Gülruh DEMİREL

Gülruh DEMİREL

gulruhdemirel123@gmail.com

Özbekistan'da Torbamda Kalanlar 1

05 Ağustos 2026 - 16:46 - Güncelleme: 05 Ağustos 2026 - 16:47

 Semerkant'ta Nasrettin Hoca'yla Gülümsemek...

Semerkant gezimizde, şehrin bir köşesinde karşımıza çıkan Nasrettin Hoca heykeli beni hem gülümsetti hem de düşündürdü. Kilometrelerce ötede, Anadolu'nun bu bilge mizah ustasının heykelini görmek tarifsiz bir mutluluktu. Demek ki sözleriyle güldürürken düşündüren Hoca'nın ünü sınırları çoktan aşmıştı.
Semerkant'ın en büyüleyici yerlerinden biri ise hiç kuşkusuz Gûr-ı Emir Türbesi'ydi. Timur'un görkemli türbesini ailece ziyaret ettik, dualarımızı ettik. Türbeden ayrılırken aklıma, yıllar önce rahmetli babamdan dinlediğim meşhur Timurlenk ile Nasrettin Hoca fıkrası geldi.
Nasrettin Hoca ile Timur'un aynı dönemde yaşamadığı bilinse de, halk kıssadan hisse çıkarmayı sevdiği için olsa gerek, dilden dile dolaşan bu hikâye Gördes'imizin aile sohbetlerine kadar girivermişti. Rahmetli babamın o esprili anlatımıyla...
Hikâye şöyle...
Timurlenk, bir şehre hediye olarak bir fil gönderir. Ne var ki fil öyle yer, öyle içer ki ne bağ kalır ne bahçe... Halk onu doyuramaz hâle gelir. Çaresiz kalan insanlar, "Hocamız söylerse Timurlenk dinler." diyerek Nasrettin Hoca'ya giderler.
"— Hocam, bu fil başımıza dert oldu. Ne bağ kaldı ne bahçe... Bu duruma ancak sen bir çare bulabilirsin."
Hoca da halkı yanına alır, sarayın yolunu tutar. Fakat kapıya gelince biraz önce en önde yürüyenler bir anda en arkaya geçer, en arkadakiler ise ortadan kaybolur! Hoca tam saraya girecekken arkasına bir bakar ki kimsecikler kalmamış.
Timurlenk sorar:
— Söyle Hoca, ne istiyorsun?
Nasrettin Hoca hiç istifini bozmadan cevap verir:
— Hünkârım, halkınız gönderdiğiniz filden çok memnun. Yalnızca bir derdi var. Zavallı fil yalnız kalıyor. Beni size, ona bir eş istemem için gönderdiler.
Timurlenk kahkahalar atar:
— Öyleyse ona bir dişi fil de gönderelim!
Nasrettin Hoca dışarı çıkınca saklandıkları yerlerden çıkan halk telaşla sorar:
— Hoca, Hoca... Ne oldu? Fil gidiyor mu?
Hoca başını iki yana sallayıp gülümser:
— Yok... Sizin gibi korkaklara bir fil az gelir diye düşündüm de Timurlenk'den bir de dişisini istedim. Yarın o da geliyor!
Rahmetli babam bu noktada anlatımına kısa bir ara verir, yüzündeki tebessüm daha da büyürdü. Ev gezmelerinin neşesi artar, kahveler yudumlanırken "Bak gördünüz mü Nasrettin Hoca'nın verdiği dersi!" derdi. O an herkes hem güler hem de payına düşen dersi alırdı.
Bazen korkunun bedeli, dertten daha büyük olabiliyor. Nasrettin Hoca bir cümleyle hem güldürüyor hem de cesaretin değerini anlatıyor.

Semerkant'ta Nasrettin Hoca'nın heykeline bakarken ben de bunları düşündüm. 

Aradan yüzyıllar geçse de, mizahın anlattığı gerçekler hiç eskimiyor. Öyle ki, Semerkant'tan Gördes'e uzanıp bizim ev sohbetlerimizde gülümsetirken düşündürmeye  devam ediyor.

Bu yazı 202 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum