Mert AKAR

Mert AKAR

akarmert2015@gmail.com

Röportaj Serisi-43: Konuk = Prof.Dr.Mutlu Murat Baç (Bilgi Felsefesi)

26 Haziran 2026 - 15:14 - Güncelleme: 26 Haziran 2026 - 15:16

  “11 Soru 11 Cevap” röportaj serimin kırk üçüncü konuğu, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Sistematik Felsefe ve Mantık Anabilim Dalı öğretim üyesi, aynı zamanda epistemoloji (bilgi felsefesi), ontoloji ve Yeni ve Yakınçağ Felsefesi alanlarında çok kıymetli akademik çalışmalarını sürdüren Sayın Prof.Dr.Mutlu Murat Baç olacaktır. Röportaj teklifimi kırmayıp kabul ettiği için kendisine çok teşekkür ederim. Hocam, izninizle sorularıma geçiyorum.  

Soru 1- Hocam merhaba, nasılsınız? Öncelikle vakit ayırdığınız için teşekkür ederim. Elektronik mühendisliği eğitiminizin ardından felsefeye yönelmeniz oldukça dikkat çekici bir akademik yolculuk. Bu geçiş süreci nasıl gerçekleşti ve mühendislik geçmişiniz bugün felsefi çalışmalarınızı hangi açılardan etkilemeye devam ediyor?

Teşekkür ederim. Ben aslında öğrenciyken mühendislik eğitiminin belli yönlerinden oldukça keyif almıştım. Fakat beşerî bilimlere geçmek ve "insan" kavramı üzerine düşünerek yaşamımı geçirme fikri daha cazip geldi. Mühendislik eğitimim boyunca kazandığım bilimsel, matematiksel ve analitik düşünme yetenekleri elbette bana felsefe kariyerim boyunca da yardımcı oldu. Bu tür sistematik arka planlar felsefe yaparken farklı açılardan yararlı olur. Ama analitik arka plan felsefenin her sorununda aynı katkıyı yapmaz. Örneğin, "Ben ne amaçla yaşıyorum?" gibi soruların yanıtı için analitik felsefenin dışında iş görebilmek gerekir.

 Soru 2- Hakikat ve gerçekçilik üzerine uzun yıllardır çalışıyorsunuz. Günümüzde sıkça dile getirilen "hakikat sonrası çağ" kavramını felsefi açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz?

"Hakikatin geride bırakılması" akımı, çağımızın düşünsel yönünün en dikkat çekici unsurlarından biri. Bu düşünceye göre, hakikat, gerçek, olgu gibi kavramlar yerine kanılar, tercihler ve öznel nitelikler ön plana çıkmalıdır. İlginç bir şekilde, bu deyimin ortaya çıkma nedeni özellikle Donald Trump gibi liderlerin sürekli gerçeği çarpıtması ve doğru olmayan beyanlarla kitleleri yönlendirmeleri olmuştu. Benim yaklaşımıma göre, "hakikat sonrasının ideolojisi" hem ontolojik hem de siyasi açıdan sorunlu. Birincisi, ben gerçeğin veya hakikatin atılmasının varlık anlayışımız açısından yetersiz bir tablo oluşturacağını düşünüyorum. İkincisi, gerçek veya olgu kavramının ortadan kalkması projesinin politik açıdan da reddedilmesi gerektiği inancındayım.

 Soru 3- "Two Nodes of Pluralistic Realism on Truth" çalışmanızda geliştirdiğiniz çoğulcu gerçekçilik yaklaşımının çağdaş hakikat tartışmalarına getirdiği en önemli katkının ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Bu mesele teknik incelikler içeren derin bir konu. Benim çoğulcu varlık anlayışıma göre, gerçek dediğimiz şey öznellik vesilesiyle yaratılan bir şey değildir. Öte yandan, gerçeğin tek bir sabit tezahürü olduğunu, mutlak nesnellikle şekillendiğini düşünmek de yanlış olur. İnsanların kavram dünyalarına, dillerine, değerlerine bağlı olarak, hakikat bize çoğulcu bir şekilde görünebilir. Bu durum da, örneğin, Alman fenomenoloji geleneğinin farklı felsefecilerine dönülerek çalışılabilir.

Soru 4- "Kaos Kelam Hijyen Şiddet" kitabınızı yazmaya yönelten temel düşünsel ve toplumsal motivasyonlar nelerdi? Kitabın okuyucularda nasıl bir etki bırakmasını amaçladınız?

Kitabın temel amacı, çağdaş şehirli insanın peşinde koştuğu düzen, hijyen, pürüzsüzlük arayışlarının ortaya çıkardığı sorunlu tabloya dikkat çekmek. Kitaptaki pek çok bölüm benim Kanada’ya dair kişisel gözlemlerime dayanıyor. Malum, biz biraz kaotik bir toplumuz. Kanada ise onun oldukça zıddı bir durumda. Elbette aşırı kaotik bir toplum çok iyi olmayabilir. Ama tam tersine, en küçük bir düzen bozukluğuna tahammül edemeyen bir toplum gerçekten cazip midir? Ve felsefeci bu konuda önemli şeyler söyleyebilir mi? Kitabın ana ekseni bunlar.

Soru 5- Teknoloji felsefesi üzerine çalışmalarınızda teknolojiyi yalnızca bir araç olarak değil, insanın dünyayla kurduğu ilişkiyi dönüştüren bir unsur olarak ele alıyorsunuz. Yapay zekâ çağında sizi en çok düşündüren felsefi sorunlar hangileri?

Sanırım o çerçevede birden çok konu felsefi açıdan düşündürücü olabilir. İnsanlar genellikle yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden endişe ediyorlar. Tabii o da gelecekte bir problem olabilir ancak benim temel derdim daha güncel: Öğrencilerimin yapay zekâ kullanmadan ödev hazırlamalarını sağlamakta zorlanıyorum. Bu da verdiğimiz eğitimin kalitesini ve genelde yaşamımızı etkileyecek bir sorun. Düşünün, anneniz ameliyata olacak ancak ameliyathaneye girecek cerrah tıp eğitimi sırasında tüm ödevlerin yapay zekaya yaptırıp çok da emek harcamadan mezun olmuş. Bence öyle bir durumda anneniz için çok endişelenirdiniz.

Soru 6- Epistemoloji alanındaki çalışmalarınızdan hareketle sormak isterim: Günümüzde bilgi ile inanç arasındaki sınırın giderek bulanıklaştığını düşünüyor musunuz?

Kısaca dersem, gerçek bilginin nasıl olması gerektiği her zaman ciddi bir felsefi sorundu, ama çağımızda o mesele daha çetrefilli bir hale geliyor. Epistemolojide bilginin inanç veya kanıdan ayrı tutulması gerektiği düşünülür. Dediğim gibi, hakikat sonrası çağda ve de İnternet ortamında gerçek bilgi kavramı tartışmalı hale geldi. Ama ben bu konunun üzerinde hala durulması ve bilginin sağlamlığı konusunda kuram üretilmesi gerektiğine inanıyorum.

Soru 7- Heidegger, Kant ve çağdaş gerçekçilik tartışmaları arasında kurduğunuz bağlantılar oldukça dikkat çekici. Bu düşünürleri ortak bir zeminde buluşturan temel problem sizce nedir?

Benim için bu sorunun kısa yanıtı "transandantal boyut". Her iki Alman düşünür de bilginin veya olgunun ortaya çıkmasının ontolojik koşullarını saptamaya çalışıyor. Ve çok farklı yanıtlar verseler de, makalelerimde savladığım gibi, ortak bir esas yaklaşımdan hareket ediyor gibi görünüyorlar.

Soru 8- Uzun yıllardır felsefe eğitimi veren bir akademisyen olarak öğrencilerinizde gözlemlediğiniz en büyük değişim nedir? Günümüz gençleri felsefeye hangi sorularla yaklaşıyor?

Şu anki öğrencilerin yaşamını, İnternete bağlılık, sosyal medya yoluyla sürekli iletişim ve her şeyi yüksek hızda yapmak güçlü bir şekilde belirliyor. O tür koşullara alışmış olmaları nedeniyle, gençler için dikkatlerini sabırla bir konuya odaklamak ciddi bir sorun. Derste cep telefonunu açıp onunla oynamayan öğrencimiz artık istisnai bir durum oluyor. Ayrıca, günümüzde gençlerin dünyaya dair daha karamsar ve depresif bir bakışları olduğu da eklenebilir.

Son Soru: Felsefenin bilmeyenlere göre anlamsız veya işlevsiz görülebildiği bir dönemde, gençlere felsefenin neden hâlâ vazgeçilmez olduğunu nasıl anlatırsınız? Son olarak eklemek istediğiniz ne varsa dinlemek isteriz.

Felsefe çok uzun bir zamandır Batıda ve Doğuda mevcut ve bence olmaya da devam edecek. Elbette günlük yaşamda çoğunluk için felsefe anlamsız bir aktivite gibi görünmektedir. Felsefe her bireye çekici gelmez ve bu da normaldir. Seveni için ise büyük bir tatmin kaynağıdır. 1990’larda yüksek lisans öğrencisiyken bir makale yazmıştım, oradan bir cümleyle bitireyim: "Ben felsefenin büyüsüne kapılmış bir insanın paçasını kolayca kurtaramayacağı, çünkü başka alanlarda ruhunu huzura kavuşturamayacağı kanısındayım".

Hocam, değerli vaktinizi ayırıp gösterdiğiniz ilgi ve özveri için çok teşekkür ederim. İşlerinizde kolaylıklar temenni ederek saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Bu yazı 80 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar