Salih OKKALI

Salih OKKALI

gordos75@gmail.com

Gördes Halıcılığı İncelemesi: Bir Emeğin ve Geleneğin Portresi-I

04 Mayıs 2026 - 10:49 - Güncelleme: 04 Mayıs 2026 - 11:01
Reklam

       Sizlere 1973-1974 yıllarında Edirne Kız Öğretmen Okulunda okurken, Eğitim Sosyoloji dersi için hazırlanan ödevi paylaşmak istiyorum. Hazırlanan çalışma, kapakla birlikte 24 sayfadan ibarettir. İnci gibi el yazısı kullanılarak yazılmış olması dikkat çekicidir.
       Bu çalışmanın ne zaman elime ulaştığını tam olarak hatırlamıyorum, belki 18 ya da 20 yıl oldu. 2026 yılı Ocak ayında elimdeki Gördes’le ilgili dokümanları kurcalarken bu fotokopiler yeniden karşıma çıktı. “Halıcılık” başlığını taşıyan ödevin itinayla hazırlanmış bir içeriğe sahip olduğunu ve yazının itinayla yazıldığını gördüm. Hazırlanan çalışmanın, 52 yıl öncesindeki Gördes ilçesi ile ilgili sosyal ve ekonomik yönde bilgiler içermesi nedeniyle bu çalışmanın kamuoyuna kazandırılması gerektiğini düşündüm.
       Ancak eser sahibine ulaşmam, öncelikle kendisinden izin almam gerektiğini düşündüm. Birkaç gün sonra elimdeki fotokopiler üzerinde yer alan Ayşe ÖĞÜT (BAYRAM) ismine yani emekli öğretmen Ayşe Bayram’a ulaştım. Kendisine bu çalışmayı yayınlamak istediğimi söyleyerek ve bu konuda iznini aldım. Emekli öğretmen Ayşe Bayram’a teşekkür ediyorum. Ayrıntıya girmeden Ayşe Bayram’ı tanıtmak istiyorum.
       Ayşe Öğüt(Bayram), 1957 yılında Gördes’te doğar. Edirne Kız Öğretmen Okulu’ndan 1974 yılında mezun olur.  1974 yılında Gördes’in Sarıaliler Köyün’de öğretmenliğe başlar. Sarılaliler ilkokulunda yaklaşık 8 yıl görev yapar. Daha sonra Yakaköy’de ve ardından Gördes Cumhuriyet İlkokulunda öğretmenliğe devam eder. Ayşe Bayram, öğretmen olan eşi Mustafa Bayram’la birlikte 1994 yılında İzmir’de yaşamaya başlar. 2013 yılına kadar İzmir’de devlet okullarında öğretmenlik mesleğini başarıyla devam ettirir. 2013 yılıda emekli olur  ve bir süre daha öğretmenlik mesleğini özel okullarda sürdürür. Öğretmen olan Bayram çifti emeklilik günlerini İzmir’de geçirmektedir. Ancak Ayşe Bayram ve Mustafa Bayram Gördes’i de ihmal etmezler ve sıksık Gördes’e  ziyarete gelirler.
        Hazırlanan çalışmaya kapak görseli olarak, halıcılık başlığı ve tezgâhta halı dokuyan kadınlar resmedilmiş. Titizlikle hazırlanan ödeve milimetrik kâğıda çizilerek işlenmiş halı deseni örnekleri ve tablolar da eklenmiş. Bu çalışmayı, o günün sosyo-ekonomik şartlarını göstermesi anlatması bakımından yapılacak araştırma ve çalışmalara ışık tutması amacıyla aynen yayımlamak istiyorum.

Bu kıymetli metin, sadece ödev değil; aynı zamanda 1970'li yılların Türkiye’sinde, mahalli bir el sanatımızın nasıl bir geçim mücadelesine dönüştüğünü gösteren bir sosyolojik tanıklık belgesidir.

Bu çalışma, Manisa’nın Gördes ilçesiyle özdeşleşmiş olan halıcılık sanatını; ekonomik, teknik ve insani boyutlarıyla ele alan bir saha araştırmasıdır. Bir eğitim sosyolojisi ödevi kapsamında hazırlanan bu metin, akademik bir merakla toplumsal bir duyarlılığı birleştirmesi bakımından büyük değer taşımaktadır.

