GÖRDES MONOGRAFYASI
Lâmia ERKUNT
C — Meyvecilik :
Gördes iklim bakımından hemen her cins meyvenin yetişmesine müsaittir. Fakat en fazla kiraz, elma, erik ve ayva yetişmektedir. Bilhassa güzel kokusuyla ayvası çok meşhurdur. Armut yabani ahlatlar üzerine aşılanmak suretiyle yetiştirilmektedir.
İlçede toplu meyvelikler yoktur. Ağaçlar münferit olarak serpilmiştir. Gördes’in en iyi meyve yetiştiren kısmı batıdaki Kayacık ile kuzey batı istikametinde bulunan ve Beğel Deresi denilen kısmıdır. Meyveler mahalli ihtiyacı sağladıktan başka ilçeye yakın bulunan Akhisar pazarlarına sevk edilmektedir.
Kuru Meyvelerden ceviz ve badem doğruca İzmir’e, ayva ise İzmir ve İstanbul pazarlarına sevk edilir.
1949 yılında meyve istihsali (üretimi) şöyledir(ton):
D — Sebzeler:
Gördes’te sebze ekilen arazi 300 hektar kadar olup her çeşit sebze gübreleme ve sulama ile iyi yetişir. Bilumum yazılık ve kışlık sebzeler ekilmektedir. Yalnız karnabahar yetişmemektedir. En fazla domates, biber, patlıcan ve kışlık sebzelerden de havuç, turp bol olarak yetişmektedir. Bilhassa domatesleri çok güzeldir.
Sebze ancak mahalli ihtiyaçları karşılamaktadır. Başka tarafa sevk edilmez.
E — Diğer ziraat ürünleri:
Zeytin: Gördes rakımın yüksekliği dolayısıyla zeytin yetişmesine müsait değildir. Yalnız Gediz’in güney sahilinde yabani zeytinlikler vardır. 100 hektar yer işgal eder. Bazı meraklı çiftçiler bunları aşılamak suretiyle kendi ailelerinin ihtiyaçlarını temin ederler. (1950’li yıllarda Gördes ve çevresinin ikliminin kışları daha soğuk olduğundan zeytin ziraatine elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak 1990’lı yıllardan sonra Gördes ilçesinin büyük bir bölümünde zeytin ziraati başlamış ve zeytin 2000’li yıllarda önemli bir tarımsal ürün haline gelmiştir)
F — Bakliyat :
Gördes’te bakliyat ekimine de önem verilmektedir. Bunlar halkın gıdasında büyük bir yer işgal eder. Elde edilen mahsul ancak ihtiyacı karşılayabilmektedir. Burçak hayvan yemi olduğu için geniş sahalar ayrılmıştır. 1949 da istihsal edilen mahsul miktarı şöyledir:
G — Endüstri bitkileri :
Endüstri bitkilerinden tütün, haşhaş, susam yetiştirilmektedir. Patates yok gibidir. Hariçten (ilçe dışından) gelir. Pamuk, keten, kenevir de yoktur
a- Tütün :
Gördes’te tütün ekilen saha 1949 yılında 1.600 hektardır. Tütünler yüksek kalitelin ve Ege Bölgesi’nin en iyi cinsi olup gerekli dikkat ve ihtimamı da görmektedir. Çiftçi bilhassa olgunluk devresindeki kırma, dizme ve kurutma işlerini zamanında yapmaktadır.
Kasaba’nın güneyine isabet eden Borlu ve dolaylarında, batıda Bayat alanı denen kısımdan üstün dereceli tütün istihsal edilmektedir. Tütünün iyi yetişmesinin sebebi iklim şartlarının müsait oluşu, tütünün para edişidir. Bilhassa son yıllarda tütün ekimi büyük bir ehemmiyet kazanmıştır. Yalnız son harp dolayısıyla Türkiye için mühim bir mahreç (dış alıcısı) olan Almanya’nın piyasadan çekilmesi tütün ziraatı üzerine tesir etmiştir. Fakat sonradan İngiliz, Amerikan ve Hollanda firmalarının piyasaya müdahalesiyle bu ziraatın yeniden genişlediği tesbit edilmiştir.
Gördes’te tütün ekimi şu şekilde yapılmaktadır: Toprak son baharda devrilerek ikilenir, üçlenir. Bunu müteakip bir erkek amele tarafından karık çekilerek kadın amelelerin ellerindeki plantoir (kazık) parçası açılan karıklara derince sokulur. Ve bu suretle hasıl olan çukurlara tütün fidesi dikilir. Can suyu denilen bir mayide ilave edilerek ekime bu şekilde devam edilir. Bir hafta sonra birinci çapası, 15 - 20 gün sonra ikinci çapası yapılır. Hatta üçüncü bir çapa dahi yapılır. Sonra tütün kendi halinde büyümeye terk edilir. Temmuz ayında dipleri tarlada kalmak suretiyle bir taraftan hasadı yapılır, bir taraftan da dizilerek kurutmaya terk edilir. Bunun için hususi ızgaralar vardır. İplere dizilen tütün yaprakları kargıların ucuna bağlanır. Kuruduktan sonra yapraklar istif edilir. Bunlara hafif su serpildikten sonra kalıplama işine geçilir bu iş eylül, ekim ve hatta kasım ayı içinde yapılır. Ve tütünler balya halinde piyasaya sevk edilir.
Tütünün bir kısmı ilçedeki tekel idaresi tarafından bir kısmı da tüccarlar tarafından mubayaa (satın alma veya "alım satım) edilir.
Ve doğruca İzmir’e nakledilir. İlçe tütünleri ecnebi firmaların temsilcileri tarafından da alınmaktadır ki bunlar Amerika ve Hollanda firmalarıdır. İhraç limanı İzmir’dir.
Tütün alıcıya ve ekspertize işlerinde almış olduğu numara kıymetine göre satılır. 1949’da iyi kaliteli tütünler 240 kuruştan muamele görmüştür. Bazen zararına satışlarda olmaktadır ki bu müstahsillerin fena kaliteli tütün istihsal etmelerindendir.
Gördes tütünleri piyasada Akhisar cinsi diye satılır. 1949 yılındaki istihsal 1.000.000 kilodur.
Tütünün hasadını müteakip kökler ziraat ve tekel teşkilatı tarafından söktürülmektedir. Buna da sebep tütüne muzır (zararlı) olan Trips haşeresinin tütün köklerinde yaşaması ve hayat devrelerini burada ikmal etmesidir.
b- Haşhaş :
Haşhaşa tahsis edilen arazi 1949 yılında 162 hektardır. Umumiyetle toprak hususunda müşkülpesent (seçici) olmayan bu bitki Gördes’te eskiden beri ekilmektedir. Ekimi güzlük olarak yapılır. Son baharda haşhaş ekilecek tarla derince sürülüp ikilenir, üçlenir ve tohum kumla karıştırılarak serpme suretiyle toprağa atıldıktan sonra sürgü çekilerek tohum kapatılır. Çimlenmesinden 20-25 gün sonra birinci çapası yapılarak seyreltmeye tabi tutulur. İkinci ve üçüncü çapasıda yapıldıktan sonra bitki büyümeye terk edilir. Kobak kısmı teşekkül ettikten sonra -ki bu zaman haşhaşın olgunluk devresidir- bunlar hususi bıçaklarla enine çizilerek buradan çıkan afyon hususi kaplara alınır. Afyon böylece çıkarıldıktan sonra kobakların sararmaya başladığı günden itibaren kobak kırma işine geçilir. Kobaklar dövülerek kalburlanma suretiyle tohum elde edilir.
Afyonun normal olarak satılması ve tohumdan çıkarılan yağın köylüler arasında belli başlı gıda olması dolayısıyla haşhaş ekimi gittikçe artmaktadır.
Müstahsiller eylül aylarında istihsal ettikleri afyonu, muhtelif il ve ilçelerden gelen tüccarlara satmaktadırlar. Fiyatlar piyasa durumuna göre çok defa değişmekte ise de ortalama olarak 28-30-32 liradan muamele görmektedir. Afyon bir murakabe (denetim) ve kontrol altında harice (ihracata) sevk edilmektedir ki bu durumu afyon ofis tanzim etmektedir.
Gördes’te az miktarda susamda ekilir. 1949 istihsali 247 tondur.
c- Palamut :
Sınai bitkiler arasına dahil edebileceğimiz palamut da ilçenin mühim gelir kaynaklarından biridir. 32.050 hektarlık bir saha işgal eder. Türkiye’de en kuvvetli taneni havi (tanen içeren) palamutlar Gördes’in Borlu bucağı ve civarındadır. Piyasada da Borlu namıyla satılır. (Tanen: Bitkilerin kök, kabuk, yaprak ve meyvelerinde (özellikle palamut meşesinde) bulunan, büzücü özelliği olan organik bir maddedir. Tanen maddesinin tarihteki en büyük kullanım alanı deri işlemeciliğidir -debbağlık/tabaklama-. Hayvan derileri bu palamutlardan elde edilen tanenli suyla yıkanıp işlendiğinde derinin çürümesi önlenir, deri esneklik kazanır, suya ve bakterilere karşı dayanıklı hale gelir.)
Palamut, Birinci Dünya Harbi’nden evvel Gördes’in başlıca geçim vasıtası iken harpten sonra kıymetini kaybetmiştir.
Palamut masrafsız bir gelir kaynağıdır. Ağaçları Hüda’yı nabittir (Allah'ın izniyle kendiliğinden bitmiş) ve uzun ömürlüdür. 1,5 ton palamut veren ağaçlar vardır. Palamut taneni için istihsal edilir. Gördes dağlık bir bölge olduğu için palamutlar tanen itibariyle ovada yetişenlere nazaran daha zengindir. Yani iyi kalitelidir. Ağaçtan toplanan palamutta pelit yani fındık nisbeti %15 dir. Kalite yükseldikçe pelit-fındık nisbeti azalmaktadır. Tırnak nisbeti üçte birdir. Pelit gibi tırnak nisbeti de kalite ile ters oranlıdır. Tırnak nisbeti çoğaldıkça kalite düşer. (Palamut meyvesini dıştan bir yuva gibi saran, üzeri pürüzlü, pullu veya dikenli olan kadehe (kadehçik/kupula) bağcılık ve ormancılık literatüründe tırnak adı verilir.)
Palamut eylül ayında silkilerek toplanır. Ve 15 günde kurur. Sonra İzmir yoluyla ya tabii şekilde veya İzmir fabrikasından çıkarılmış tanen halinde ellişer kiloluk torbalarla Avrupa’ya sevk edilir. 1949 istihsali 30.000.000 kilodur. Bu yılki istihsal fazla olmakla beraber rutubet dolayısıyla taneni azdır.
Birinci Dünya Harbi’nden evvel bir kilo palamut altın parayla bir kuruşa satılırken bugün kilosu on kuruşu geçmemektedir. Bu fiyat düşüklüğü şu suretle izah edilebilir. Palamut taneni vasıtasıyla derileri terbiye etmekte kullanılır. Halbuki bugün bu ameliyeler (işlemler) başka vasıtalarla yapıldığından palamut kıymetini kaybetmiştir.
Ziraat usulleri ve kullanılan aletler:
Gerek ziraat usulleri ve gerekse kullanılan aletler iptidai (eski usul, modern olmayan) şekildedir. Değişik ekim usulü, ikileme münavebesi (nöbetleşe ekim) tatbik edilmektedir Hububat-bakliyat veya hububat-sınai bitkilerden tütün veya susam yahut hububat-açık nadas-hububat.
Kullanılan zirai aletler öküzlerin çektiği adi kara sabandır Az miktarda pulluk da kullanılmaktadır. Toprak çapa ve kazmalarla kazılır. Modern ziraat aletlerinden Marşal (Marshall) yardımına göre ilçeye bir jondir (John Deere) benzin traktörü ve diskli pulluk verilmiştir.
Gübre olarak çiftlik gübresi kullanılır. Zengin çiftçilerden kimyevi gübre kullananlar da vardır. Bunlar süper fosfat, amonyum sülfat yerli gübreleridir.
Kumçay, Temrek ve İnderesi sularından faydalanılarak sulama da yapılırsa da bu şekilde sulanan arazi 200 hektarı geçmez. Bu sulama adi arklarla mümkün olmaktadır.
İlçede beş ziraat kooperatifi vardır. Bunlar Kasaba’da ve Borlu, Kayacık, Araplı ve Kurttutan’dadır. Yakınlığı dolayısıyla Kurttutan kooperatifi Akhisar Ziraat Bankası’na bağlıdır. (Kurttutan Köyü 23 Ekim 1955 Genel Nüfus Sayımından önce Salihli ilçesine bağlanmıştır.)
Toprağa tasarruf ve işletme:
İlce halkının %70’i arazi sahibidir. Bunların sahip olduğu araziyi büyüklüklerine göre şöyle bir tasnife tabi tutabiliriz.
Bu nisbetlerden de anlaşılacağı gibi halkın büyük bir kısmı küçük arazi sahibidir. İlçede büyük çiftlikler yoktur. Toprak kanunundan sonra büyük çiftçiler istimlak korkusuyla araziyi ellerinden çıkarmışlardır. Birinci Cihan Harbi’nden evvel kasabada arazinin üçte biri, köylerde % 5 kadarı Rumların elinde idi. Harpten sonra bu araziler Türklere geçmiştir. Arazi, sahipleri tarafından işlenmektedir. Ancak bir kısım arazi sahipleri kendisi işlemeyip kiraya veya ortağa verir. Üç, dört ortakçısı olabilir.
Başkalarının toprağında çalışan kadın ve erkek tarım amelelerinin gündelikleri yaz ve kış mevsimine göre değişmektedir.
Zirai durumunu böylece hulasa ettiğimiz Gördes’te köylünün bir yıl zarfındaki meşguliyetlerini aylara göre şu suretle sıralayabiliriz.
Mart ayını başlangıç olarak kabul edersek mart ve nisan yazlıkların (mısır, nohut, mercimek, burçak, tütün, bostan) ekim hazırlıkları ve ekimleri ile geçer.
Mayısta arpa orakları ve tütün, mısır çapaları yapılır.
Haziran devamı müddetince hasat ayıdır.
Temmuzda kısmen hasat, kısmen harman yapılır.
Ağustos’ta harman yapılır. Ve müsait topraklarda kurulama (çift sürmek, anızları toplamak) işleriyle meşgul olunur.
Eylülde istihsal edilen mahsul ambarlanır.
Ekim ayında kışlıkların ekimi başlar. Arpa, buğday, bakla, nohut, çavdar.
Diğer aylarda da (kasım, aralık, ocak) ekim ve hafriyat devam eder. Bu aylarda kadınlar çift sürme, hasat harman işlerinde ve istihsal edilen mahsulün naklinde çalıştıkları gibi bir kısmı da ellerindeki tezgahlarda halı dokurlar.
Şubattan itibaren yine yazlıkların hazırlığı başlar.





YORUMLAR