Çalıkuşu
R. N. Güntekin, İnkılap Kitabevi, 384 syf.
Reşat Nuri Güntekin’in 1922 yılında yayımlanan Çalıkuşu romanı edebiyatımızın en çok okunan aşk romanı olmasıyla birlikte modernleşen toplum yapısını anlatan güzide bir eserdir. Kitap olarak basılmadan önce İstanbul Kızı adıyla 1921 yılında Vakit Gazetesi’nde tefrika halinde yayınlanmıştır. Beşinci baskısından sonra ise Reşat Nuri Güntekin tarafından revize edilmiştir. Anadolu’nun gerçek tarafını ve idealist bir öğretmenin mücadelesini anlatan roman adeta bir belgesel gibi yazıldığı dönemi gözler önüne sermektedir. Anadolu toplumunun dini yorumlama şeklini, kadınlar üzerindeki etkilerini bilhassa her konuda yaşam tarzını ve düşünce yapısını başarılı bir şekilde bizlere aktarmaktadır. Anlatımın bu kadar tesirli olmasının en önemli sebebi ise R. N. Güntekin’in müfettiş olarak Anadolu’yu karış karış gezip taşra yaşamının gerçeklerine bizatihi şahit olması ve kadının toplumdaki rolünü gözlemlemesidir. Millî mücadele döneminde yazılan eser Anadolu’ya açılan pencere olarak kabul edilir. İstanbul merkezli edebiyattan, Anadolu’nun tozlu yollarına geçişin en başarılı örneğidir.
Romanda Feride karakteri modern, eğitimli, asi ama vicdanlı Türk kadınını temsil eder. Babasının ölümüyle yetim kalsa da kendi ayakları üzerinde durmayı seçer. Teyzesinin evinde yaşayan Feride Fransız okulunda okumaktadır. Karakteri ve hareketli kişiliği sebebiyle sınıf arkadaşları ona ‘’Çalıkuşu’’ lakabını takarlar. Dönemin "evde oturan hanım kız" kalıbına tamamen zıttır. Kamuran ise Feride’nin kuzeni ve nişanlısıdır. Daha geleneksel, zayıf iradeli ve İstanbul beyefendisi tipini temsil eder. Doktor Hayrullah Bey toplumdaki baba rolüyle birebir uyum sağlamaktadır. Korumacı bir kişiliği vardır. Zeyniler köyü ise romanın en etkileyici kısımlarının geçtiği mekandır. Feride burada yoksulluk ve cehaletle savaşır. Köyde yetim olarak büyüyen ve Feride tarafından evlatlık olarak alınan Munise karakteri ise Feride’nin Anadolu’yla kurduğu duygusal bağı temsil etmektedir.
Feride düğün günü Kamuran’ın aldatıldığını öğrenmesi üzerine her şeyi geride bırakarak Anadolu’ya idealist bir öğretmen olarak gider. Yaşadığı döneme göre devrimci kişiliği vardır. Bundan dolayı evde oturup ihanetin acısını çekmek yerine dönemin çok zor görevlerinden biri olan öğretmenlik yolunu seçer. Birçok köyde görev yapar. Romanda görev yaptığı yerlerde savaş ortamında yaşayan insanların fikirleri ve düşünceleri detaylı biçimde anlatılmaktadır. Özellikle Zeyniler etrafı mezarlıkla çevrili bir köy olarak tasvir edilmektedir. Bu tasvir ise köyün yaşayan bir ölü olduğu izlenimini bırakmaktadır. Ayrıca Feride’nin öğretmen olarak gittiği bu köydeki öğrencisi Munise’yi saçlarının bakımsızlığından, giyiminin pasaklı oluşundan fark ediyor oluşu taşrada yetimlerin veya öksüzlerin çok zor şartlarda yaşadığını gözler önüne sermektedir. Feride, bu bakımsız ve sevgisiz köyde Munise’yi bularak aslında kendi yalnızlığını dindirir ve acısını başkalarının acısıyla paylaşarak toplumsallaştırır. Feride, güzelliği yüzünden gittiği her yerde dedikodularla ve zorluklarla karşılaşır. Dolayısıyla Hayrullah Bey ile kağıt üzerinde evlilik yaparlar. Taşrada tek yaşamanın zorluğundan ve insanların cahilliği yüzünden Feride’nin içine düştüğü çıkmazlar anlatılır. Hayrullah Bey evlilikten sonra Feride’nin hâlen Kamuran’a aşık olduğunu fark eder. Hayrullah Bey ölmeden önce Feride’ye bir günlük bırakır ve bu günlüğü Kâmuran’a teslim etmesini vasiyet eder. Feride, yıllar sonra ailesinin yanına döndüğünde, bu günlük sayesinde gerçekler ortaya çıkar. Hayrullah Bey’in vasiyeti aslında bu iki aşığı birleştirmektir. Roman, Kâmuran ve Feride’nin yeniden kavuşmasıyla son bulur.
Esere genel olarak baktığımızda dönemin eğitim sistemini ve bu sistem içerisinde idealist bir kadın öğretmenin tek başına verdiği mücadeleyi görmekteyiz. Saraylı, şehirli bir genç kızın Anadolu’nun tozuna toprağına karışarak "insan" olma ve olgunlaşma serüvenidir. Ayrıca Reşat Nuri bu romanda sade ve akıcı bir Türkçe kullanarak dil devrimine öncülük etmiştir. Özetle savaş ortamında yaşanan zorluklar, taşra insanını, savaş döneminde yaşayan insanların psikolojisini anlatan edebiyatımızın başarılı romanlarından birisidir.



YORUMLAR