Çalışmanın Öne Çıkan Boyutları
1. Teknik ve Tarihsel Hafıza:
Metin, halının Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan tarihsel serüvenini özetlemekle kalmaz; aynı zamanda "çözgü", "atkı", "kirkit" ve "vargele" gibi dokuma terimlerini açıklayarak teknik bir kılavuz işlevi görür. “Gördes Düğümü” gibi dünya literatürüne girmiş bir tekniğin, alandaki üretim süreçlerini detaylandırır.
2. Sanayileşme ve Doğallık Çatışması:
Çalışmada boyama tekniklerine ayrılan bölüm, geleneksel bitkisel boyacılıktan (kök boya/alizarin) kimyasal boyacılığa (anilin) geçişin halının kalitesi üzerindeki yıkıcı etkisini eleştirel bir gözle sunar. Bu, bir sanatın sanayileşme karşısında yaşadığı nitelik kaybına tutulan bir ışıktır.
3. Sosyolojik ve İnsani Bakış:
Çalışmanın en çarpıcı kısmı, halı dokumacılarının (özellikle kadınların ve çocukların) yaşam koşullarına odaklanmasıdır.
Emek Sömürüsü: Sigortasız çalışma, düşük yevmiyeler ve çocuk yaşta (7 yaş) işe başlama gibi acı gerçekler, yapılan röportajlarla somutlaştırılmıştır.
Sağlık Sorunları: Rutubetli evler, tozlu ortamlar ve eklem ağrıları gibi mesleki hastalıkların altı çizilerek, üretilen zarafetin arkasında ödenen bedelleri gözler önüne serilmiştir.
4. İstatistiksel Verilere Yer Verilmesi:
Çalışma, 1894’ten 1974’e kadar uzanan geniş zaman dilimindeki üretim ve fiyat istatistiklerini sunarak, yerel bir üretimin küresel ve ulusal piyasadaki verilerini aktarır.
Bu Çalışma Neden Önemli?
Bir Dönemin Kaydı: 1970'li yılların Gördes’indeki sosyal yapıyı ve ekonomik dokuyu günümüze taşır.
Kadın Emeğine Vurgu: Ev eksenli üretimin gizli kahramanları olan kadınların sesini duyurur. Onların hayallerini (örneğin öğretmen olma isteği) ve gerçeklerini karşı karşıya getirir.
Çözüm Odaklı Yaklaşım: Sadece sorunları saptamakla kalmaz; işçilerin sigortalanması ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi gibi somut çözüm önerileri sunarak bir çağrıda bulunur.
Özetle
Bu metin, Gördes halısını sadece "yere serilen bir yaygı" olarak değil; içine toz, emek, göz nuru ve hayallerin dokunduğu canlı bir organizma olarak anlatmaktadır. Yerel kültür mirasına sahip çıkarken, bu mirası var eden insanların haklarını savunan onurlu bir çabadır.
1973-1974 yıllarında Ayşe Öğüt (Bayram) tarafından hazırlanan çalışmayı aynen aktarıyorum.
(Açıklama: Birkaç dipnot eklenerek, fotoğraf ve desenler aslına sadık kalınarak iyileştirilmiş ve renklendirilmiştir.)

**** ****
AYŞE ÖĞÜT (BAYRAM)
1973-1974 EDİRNE KIZ ÖĞRETMEN OKULU DÖNEM ÖDEVİ

ÖNSÖZ
Bu kitapçığımı İç Batı Anadolu’nun küçük bir kasabasının geçim kaynağı olan halıcılığını tanıtmak için yazdım. Ereğim[1] sizleri halıcılık konusunda biraz olsun aydınlatabilmek, Gördes’in geçim kaynağı olan halının ekonomik önemini, halının dokunuşunu, işçilerin durumlarını, halı malzemelerinin neler olduğunu araştırıp sizlere bu konuda kısaca bilgi vermektir.
Olanaklarım içerikliğinde[2] geziler, gözlemler, kişilerle konuşmalar yaparak çalışmalarımı rapor haline getirdim. Sonunda bu kitapçığı oluşturdum.

İÇİNDEKİLER
Önsöz
Giriş
Konunun seçimi
Konunun seçiminin nedenleri
Konunun incelenmesinin nedenleri
İnceleme ve araştırmanın önemi
Halı
Halı nasıl dokunur
Halı tezgâhları
Halı ipleri
Boyahaneler
Kişilerle konuşmalar
İstatistik
Konunun çözüm yolları ve kişisel görüşlerimiz
Sonsöz
Yararlanılan kaynaklar

GİRİŞ
Bu küçük kitabımda Gördes halı dokumacılığında çalışan işçilerin karşılaştığı güçlükleri ve sorunlarını ele aldım. Ayrıca halıcılık konusunda basılı kaynaklardan elde ettiğim bilgilerle sizleri de bu konuda biraz olsun anlatmak istedim.

KONUNUN SEÇİMİ: Eğitim sosyolojisi dersinde inceleme konusu olarak halı işçilerinin sorunlarına değinmek için bu konuyu seçtim.
KONUNUN SEÇİMİNİN NEDENLERİ
Gördes, İç Batı Anadolu'da Manisa iline bağlı 7360 nüfuslu bir ilçedir. İlçenin başlıca geçim kaynağı tütüncülüktür. Tütüncülükten sonra halkın geçiminde en önemli yeri, bir el sanatı olan halıcılık alır. Halıcılık bir el sanatı olmaktan çıkmış bir geçim kaynağı olmuştur. Benim de bu çevreden olmam, halı dokuyan kişilerin karşılaştıkları güçlüklere biraz olsun değinebilmek, beni bu konuyu seçmeye yönelten nedenlerdendir.
KONUYU SEÇMENİN EREĞİ
Halı dokuyan işçilerimizin sorunlarının tüm halkımız tarafından duyulması. İşçilerin haklarının verilmesi.
İNCELEME VE ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ
İncelemenin ereği incelenen konunun bütünüyle tanınmasıdır. Tam bir inceleme çok ayrıntılı olur. İnceleyici ne görürse onu aynen saptamalıdır. İyi ve sağlıklı bir inceleme yapabilmek için o konu üzerinde çok çalışmak, birçok gezi ve gözlemler yapmak gereklidir.

HALI
Bir çeşit yaygı ve aynı zamanda başlı başına bir sanat eseridir. Çoğunlukla yünden dokunur. Genel olarak kısa ve sık tüylüdür. Nakışlı veya nakışsız çeşitleri olan halılar yere yaymakta ya da duvar asmakta kullanılır.
Halının anavatanı Orta Asya’dır. İlk halılar Türkistan’da dokunmuş, ilk halı örnekleri de burada yapılan kazılarda ele geçmiştir. Halıyı Hindistan’a, Mısır’a ve Çin’e götürenlerde Türklerdir. Halı sözü, Türkçe çeyiz ve geline verilen mihir anlamındaki “kalı”dan gelir.
Halıcılık, Selçuklu Türkleri tarafından Anadolu ve İran’a getirilmiştir. Anadolu’da çeşitli halıcılık merkezleri belirmiş ve buralarda dokunan halılar dünya ölçüsünde ün kazanmıştır. Anadolu’da Selçuklular zamanında dokunan Türk halısı örnekleri İstanbul’da Türk ve İslâm Eserleri Müzesinde gösterilmektedir. Zamanla bazı şehirler doğrudan doğruya halıcılık merkezleri olarak gelişmiş ve bu alanda büyük ün yapmıştır. En eski halıcılık merkezleri Gördes, Kula, Uşak, Bergama, Lâdik, Demirci’dir. Daha yeni olan merkezler ise Sivas, Isparta, Bor, Simav ve Kayseri’dir.
Orta Asya’dan göçerek Uşak ve çevresine yerleşen Yörükler burada halı dokumaya başlamış ve Uşak zamanla dünya ölçüsünde bir halıcılık merkezi olmuştur. XVI. yüzyıldan itibaren Uşak’tan Avrupa’ya halı ihraç edildiğini biliyoruz. En güzel Türk halıları Uşak’la beraber Gördes, Kula ve Bergama’da dokunmaktadır. Halıcılık Türklerden İran yolu ile Avrupa’ya geçmiştir.


HALI NASIL DOKUNUR

Halı büyükçe bir kasnaktan ibaret olan tezgâhta dokunur. Tezgâhın alt tarafı yere tutturulmuştur. Üst tarafı oynayabilir. Halı tezgâhına önce yukarıdan aşağıya doğru ipler gerilir. Gayet sık şekilde gerilmiş olan bu iplere “çözgü” ya da “arış” denir. Halı bu sağlam yün iplerinin üzerine dokunur. Çözgü iplikleri iki yüzey meydana getirecek şekilde, bir bölümü önde, bir bölümü de arkada olmak üzere gerilir. Bunların arasında “vargele” denen bir değnek vardır. Vargele, düğüm atmayı kolaylaştırmak için iki sıranın arasını açmaya yarar. Halı dokunurken çözgü iplerinin arasından “atkı” ipi geçirilir. Atkı, her çözgü ipinin birini önde, birini arkada bırakacak şekilde geçirilir. Bundan sonra bir sıra düğüm atılır. Tekrar atkı ipi geçirilmeden önce “kirkit” denen özel tarakla düğümler aşağıya çekilerek sıkıştırılır, atkı ipi geçirilir.

HALI TEZGÂHLARI
Evlerdeki tezgâhlar yörük çadırlarındaki tezgâhlardan daha büyüktür ve dikinedir.
Tezgâhlar şöyledir; tezgâhın dayanağı iki yanda iki kalın tahtadır. Bu tahtaların aşağı tarafları 50 cm. kadar toprağa gömülüdür. Yerden 50 cm. yüksekliğinde olmak üzere tahtalarda birer büyükçe delik açılır. Tahtaların yüksekliği 120-130 cm. kadardır.
Tahtaların üst kısmında hilal biçiminde birer gedik yapılır. Tezgâhın büyüklüğüne, küçüklüğüne göre yuvarlak iki kereste daha vardır. Bu kerestenin birisi yandaki iki kalın tahtanın alt deliklerine geçirilir. İkinci kerestede yine yan tahtaların üst tarafındaki deliklere geçirilir. Yuvarlak kerestelerin uçlarına iki delik açılır. Bu deliklere takılan “yatı” ve “burgu” adındaki sert ağaçtan yapılmış olan kollarla yukarıdaki ufki[1] ağaç döndürülür. Bu ağaca dokunacak olan halının erişleri sarılmıştır. Alt taraftaki yuvarlak keresteye dokunmuş olan kısım sarılır. Bu kısım 50-60 cm. olan bir çukurda döner. İşçiler de ayaklarını bu çukura sallayarak halıyı dokurlar.

HALI İPLERİ

Gördes halılarında halı ipi genellikle pamuktur. Yapağı, yıkanır kurutulur, kadınlara verilir. Kadınlar onu el taraklarıyla güzelce tarar sümek yaparlar. El çıkrıklarıyla bükülür veya kirman ile eğrilirdi.
İp ve argaç kabaca yumuşak bükülür. Böylece elde edilen ip, argaç kelep edilir. Bundan sonra istenilen renge boyanır.
Argaç: Pamuğun biraz adi tabakasından oluşur.
Eriş: Kaliteli pamuktan imal edilir.
İlme: Koyun yününden elde edilir.
BOYAHANELER
Halının kıymetini arttıran rengi ve nakışıdır. Eskiden boya işi için kullanılan maddeler hep memleketten toplanırmış. Yalnız çivit dışarıdan gelirmiş. Taze ceviz kabuğu, soğan kabuğu, mazı, palamut, sarı ot kökü, çam kabuğu, sumak, nar kabuğu gibi şeylerde boya olarak kullanılırmış. Yüzyıllarca solmayan halıların boyaları hep bunlardan temin edilirmiş. Eskidikçe bu renkler daha parlak ve göz alıcı olurlar.
Bugün bu çeşit boyaları bilenler aramızdan ayrılmıştır. Zamanla halının değeri arttıkça çabuk boyamak ve çok halı dokumak problemleri ortaya çıktı. Bunun için Avrupa’dan boyalar getirildi eski bitki boyacılığı da dirilmemek üzere öldü. Bitki boyalarının yerine “alizarin[1]” boyası kullanıldı. Bu biraz dayanıklıydı. Fakat bunun yerine Anilin[2] boyası kullanılınca halıcılık iyice battı.

Hemen hemen halı ile uğraşan her tüccarın bir boyahanesi vardır. Bu boyahanelerde sipariş ipler boyanırdı. Sipariş ipler halı dokunurken biterse yeniden aynı renkte halı ipi boyası bulmak gerekir. Yeni renkle eski rengin birbirini tutması için, aralarında en ufak fark olmamasını sağlamak için usta; bütün ustalığını gösterirdi. Aksi halde halıda aynı ipin nakışları arasında bir kopukluk meydana gelir. Ve koskoca halı kıymetten düşer. Kazanlarda kaynayan o ipten bir parça çıkarır, elinde bulunan bir parça ile karşılaştırır, renk olduysa çıkarır olmadıysa biraz daha kaynatır. Fakat usta sık sık kontrol etmek zorundadır. Herhangi bir rengin nasıl boyanacağına dair ellerinde bir tarifname vardır.

Tüccarların boyahanelerinden başka serbest çalışan boyahaneler de vardır. Bu çeşit boyahanelerin boyaları has boya değildir.
(Devam Edecek)

Bu yazı 118 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum