yeni Gördes kurulurken, kamu marifetiyle evler yapıldı. 101 adet olduğu için, bölgeye 101 Evler mahallesi denildi. Evler hak sahiplerine dağıtıldı. Ortada henüz tapu filan yoktu. Sanırım sonraki yıllarda verildi.
            Bu ev sahiplerinin büyük çoğunluğu, sonraki yıllarda evlerini kırsal bölgeden gelen insanlara sattı. Kendileri de Gördes’ten taşındı. Evler satılırken, tapu işlemleri filan yapılmadı. Verdiler parayı, ev sahibi oldular.
            Sonraki yıllarda, tapu meselesi gündeme geldi. Bazı ev sahipleri, bunu fırsat bildi. “Şu kadar daha para verirsen, tapuyu öyle veririm” dedi. Çok sayıda insan, çaresiz kaldı. Ellerinde yasal hiçbir tutamak yoktu. Bir ev parası daha ödeyip, ancak tapu sahibi oldular.
            Henüz 15 yaşındayım. Manifatura dükkânımıza köklü bir müşterimiz geldi. Filan köydendi. Babama acılar içinde, tapu mağduriyetini anlattı. Çalışır yine kazanırız fakat hanım ağlaya ağlaya sabaha kadar İLENDİ dedi.
            O kelime, beynimde şimşekler çaktırdı. İlenirse bir vicdan, hemen kanamaya başlar. Çaresizlik içinde hukuksuzluğa ve adaletsizliğe karşı, başka bir şey yapamaz. Sadece ve sadece ilenir.
            Bir devirdi Gördes’te. Galericiler varlıklarıyla ve yaşamlarıyla göz kamaştırıyordu. Köylü traktör alıyor, tütün parasına senet imzalıyordu. Sonra pis kokular gelmeye başladı. Filan köyden çok sevdiğim ve saygı duyduğum bir ahbabım büroma geldi. Kan ter içinde anlatmaya başladı.
            Borçlu olduğu galericiye gitmiş ve borcunu ödemiş. Senedi arkadan göndeririz demişler. Saf çocuğu masum Anadolu’nun. Ne bilsin bu işleri. Güvenir ve ona göre yaşar. Ödemeyi yaptıktan 6 ay sonra, o senet şaak diye icraya konmuş. Netice itibarıyla bir traktör almış, iki traktör parası ödemiş.
            Teyzen durmadan ileniyor evladım derken, gözlerinden yaşlar akıyordu. Onu hiç unutamam.
            Dün ve bugün, değişen hiçbir şey yok. Yine bir devirdi Gördes’te. Kasaba siyasetinin ahlaksızlığı, her gün yeni bir hikâye üretiyordu. O yıllarda senet kırdırmak vardı. Bugünün kredisi gibi. Kefille birlikte bankaya gidersiniz, müdür şartlar uygunsa senedi kırar, siz de paranızı alırsınız.
            Partinin ön adamıydı. Banka müdürüne gitti senet kırdırmak istedi. Şartları tutmadığı için, müdür mümkün değil dedi. Nasıl olurdu? Partinin bu cengâverine nasıl senet kırılmazdı. Ertesi günü ilçe başkanını yanına alarak, müdürün makamına vardılar. İlçe başkanı lafı uzatmadan net konuştu; “ Ya bu senedi kırarsın ya da Şemdinli’de soluğu alırsın”
            Neticede müdür, bu emrivakiyi yerine getirmedi ve Şemdinli’de soluğu aldı.
            Yine bir devirdi Gördes’te. Kişilikli, devletine bağlı, işini iyi yapan bir memurdu. Parti kafayı takmış. İlçe başkanı hemen devreye girmiş. Kısa sürede istenmeyen adam ilan ettiler. Tayinini çıkardı, çıkaracaklar. Delikanlı gibi gitti ilçe başkanına. “Eşim hamile. Doğuma sayılı günlerimiz var. Hele şu doğum olsun, sonra çıkarın” dedi.
            Dinlemediler. Tayin kısa sürede çıkarıldı. O kadının gözyaşları ve ilenmesi hiç aklımdan çıkmıyor.
            Bir devirdi Gördes’te. Tefecilik bazı insanların mesleği olmuştu. Kimisi kol kesiyor, kimisi kafa kopartıyordu. Garip bir adamdı. Dürüst mü dürüsttü. Yanıma geldi. Ağlayarak anlatmaya başladı.
            Hanımı hastalanmış. 4 bin lira para lazım olmuş. Kıvranırken çaresizlik içinde, caminin imamı devreye girmiş. Birkaç aylığına 4 bin lira para vermiş kendisine. Hastalık akut noktaya gelince çaresiz kalmış. Ertelene ertelene 4 bin lira borç, bir yılda 72 bin lira olmuş.
            Tabii olarak delirdim. Müftüye gittim, durumu anlattım. Meğerse müftü dertliymiş. “Ahmet Bey sadece o imam değil ki ben bunların hangisiyle uğraşayım” dedi. Donup kaldım.
            Baktım Gördes’in önemli bir köyü, tefecilerin eline geçmek üzere. Hemen düğmeye bastım. Bu kadar ilenen insan varken, ben eli kolu bağlı duramazdım. Hemen yayına başladım. O yılları hatırlayanlar bilir, Gördes tefeci operasyonu ile sarsıldı. O köyü de kurtardık, yüzlerce mağduru da.
            Bir ömür boyu, ilenen insanların yanında oldum. Benim gazetecilik serüvenim, aslında başka bir şey değildir. Yaşadım ve derin tecrübeler kazandım. Evini, traktörünü iki misli ödeyenlerin, tefeyle kafası koparılanların, siyasetle zulmedilenlerin ilenmeleri yerini buldu.
            Galericilerin çoğu, sonunda geçim sıkıntısına düştü. Tefeciler aile boyu perişan oldu. O ilçe başkanları işlerini kaybetti, çoluk çocuğu sıkıntılara düştü. İmamlar hayatın içinde adeta kayboldu.
            Sormam dinlerim. Bir ömür boyu böyle geçti. Dolayısıyla toplumun kaygılarını, tercihlerini, düşüncelerini net bilme imkânına kavuşurum. Bu yüzden tespitlerim, değerlendirmelerim yerli yerinde olur.
            Toplumun geniş bir yelpazesinde, ciddi ilenmeler müşahede ediyorum.
            Bu ilenmeler, çok sayıda başlık altında cereyan ediyor. Neler olduğunu elbette herkes biliyor.
            Kamuoyu araştırma gurupları, çeşitli anketler yapıyor. Genelde bu anketler, siyasi konular üzerine yürütülüyor. Bence bu anketler, son derece pürüzlü. Siyasetin sert ikliminde, siz insanların düşüncelerini ölçemezsiniz.
            Bence vicdan üzerine bir araştırma yapılmalı. Toplum vicdanı ileniyor mu ilenmiyor mu? Ne kadar ileniyor, ne kadar ilenmiyor ölçülmeli. Çünkü ülkenin geleceğine yön verecek, en hayati kıstas bu olacak.
            Zira milyonlarca insanın vicdanında, ciddi bir kanama gözlemliyorum…

Bu yazı 237 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum