“11 Soru 11 Cevap” röportaj serimin kırk dördüncü konuğu; İstanbul Boğaziçi Üniversitesi Kültür Çalışmaları ve Beşeri Bilimler Anabilim Dalı Başkanı, Eleştirel ve Kültür Çalışmaları Yüksek Lisans Programı Başkanı ve Beşeri Bilimler Birimi (FAS) Koordinatörü olan Sayın Doç.Dr.Betül Avcı Sebetçi olacaktır. Roma'daki Papalık Gregorian Üniversitesi'nden Misyonoloji doktorası bulunan ve Vatikan’da akademik çalışmalar yapan ilk Türk Müslüman kadın akademisyen olan hocamız; Müslüman-Hristiyan ilişkileri, alternatif maneviyatlar, entelektüel tarih ve kimliğin kültürlerarası dinamikleri üzerine kıymetli çalışmalar yürütmektedir.Röportaj teklifimi kırmayıp kabul ettiği için kendisine çok teşekkür ederim. Hocam, izninizle sorularıma geçiyorum.
Soru 1-Öncelikle nasılsınız? Bu alana yönelmeniz ve şu anki odağınız nedir?
İyiyim, çok teşekkür ederim. Bireylerin dinî deneyimleri nasıl yaşadıkları ve yorumladıkları her zaman ilgimi çekti. Şu sıralar büyük ölçüde “İslam geleneğinde rüyalar ve çağdaş algıları” başlıklı projem üzerine yoğunlaşmış durumdayım. Bu alana yönelimim, dinî deneyimlerin yalnızca teolojik metinlerle değil, aynı zamanda kültürel ve gündelik pratikler üzerinden nasıl anlam kazandığını sorgulamamla başladı. Bu proje kapsamında hem klasik İslam düşüncesinde rüyaların konumunu hem de günümüz Türkiye’sinde rüya deneyimlerinin nasıl anlamlandırıldığını birlikte ele alıyorum.
Soru 2-Çalışmalarınızda hangi teorik çerçevelerden besleniyorsunuz?
Çalışmalarım genel olarak disiplinlerarası bir yapı taşıyor. Derinlemesine metin analizleri, postkolonyal teori, kültürel antropoloji ve eleştirel teoriden yoğun biçimde besleniyorum. Bunun yanı sıra bu proje özelinde fenomenolojik yaklaşım oldukça belirleyici; çünkü rüyaları “yaşanan deneyim” olarak anlamaya çalışıyorum. Aynı zamanda İbn Arabî gibi düşünürler üzerinden şekillenen tasavvufi yaklaşım da teorik çerçevemde önemli bir yer tutuyor. Bu farklı yaklaşımlar, hem metinleri hem de saha verisini birlikte yorumlayabilmemi sağlıyor.
Soru 3-Müslüman–Hristiyan ilişkilerinde kullandığınız yönteme benzer şekilde, bu projede tarihsel ve güncel arasında nasıl köprü kuruyorsunuz?
Bu projede de benzer bir metodolojik hassasiyet söz konusu. Öncelikle İbn Arabî başta olmak üzere klasik metinleri detaylı bir biçimde analiz ederek tarihsel ve teorik bir zemin kuruyorum. Ardından saha araştırmasıyla —yarı yapılandırılmış mülakatlar ve anketler aracılığıyla— günümüz bireylerinin rüyaları nasıl deneyimlediğini ve yorumladığını inceliyorum. Bu iki katmanı karşılaştırmalı biçimde ele almak, hem süreklilikleri hem de dönüşümleri daha net görmemi sağlıyor.
Soru 4-Kurumsal din ile bireysel spiritüalite arasındaki dönüşümü rüyalar bağlamında nasıl değerlendiriyorsunuz?
Rüyalar bu dönüşümü gözlemlemek açısından oldukça verimli bir alan sunuyor. Günümüzde pek çok pratiğin giderek bireyselleştiğini, kişisel anlamlandırmaların öne çıktığını görüyoruz. Ancak bununla birlikte tasavvuf çevrelerinde ve bazı dindar gruplarda rüyaların hâlâ geleneksel ve otoriteye bağlı çerçeveler içinde yorumlandığına da tanık oluyoruz. Dolayısıyla burada tek yönlü bir dönüşümden ziyade, bireysel alternatif maneviyatlardan ziyade geleneksel dinî otoritenin hala egemen olduğu bir yapı söz konusu.
Soru 5-Osmanlı’dan modern Türkiye’ye uzanan hatta süreklilik mi, kopuş mu yoksa hibritlik mi daha belirleyici?
Bu proje özelinde de en dikkat çekici unsurun hibrit yapılar olduğunu söyleyebilirim. Geleneksel İslami rüya yorumları, özellikle tasavvufi pratikler içinde varlığını sürdürürken; modern psikoloji ve bilimsel yaklaşımlar da bu alana eklemleniyor. Dolayısıyla ne tam bir kopuş ne de saf bir süreklilikten söz edebiliriz; daha çok çok katmanlı ve iç içe geçmiş bir dönüşüm söz konusu.
Soru 6-Temsil meselesini, özellikle rüyalar ve dini deneyimler açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
Rüyalar gibi öznel ve derin deneyimler akademik temsilde çoğu zaman indirgenerek ele alınabiliyor. Ben bu projede hem klasik metinleri hem de saha verisini birlikte kullanarak bu indirgemeciliği aşmaya çalışıyorum. Katılımcıların kendi anlatılarına mümkün olduğunca sadık kalmak ve onların anlam dünyasını bağlamsal olarak değerlendirmek benim için önemli. Bu da daha çoğul ve katmanlı bir temsil imkânı sunuyor.
Soru 7-Sahaya dayalı çalışmalarınızda en zorlayıcı metodolojik problem ne oldu?
En büyük zorluk, rüyaların son derece öznel, anlatıya dayalı ve çoğu zaman belirsiz deneyimler olması. İnsanlar rüyalarını anlatırken hem hatırlama hem de yorumlama süreçlerinden geçiyorlar. Bu nedenle verinin doğası oldukça akışkan. Bunu aşmak için derinlemesine mülakatlar, tekrar eden temalar üzerine odaklanan analizler ve refleksif bir yaklaşım benimsiyorum. Ayrıca nitel veri analiz programları da bu süreci sistematik hale getirmemde önemli rol oynuyor.
Soru 8-Disiplinlerarası kesişimde en verimli alan neresi sizce?
Dinler tarihi, kültürel çalışmalar ve antropolojinin kesişiminde yer alan “yaşanan din” çalışmaları bana göre en verimli alanlardan biri. Özellikle rüyalar gibi deneyimler disiplinlerin ortak analiz alanını oluşturuyor. Bu tür konular, disiplinlerarası yaklaşımın sunduğu imkânları açıkça ortaya koyuyor.
Son Soru-Yeni çalışmalarınız hangi yönlere doğru ilerliyor?
Bu proje kapsamında rüyaların hem İslam düşüncesindeki teorik konumunu hem de günümüzdeki deneyimsel karşılıklarını bir arada ele alıyorum. Özellikle İbn Arabî’nin hayal âlemi (misal alemi) kavramının günümüz yorumları benim için çok önemli bir odak noktası. İlerleyen süreçte bu çalışmayı daha geniş bir karşılaştırmalı çerçeveye oturtarak, farklı kültürlerde rüya deneyimlerini de dahil etmeyi planlıyorum. Ayrıca bu araştırmanın çıktıları üzerinden uluslararası yayınlar ve yeni projeler geliştirmeyi hedefliyorum.
Hocam, değerli vaktinizi ayırdığınız ve sorularıma anlamlı cevaplar vererek gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim. Çalışmalarınızı anladığım kadarıyla büyük bir ilgiyle ve takdirle takip edeceğim. Sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yaşam diliyor, işlerinizde kolaylıklar temenni ediyor, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.


YORUMLAR