Salih OKKALI

Salih OKKALI

gordos75@gmail.com

1950'li Yıllarda Gördes-IX

31 Ağustos 2026 - 19:34 - Güncelleme: 31 Ağustos 2026 - 19:35

GÖRDES MONOGRAFYASI
Lâmia ERKUNT

III- İKTİSADİ DURUM

1- Ziraat:
Gördes eskiden beri bir ziraat bölgesidir. Toprakları orta derecede verimli olup kendi ihtiyacını temin edebilmektedir.
Kaza dahilinde arazi taksimatı şöyledir:

Bu taksimata göre ekilmeyen araziye nazaran ekilen arazi azdır. Ancak %15. Bu, Gördes'in dağlık bir bölgede bulunmasından ileri gelmektedir. Ayrıca kazada ormanlar da geniş yer kaplamaktadır. Heyelân da toprak kaybına sebep olduğundan ekilebilen araziye büyük kıymet atfedilmektedir.
Ziraat daha ziyade güney yamaçlarda yapılır. Kuzey yamaçlar gölgeli olduğundan hayvanlar için mer'a olarak bırakılır. Ziraat yapılan arazinin büyük bir kısmı hububata tahsis edilmiştir. Çünkü mevki, iklim, toprak bakımından hububat ziraatine ve meyveciliğe müsait görülmektedir.

A- Hububat:
Hububat arasında en mühim yer işgal eden buğdaydır. 1949 yılında buğday ekimine tahsis edilen arazi 6.115 hektardır. Buğday kazada iyi yetişmektedir. Verim zengin topraklarda bir'e on-oniki, fakir topraklarda beş-altıdır. Toprak, buğday ziraatine elverişlidir ve bol istihsal (üretim) yaptığından çiftçi bu topraklar üzerindeki ziraati benimseyerek yapmaktadır.
Buğday Gördes'te kışlık olarak ekilmektedir. Ekiliş Ekim, Kasım ve Aralık ayındadır. Geciken köylüler Ocak'ta da devam ederler. Bu aylarda toprak birinci sürmeye tabi tutulur. Buna devirme veya kaldırma denir. Aynı arazi ikilemeye ve üçlemeye tabi tutulur. Sonra tohum tavlı toprağa atılır. Dağlık bölgelerde don münasebeti ile sürgülenmeyip öylece bırakılır.
Hasat Haziranda yapılır. Yalnız dağlık bölgelerde ekim ve hasat işlerinde bariz surette farklar görülür. Ovalara nazaran bu işler gecikmektedir. Güneş ve gölge vaziyetine göre de olgunluk devreleri değişir. Güneş gören kısımlarda mahsul daha erken kemale gelmektedir.
Bölgede yetişen en iyi buğday Kasaba'nın batısında Eşti mevkiindeki karakılçık buğdayıdır (Eşti Mevkii, Manisa ilinin Gördes ilçesine bağlı Karaağaç mahallesi -köyü- sınırları içinde yer alan tarihi ve coğrafi bir bölgedir. Bölge halkı arasında zaman zaman Boyalı Eşti olarak da anılmaktadır).
1949’da istihsal edilen buğday 2.963 tondur.

Arpa:
Buğdaydan sonra ikinci mevkii işgal eder. Arpa ziraatine tahsis edilen arazi 1949’da 4.236 hektardı. Arpa bilhassa köy kesiklerinde "köye civar olan yerler" gübre fazla olduğundan iyi yetişir. Köylü arpa tarlalarını gübrelemek suretiyle "Arpalık" olarak diğerlerinden tefrik eder (tefrik etmek: ayırmak).
Arpa yazlık ve güzlük olarak iki mevsimde ekilir. Yazlıkların ekimi Şubat ve Mart'ta, güzlüklerinki de Ekim'den Ocak sonuna kadar yapılır. Tarlaların hazırlanması buğdayın ki gibidir.
1949’daki istihsal 2.688 ton'dur.

