Ahmet İNCE

Ahmet İNCE

gordesgazetesi@gmail.com

Hafızanın Lanetlenmesi

01 Haziran 2026 - 10:59 - Güncelleme: 01 Haziran 2026 - 10:59

Bugün pek çok ülkede cereyan eden, iktidar ve güç mücadelelerine anlam vermekte zorlanabilirsiniz. Neden? Çünkü bu kavganın, tarih boyunca devam eden bir seyri var. Bunları bilmeden ve anlamadan, günümüzde yaşananları kavramakta zorlanabilirsiniz. Yakın zamandan geriye doğru giderek, bunu anlatmak istiyorum.
            Yıl 1960. Menderes iktidarı, bir darbeyle devrilir. Yüzlerce sözde sanık, Yassıada mahkemelerinde yargılanır. Darbecilerin kin ve öfkesi sınır tanımaz. Dönemin anlı şanlı hukuk Profesörlerine, yeni kanun maddeleri hazırlatılır. Darbe kadar vahim bir uygulamayı hayata geçirirler. Menderes ve arkadaşları, yeni çıkan bu kanun maddelerine göre yargılanır.
            Hukuk biliminin temel kaidesidir. Bugün yürürlüğe giren bir kanun maddesi, asla geriye doğru çalışmaz. Ancak darbecilerin dünyasında, bunun bir önemi yoktur. Yasalar böyle çiğnenir. Yeni kanun maddelerine göre yargılanan Menderesin, geçmişteki icraatları artık “yok hükmündedir.” Neticede Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edilir.
            Bu usulün anlamı şudur. Hem asacaksın, hem geçmişini “yok hükmünde” tescil edeceksin ve hem de toplumun hafızasından sileceksin,
            Biraz geriye gidelim.
            Hitler Almanya’sında, filizlenen bir muhalefet hareketi var. İsmi, Beyaz Güvercinler. Bu hareketin öncüleri, Münih Tıp Fakültesi öğrencileri. 24 yaşındaki Hans Scholl ve kız kardeşi 22 yaşındaki Sophie Scholl ile 24 yaşındaki Cristoph Probst. Bildiriler dağıtarak, Hitler karşıtı eylemlere öncülük ederler.
            Sonra yakalanırlar. 4 gün sonra mahkemeye çıkarılıp idam edilirler. İdam sehpasında son sözleri, “Yaşasın Özgürlük” olur. İdam kararını veren hâkim kimdir? Dr. Ernst Junnig. Hitler döneminin Adalet Bakanıdır. Yazdığı hukuk kitapları, dünya üniversitelerinde ders olarak okutulmaktadır.
            Güç ve kudret büyüsüne kapıldığı Nazizmin, ateşli bir savunucusu olur. Hukuk, Nazi ideolojisine hizmet ettiği ölçüde vardır. Hâkimler duruşmalara, gamalı haç rozetli cübbeleriyle girmeye başlar. Ernst Junnig, savaş sonrası kurulan Nürnberg Mahkemesinde, savaş suçu ve insanlığa karşı suçtan idama mahkûm edilir.
            Buraya kadar gördüğümüz gerçek şu: Güç ve kudretin, muhaliflerini imha etmede kullandığı usul ne? Elbette mahkeme ve elbette yargı kararı. Ama hangi yargı, hangi yargıç?
            Devam ediyorum. Daha geriye gidiyorum.
            Hz. Ali - Muaviye çekişmesinde yaşananlar, bugün İslam dünyasının kanayan yarasıdır. Cemel ve Sıffinde, sahabe karşı karşıya çarpışır. Binlercesi hayatını kaybeder. Bugüne kadar bu trajedi, gerçek çıplaklığıyla incelenememiştir. Asıl mesele, hilafetten saltanata uzanan taht kavgasıdır. Tarihte görülmüştür ki bu tür kavgaların, dini ve imanı olmuyor.
            Ali bir suikasta kurban gider. Muaviye yönetimi ele alır. Üst düzey yöneticileri kendine biat ettirir. Emirleri kesinlikle tartışılmaz, üzerinde görüş beyan edilmez. Ali’nin kardeşi Akil Bin Talip’e ihsanlarda bulunur, oradan gelecek muhalefeti anında hareketsiz hale getirir. (geniş bilgi için, bkz Hilafetin Saltanata Dönüşmesi, Vecdi Akyüz, Dergâh Yayınları, sf: 27)
            Ve en önemlisi ve dikkat çekici olanı şudur. Ali artık hayatta değildir. Camilerde verilen hutbelerde, Ali kötülenir ve zemmedilir. Bu bir hırs değildir sadece. Toplumda Ali ile ilgili hafızayı silmektir. Onun geçmişini, “yok hükmüne” indirgemektir.
            Şimdi en geriye gidiyorum.
            Muaviye hikâyesinden, yaklaşık 4 yüzyıl öncesi. Roma imparatorluğunun en ihtişamlı dönemidir. Yıl, milattan sonra 211. İmparator Septimus ölür. İki oğlu taht kavgasına tutuşur. Anneleri devreye girerek, bir barış odasına davet eder onları.
            Bu arada Caracalla, hileyle kardeşi Geto’yu adamlarına öldürtür. Geto kanlar içinde, annesinin kucağında can verir. Tahta geçen Caracalla, ilk iş olarak senatodan bir kanun çıkarttırır.
            Nedir bu kanunun adı? “Domnatio Memorioe” Anlamı; “Hafızanın Lanetlenmesi”
            Kardeşi Geto’ya ait heykeller parçalanır. Paralardan resimleri silinir. Onu hatırlatacak ne varsa ortadan kaldırılır. Çıkarılan yasa gereği, halkın Geto ismini anması yasaklanır. Onun ismini anıp, konuşanlar için idam cezası getirilir.
            Güç ve kudret sahibi olanların, muhaliflerine karşı uyguladığı yöntem bu. Onu “ yok hükmünde” saymak. Başka bir deyişle hafızanın lanetine uğratmak. Bu yaşanmış hikâye, o günden bugüne, Butlan kavramının tanımına beşiklik etmiştir.
            Yakın zamandan, çok gerilere giderek; iktidar ve güç sahipleri ile muhaliflerinin mücadelesini anlattım. Bazı soruların cevabını bulmakta, bazı olayların sebebini anlamakta zorlanıyorsanız, bu yazıyı sonundan başına doğru bir kez daha okuyunuz.

Bu yazı 216 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Mehmet Başer
    2 saat önce
    Harika özetlemişsin gardaşım.... Kalemine yüreğine sağlık Bu gün yaşananların , öncekilerden bir farkı yok.... İnşallah zalimlerin sonları da aynı benzerliği gösterir