“11 Soru 11 Cevap” röportaj serimin kırk ikinci konuğu, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Veterinerlik Meslek Yüksekokulu Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölümü Atçılık ve Antrenörlüğü Programında görev yapan, Veteriner Fizyolojisi alanındaki çalışmalarıyla tanınan değerli akademisyen Sayın Prof. Dr. Berjan Demirtaş olacaktır. Sağlık Bilimleri Temel Alanı kapsamında veteriner fizyolojisi üzerine yürüttüğü akademik çalışmalarıyla ülkemiz ve dünya bilim dünyasına önemli katkılar sunan hocamıza, röportaj teklifimi kabul ettiği için içtenlikle teşekkür ediyorum.Hocam, izninizle sorularıma başlıyorum.
Soru 1-Hocam, öncelikle nasılsınız? Veteriner fizyoloji, atçılık ve egzersiz
fizyolojisi gibi farklı alanlarda çalışmalar yürütüyorsunuz. Akademik kariyeriniz boyunca sizi bu alanlara yönlendiren temel motivasyon ne oldu?
Cevap 1-Çok teşekkür ederim, iyiyim. Veteriner fizyoloji, atçılık ve egzersiz fizyolojisi aslında çok farklı alanlar değil, aksine birbirini tamamlayan disiplinlerdir. Veteriner fizyoloji, hayvan organizmasının vücut fonksiyonlarının normal işleyiş mekanizmalarını anlamamızı sağlayan temel bir bilim dalıdır. Egzersiz fizyolojisi ise bu mekanizmaların performans hayvanlarında özellikle de atlarda egzersiz sırasında nasıl şekillendiğini ve nasıl adapte olduğunu bize gösterir.
Doktoramı veteriner fizyoloji anabilim dalında yapmış olmam ve Atçılık ve Antrenörlüğü bölümünde görev yapmam beni bu alanlara yönlendirmede etkili olmuştur. Ancak, şunu belirtmeliyim ki benim için en önemli motivasyon kaynağı canlı organizmanın son derece karmaşık ve hayranlık uyandıran işleyişini anlamaya duyduğum merak olmuştur.
Atlar da bu merakın bir parçasıydı. Özellikle, atın egzersiz fizyolojisi en azından Türkiye için nispeten çok yeni bir alandı. Atçılık sektörü de bu alanda yeni bilgilere çok ihtiyaç duyuyordu. Atlar atletik özellikleri, yüksek performans kapasiteleri ve fizyolojik adaptasyon yetenekleri ile cidden olağanüstü canlılardır. Bir atın egzersize verdiği fizyolojik yanıtları ve antrenmana adaptasyonunu anlamaya çalışmak benim için her zaman ilgi çekici olmuştur.
Soru 2-Çalışmalarınızda özellikle at egzersiz fizyolojisi ve antrenman bilimi önemli bir yer tutuyor. Bir atı “atlet” olarak değerlendirmek neden önemlidir ve bu bakış açısı günümüz at hekimliğini nasıl etkiliyor?
Cevap 2-At egzersiz fizyolojisi ve antrenman biliminin bilimsel olarak incelenmesi, insan sporcularına yönelik çalışmalara göre oldukça yenidir. Bu nedenle, araştırılmaya oldukça açık alanlardır. Atlar çok özel canlılardır. At, doğduğu anda ayağa kalkar. Bir av hayvanı olarak avcı hayvanlardan kaçabilmek ve hayatta kalabilmek için hızlı hareket etmek zorunda kalmış bir türdür.
Devasa cüssesine rağmen tek tırnakları üzerinde çok hızlı koşabildiği için atı bir atlet olarak değerlendiriyorum. Nasıl insan sporcuları bilimsel temele bağlı beslenme ve antrenman programları uyguluyor ve spor hekimlerinin kontrolünde ilerliyorsa atlar için de aynı şeyin geçerli olduğuna inanıyorum. Bir atı atlet olarak görmek, onun beslenme, egzersiz ve antrenmanına daha bilimsel yaklaşmayı gerektirir.
Bu bakış açısı günümüzde at hekimliğini etkilemektedir. Veteriner hekimler atın sadece hastalığıyla değil, aynı zamanda performans, kondisyon, antrenman, beslenme süreçlerini de değerlendirmektedir. Ortopedik problemlere göre uygun egzersiz ve antrenman programları önerebilmektedir. Veteriner hekimler arasında spor hekimliği giderek gelişmektedir. Atları hem sağlık hem de performans açısından bir atlet ve bir sporcu gözüyle ele alabiliriz.
Soru 3-“Atlarda Egzersiz ve Solunum Fizyolojisi” başlıklı çalışmanızda egzersizin solunum sistemi üzerindeki etkilerine değiniyorsunuz. Yarış ve performans atlarında solunum kapasitesi ile başarı arasındaki ilişkiyi nasıl açıklarsınız?
Cevap 3-Atlarda solunum sistemi performans açısından önemli olmakla birlikte atın en zayıf noktasıdır. Dörtnal sırasında solunum sayısı fule sayısına eşittir. Yani at her adım döngüsünde bir nefes alıp verir. Egzersiz sırasında hem solunum sayısı hem de soluk hacmi artar. Bu şekilde çalışan kasların oksijen ihtiyacı karşılanmaya çalışılır.
Atın performansını sınırlayan en önemli sistemlerden biri solunum sistemidir. Antrenmanla iskelet kasları ve kardiyovasküler sistem belirgin şekilde gelişebilirken, akciğer kapasitesinde aynı düzeyde bir artış olmaz. Yani antrenman ile solunum sistemi yeterli olarak gelişmiyor. Sadece iskelet kaslarının oksijen kullanabilme kapasitesi artıyor. Atın burun delikleri ve gırtlak çok dar olduğundan havanın hava keseciklerine ulaşmasını engeller. Ayrıca yoğun egzersiz sırasında akciğer damarlarındaki basınç da çok yükseldiği için egzersize bağlı akciğer kanamaları sıklıkla görmekteyiz.Günümüzde burun bantları gibi bazı uygulamalar da üst solunum yollarındaki direnci azaltmak ve atın solunumunu desteklemek amacıyla kullanmaktayız.
Soru 4-Türkiye’de at egzersiz fizyolojisi alanındaki araştırmaları uluslararası düzeyle karşılaştırdığınızda hangi eksiklikleri ve hangi güçlü yönleri görüyorsunuz?
Cevap 4-At egzersiz fizyolojisi dünyada da nispeten yeni bir araştırma alanıdır. Türkiye'de ise çok daha yeni olduğunu söyleyebiliriz. Son yıllarda bu alana olan ilginin arttığını görüyoruz ancak henüz istenilen noktada olduğumuzu söylemek zor.
Türkiye'nin önemli avantajlarından biri at sayısının fazla olmasıdır. Bu durum araştırmalar açısından önemli bir potansiyeldir.
Bununla birlikte, bu alanda çalışan araştırmacı sayısı azdır. Ayrıca yurt dışında birçok üniversite ve araştırma merkezinde at performans laboratuvarları bulunurken, ülkemizde bu tür altyapılar yeterli düzeyde değildir. Bu nedenle bazı araştırmaların yürütülmesi ve performansın ileri düzeyde değerlendirilmesi zorlaşmaktadır.
Soru 5-Türkiye Jokey Kulübü tarafından yayımlanan “At Egzersiz Fizyolojisi” eğitim çalışmanız oldukça dikkat çekiyor. Bu projenin hazırlanış süreci nasıl gelişti ve sektörden nasıl geri dönüşler aldınız?
Cevap 5-Türkiye Jokey Kulübü her zaman eğitime önem ve destek veren bir kurumdur. Bu çalışmanın başlangıcı da Michigan State Üniversitesi’nden Prof. Dr. Brian Nielsen ile kurduğum iletişim sayesinde oldu. Daha sonra birlikte güzel eğitim çalışmaları gerçekleştirdik.
Ben, atçılığın gelişmesi için üniversiteler ile sektörün iç içe olması gerektiğine inanıyorum. Bilimsel bilginin sahaya aktarılması çok önemlidir. Ayrıca, sahanın ihtiyaçlarını ve gözlemlerini öğrenmek de bizim bakış açımızı genişletiyor. Bu nedenle bu tür eğitim çalışmalarının faydalı olduğunu düşünüyorum.
Çalışmadan sonra antrenörlerden, veteriner hekimlerden ve atçılık camiasından olumlu geri bildirimler aldık. İnsanların bu konulara ilgi göstermesi ve faydalandıklarını ifade etmeleri bizi mutlu etti.
Soru 6-Son yıllarda araştırmacı olduğunuz TÜBİTAK destekli Ashwagandha ve stres modeli projesi, veteriner fizyolojinin farklı bir yönünü ortaya koyuyor. Bu projede sizi en çok şaşırtan bulgular veya gözlemler neler oldu?
Cevap 6-TÜBİTAK destekli bu projede araştırmacı olarak yer alma fırsatım oldu. Çalışma henüz yayın aşamasında olduğu için sonuçları paylaşmak doğru olmaz.
Ancak, ergen sıçanlarda oluşturulan kronik strese bağlı depresyon modelinde bitkisel bileşiklerin mide üzerindeki fizyolojik etkilerini incelemek oldukça ilgi çekiciydi.
Soru 7-Kedilerde çevresel sigara dumanının oksidatif stres üzerine etkilerini araştırdığınız projede hayvan sağlığı açısından hangi önemli sonuçlara ulaştınız? Bu çalışma evcil hayvan sahiplerine ne gibi mesajlar veriyor?
Cevap 7-Kediler sigara dumanından en fazla etkilenen evcil hayvanlardan biridir. Çünkü sadece solunum yoluyla sigara dumanına maruz kalmazlar. Kendilerini yalama alışkanlıklarından dolayı tüylerine yapışan zararlı maddeleri de ağız yoluyla vücutlarına alırlar.
Bu çalışmada sigara dumanına maruz kalan kedilerde oksidatif stres ve inflamatuvar sitokin düzeylerinin arttığını gördük. Bunun yanında serum kreatinin ve glukoz seviyelerinde de artış tespit ettik. Elde ettiğimiz bulgular, pasif olarak sigara dumanına maruz kalan kedilerin böbrek hastalıkları ve Tip II diyabet açısından daha yüksek risk taşıyabileceğini göstermektedir.
Bu çalışmanın evcil hayvan sahiplerine verdiği en önemli mesaj, hayvanlarımızın da insanlar gibi pasif içici olduğudur. Birçok kişi sigaranın çevresindeki insanlara zarar verdiğini biliyor. Ancak, aynı ortamı paylaştığımız hayvanların bundan etkilendiğini çoğu zaman göz ardı ediyoruz. Evcil hayvanlarımızın sağlığını korumak için onları sigara dumanından uzak tutmamız gerektiğini düşünüyorum.
Soru 8-Kariyeriniz boyunca yürüttüğünüz projeler arasında sizi en fazla gururlandıran çalışma hangisiydi ve neden?
Cevap 8-Kariyerim boyunca beni en çok gururlandıran çalışmalar, eğitim alanındaki katkılarım ve gerek editör gerekse yazar olarak Türkçe kaynakların kazandırılmasına yönelik yaptığım çalışmalardır. Özellikle Türkçe kaynak konusunda önemli bir eksiklik olduğunu düşünüyorum.Öğrencilerin ve genç araştırmacıların iyi bir eğitim alması ve bilgiye kendi ana dilleriyle ulaşabilmesi beni mutlu ediyor. Bu nedenle bu alandaki çalışmalarımı oldukça değerli buluyorum.
Soru 9-Bilimsel çalışmalarınızda fizyoloji, spor bilimleri ve veteriner hekimliği disiplinlerini bir araya getiriyorsunuz. Sizce geleceğin veteriner hekimleri multidisipliner çalışmalara neden daha fazla yönelmeli?
Cevap 9-Fizyoloji bir temel bilimdir. Sağlık bilimlerini ve spor bilimlerini kapsayan çalışmaların çoğunda altta yatan fizyolojik ve patofizyolojik mekanizmalar büyük önem taşımaktadır. Türler arasında farklılıklar olsa da temel prensipler çok büyük ölçüde benzerdir.
Farklı disiplinlerle çalışmayı seviyorum. Farklı disiplinle çalışmak insanın bakış açısını genişletiyor. Yeni şeyler öğreniyorsunuz. Kendi alanınızda fark etmediğiniz bir noktayı, başka bir alandan gelen bir araştırmacı kolaylıkla görebiliyor. Günümüzde bilim artık tek bir disiplinle ilerlemiyor. Bu nedenle geleceğin veteriner hekimlerinin farklı alanlarla daha fazla iş birliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum.
Soru 10-Uluslararası kongrelerde at egzersiz fizyolojisi ve antrenman bilimi üzerine davetli konuşmacı olarak yer aldınız. Dünya genelinde bu alandaki en heyecan verici bilimsel gelişmeler sizce hangileri?
Cevap 10-Tek tek söyleyemem biraz zor. Ancak şu anki yeni yaklaşımlarda atın doğasına uygun beslenme ve antrenman programlarının daha fazla önem kazandığını görüyoruz.
At otçul bir hayvandır, bu yüzden kaliteli kaba yemle beslenmesi gerekir. Aynı zamanda bir atlettir; kas ve iskelet sisteminin gelişmesi için hareket etmesi ve koşması gerekir. Uzun süre ahırda kapalı kalan bir attan yüksek performans beklemek doğru bir yaklaşım değildir.
Ek gıda takviyeleri konusunda da son yıllarda daha temkinli bir yaklaşım var. Görünenin aksine, her takviyenin faydalı olmadığı yönündedir.
Genel olarak son yıllarda, atın doğasına uygun beslenme ve antrenman anlayışının öne çıktığını söyleyebilirim
Soru 11-Veterinerlik öğrencileri arasında akademiye katılmak isteyen çok sayıda genç arkadaşlarımız var. Araştırma yapmak, proje üretmek ve uluslararası yayınlara ulaşmak isteyen öğrencilere hangi somut tavsiyelerde bulunursunuz?
Cevap 11-Öncelikle öğrencilik yıllarından itibaren bilimsel yayınları düzenli olarak okumalarını öneririm. Günümüzde bu yayınlara erişim oldukça kolaylaştı. Bu alışkanlık öğrencilerin hem İngilizce bilimsel yayın okuma beceresini hem de bilimsel düşünme becerisini geliştirecektir.
Bunun yanı sıra, TÜBİTAK’ın öğrenciler için sunduğu proje destekleri çok önemli bir fırsattır. Başvurmaktan çekinmesinler. Danışman hocaları da bu konuda kendilerine yardımcı olacaktır. Üniversitelerinde hocalarının yaptıkları projelerde de görev alsınlar. TÜBİTAK bu konu da öğrencileri destekliyor. Bu şekilde araştırma deneyimi kazanabilirler. Projeler, bilimsel çalışmanın nasıl yürütüldüğünü öğrenmeleri açısından çok önemlidir.
Ayrıca, Erasmus gibi öğrenci değişim programlarıyla yurt dışındaki üniversiteleri görmeleri de faydalı olacaktır. Oradaki araştırma ortamını gözlemlemek, farklı laboratuvarları ve çalışma kültürünü tanımak öğrencilerin bakış açısını genişletir.
Çok sağ olun var olun hocam.Değerli ve faydalı cevaplarınız için teşekkür ederim.Başarılarınız ve sağlığınız daim olsun.Tekrar görüşebilmek ümidiyle sizlerle tanışmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu belirtir, saygı, sevgi ve teşekkürlerimi sunarım.

YORUMLAR