Çavdar:
Çavdar; buğday ve arpaya nazaran daha az ehemmiyetlidir. Çavdara tahsis edilen arazi 1949’da 2.775 hektardır. Bilhassa Kasaba'nın kuzeyinde bulunan Hanya civarında ehemmiyetli olarak ekilir.
Ekimi kışlık olarak Ekim, Kasım, Aralık’ta yapılır.
İstihsal 1949’da 1.253 tondur.

Mısır:
Mısır tarlaları ilçede 387 hektar arazi işgal eder. Yazlık olarak ekilir. Mısır ekilecek arazi Şubat aylarında devrilir. Mart ve Nisan içinde ikilenir, üçlenir ve sürgü çekildikten sonra sabanın arkasından bir dolu bir boş veya serpme suretiyle ekim yapılır. Birinci çapalamadan sonra seyreltmeye tabi tutulur. İkinci çapada köklerin bulunduğu yer kabartılır. Ağustos ve en son Eylül nihayetine doğru hasadı yapılır. Mısır ilçede eskiden beri ekilmektedir. Gerekli ehemmiyet verildiğinden iyi yetişir. Bilhassa sulak arazide çok iyi netice alınmaktadır.
1949 yılı istihsali 348 ton'dur. Aynı yıl Gördes'te 200 ton darı, 294 ton burçak istihsal edilmiştir.

B- Bağcılık ve Meyvecilik:
Bağlar ilçede 685 hektarlık bir saha işgal ederler. Yetiştirilen üzüm çeşitleri arasında bilhassa müşküle, çekirdeksiz üzümler ve misket üzümleri vardır. Kasaba'nın kuzeyinde, soğuğa mukavim (dayanıklı) olan İncekara ve Razakiler bulunur. Yalnız bulama denilen bol şıralı beyaz renkli ve yuvarlak üzümler soğuğa da sıcağa da mukavemet edemeyerek çatlarlar. (Müşküle üzümü, geç olgunlaşan, kış aylarına kadar dayanabilen, iri taneli ve sarı-yeşil renkli coğrafi işaretli bir üzüm çeşididir.)
Gördes'te şarapçılık yoktur. Misket üzümlerinin şarapçılığa elverişli olduğu tespit edilmiş fakat böyle bir teşebbüse geçilmemiştir. Üzüm kurutulmasına da ehemmiyet verilmemekte, ancak çiftçi aileleri kendi ihtiyaçlarını temin etmek için bir miktar kurutmaktadırlar. Aynı şekilde pekmez de yaparlar.
Bağlar Kasaba'nın kuzeyindeki Hanya civarında toplu, diğer kısımlarda ve merkezde dağınıktır.
Filoksera "Phylloxera" Anadolu'yu istila ettiği zaman burada da ileri derecede tahribat yapmış ve mevcut bağları kamilen (tamamen) öldürmüştür. Kumlu arazi içerisinde Filoksera haşeresinin pek ağır ilerlemesi hastalığı kısmen önlemişse de tamamıyla ortadan kaldıramamıştır.
Oidyum bağlarda zaman zaman tahribat yapmakta ve müessir ilaçlarla kısmen önlenebilmektedir.
Mildio da görülmekte ve bol miktarda kullanılan Bordo bulamacı ile tedavi edilmektedir.
Filoksera ve diğer hastalıklarla harab olan bağların yerleri boş bırakılmış ve bugün çalılık, kısmen de meşelik haline gelmiştir.
Mantarî hastalıklardan bilhassa "Peronospora vitikola" sık, sık müşahede edilmektedir. Gerek bu hastalığa gerekse filokseraya karşı yerli çubukların daha hassas olduğu bittecrübe (tecrübeyle) anlaşılmış ve son zamanlarda eski göreneklere göre tesis edilen bağlar yerine, hastalıklara daha mukavvim olan Amerikan asma çubukları kullanmak suretiyle bağ tesisi cihetine gidilmektedir. Bunlar arasında Riperya, R.99, 101-14, 420-A çubukları en ziyade kullanılanlarındandır.
Bunların bir mahzuru aşılama işinin masraflı oluşu ve yerlilere nazaran geç mahsul vermesidir. Topraktaki kireç nisbetinin, Amerikan çubuklarının yetişmesini güçleştirmemesi için bağcılık istasyonlarınca toprak tahlile tabi tutulmakta ve verilen rapora göre dikilmektedir.
Gördes’te bağlar şu şekilde hazırlanır: Bağ tesis edilecek arazi derin sürmeye (kirizme) tabi tutulduktan ve gübrelendikten sonra çubukların dikileceği yerler iplikle tesbit edilmekte, kasım ayı içinde 50 şer cm. derinliğinde çubuk yerleri açılmakta ve bu çukurlar bir kış böylece bırakılmaktadır. İlk baharda çubuklar, bir kümbet yapıldıktan sonra dikilip toprakla kapatılmakta ve bahar devamınca sürme işleri devam ederek yabani otlar toplanmaktadır. Bu suretle tesis edilen bağlarda çubukların ve sıraların arasında umumiyetle 1,5 x 1,5 veya 2 x 2 metre kadar mesafe bırakılmaktadır. Çubuklar dikildikten sonra da daimi bir bakıma muhtaçtırlar. Gübrelemek, omcalara (omca, bağcılıkta kullanılan ve tek bir üzüm asmasının kök, gövde ve dallarını içeren bütünsel yapısına verilen isimdir) şekil vermek vs. Sürme işinin tek hayvanla çekilen pulluklarla yapılması gerekli iken Gördes’te ameleler marifetiyle çapalama ve belleme usulleri tatbik edilmektedir. Bağlar köklü ve köksüz olarak iki şekilde dikilir. Hususi olarak yetiştirilen asmalar bağ kulübeleri önünde çardaklara sarılır. Bağ olarak tesis edilenlerin ise çardaklara ağaçlara sarılmasına meydan verilmez. Normal vaziyette çubuklar toprak seviyesinden itibaren 50-60 cm kadar büyütülür. Kolların altına çatal herekler (kazık) dikilmek suretiyle üzüm mahsulünün çürümemesi sağlanmaktadır.
Köklü çubuklar meyve fidanı gibi köksüz olanlar ise çubuklar çukura mailen (eğik şekilde) yatırılmak suretiyle dikilir. Bağların içinde muhtelif meyve ağaçları da görülmektedir.
(Filoksera (Phylloxera), asma bitkisinin köklerine ve yapraklarına saldırarak onu tamamen kurutan, bağcılık tarihinin en ölümcül ve en yıkıcı böcek zararlısıdır (bilimsel adı Daktulosphaira vitifoliae). "Anadolu'yu istila ettiği zaman burada da ileri derecede tahribat yapmış ve mevcut bağları kamilen öldürmüştür" ifadesi, dünya ve Türkiye bağcılık tarihinde yaşanmış gerçek bir felakete işaret eder.
Oidyum, halk arasında daha çok Külleme (veya bağ küllemesi) olarak bilinen, asmanın yeşil aksamına saldıran son derece yaygın ve tehlikeli bir mantar hastalığıdır.
Mildio (Mildiyö), asma bitkisinin yeşil aksamına (özellikle yaprak ve salkımlarına) saldıran, tarımda halk arasında "Bağ Peronosporası" veya "Pronos" olarak da bilinen son derece tehlikeli ve bulaşıcı bir mantar benzeri (Oomycete) bağ hastalığıdır.
Peronospora vitikola, biyoloji literatüründeki güncel adı Plasmopara viticola olan, bağcılık dünyasının en yıkıcı yalancı mildiyö (mildiyö) mantarıdır.)

Reklam
Reklam
Reklam
Bu yazı 131 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum