İsveç merkezli bir düşünce kuruluşuydu. İsmi İpek Yolu idi. Daha ziyade Ortadoğu ülkeleri için analizler yapıyor, öngörülerde bulunuyordu. Bu kuruluşun, CIA bağlantılı olduğu da tahmin ediliyordu.
Yıl 2008, Türkiye üzerine bir rapor yayınladı. O raporun en ilgi çekici paragrafı, CHP ile ilgiliydi. Yakın zamanda CHP’de bir değişim yaşanacağı, Deniz Baykal’ın yerine, Kemal Kılıçdaroğlu’nun geleceği öngörülüyordu.
Bu rapor, o günlerde pek dikkat çekmedi. Ancak birkaç isim, bu öngörünün peşine düştü.
Yıl 2010, Deniz Baykal’la ilgili kaset işi patladı. Ne olduğu ve şekli belli olmayan bu kaset üzerine, Baykal istifa etmek zorunda kaldı. Aynı anda bir isim, süslü püslü yayınlarla parlatılmaya başlandı. Meğer ne hünerleri varmış da millet bilmiyormuş gibi.
Şak ilk kurultayda, CHP’nin genel başkanı oldu.
Aslında bir kılıçtı. Neyin kılıcı olduğunu, zaman gösterecekti.
Girdiği her seçimi kaybetti. Kaybettiği her seçimden sonra, kazanmış gibi nutuklar attı.
Bir keresinde; “Yüzde 30’un altında oy alırsam, bırakırım” dedi. Yüzde 25 aldı bırakmadı. “Bırakmak için bir sebep yok” açıklaması yaptı. Genel başkandı, bir keresinde seçmen kartı olmadığı için oy kullanamadı. Sordular kendisine, ne var bunda diye umursamazlık gösterdi.
Bir dönem, Cumhurbaşkanı adayı belirlenecekti, gitti Ekmellettin İhsanoğlu’nu buldu. Kahire’de doğmuş, 27 yaşına kadar Türkiye’ye ayak basmamış bu ismi aday yaptı. O günkü ortağı Devlet Bahçeli de kürsülerden; “Ekmek İçin Ekmelettin” sloganıyla oy istedi.
Elverişli bir kılıçtı. Girdiği her seçimde iktidarı hiç üzmedi. Tercihleriyle adeta katkıda bulundu. Muhalefetin iktidar umudu, böylece hayal kırıklıklarıyla pörsüyüp gitti.
CHP tabanı baktı, bu kılıç bambaşka kesiyor. Sonunda onu alaşağı etti, Özgür Özel ve ekibini iş başına getirdi. O ekip 2024 mahalli seçimlerinde, partiyi birinciliğe taşıdı. Belediyelerin büyük bölümünü kazandı. Parti Özgür Özel yönetiminde, tarihi yüzde 25 cam tavanı paramparça etme başarısını gösterdi.
Butlan kararıyla Kılıç, şimdi partinin başına dönüyor. Dönerken de aynı şeyi söylüyor. Parti arınmalıymış, ahlaki kodlarına geri dönmeliymiş.
Kılıç’ın ahlaki değerlerden bahsetmesini garipsedim. CHP’de herkes ahlaki ilkelerden bahsedebilir. Yalnızca Kılıç, o lafzı kullanamaz. Niye mi?
6’lı masa hikâyesini biliyorsunuz. Muhalefet kanadı ilk defa, iki isimden biriyle iktidara çok yakındı. Aylarca toplandılar ve programlar hazırladılar, seçmene umut verdiler. Mevzu, son ana kadar böyle geldi.
Sonra ne oldu? Kılıç devreye girdi. Millette karşılığı olmayan, toplamı yüzde iki veya üç oy oranı olan partilere, rüşvet gibi milletvekili sırası sattı. Bana parmak kaldırın, cumhurbaşkanı adayı olayım dedi. Eh, onların da canına minnetti. Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz misali, Kılıç onlara hayal edemediklerini verdi.
Meral Akşener tufaya düştü, masadan kalktı. Sonra dönmeye mecbur bırakıldı ve Kılıç Cumhurbaşkanı adayı oldu.
Peki, nedir bu? Rüşvet mi? Aldatmak mı? Ahlak dışı bir davranış mı?
Muhalefet bütün şartlar itibarıyla, iktidara bu kadar yakınken, umudunu işte bu Kılıç kesti.
Şimdi partinin ahlaki kodlarından ve arınmasından bahsediyor.
2008’den bugüne yaşananları, CHP’lilerin yeniden gözden geçirmesi gerekiyor diye düşünüyorum..



YORUMLAR