Salih OKKALI

Salih OKKALI

gordos75@gmail.com

1950'li Yıllarda Gördes-II

26 Haziran 2026 - 16:17 - Güncelleme: 26 Haziran 2026 - 16:18

GÖRDES MONOGRAFYASI
Lâmia ERKUNT

(Monografya: bilimsel ya da edebi bir alanda özel bir konuyu, bir sorunu veya tek bir kişiyi derinlemesine inceleyen kapsamlı inceleme yazısı veya kitap. Bu çalışma; Lâmia Erkunt tarafından 1949-1950 ders yılında hazırlanmış, 1950 yılında tamamlanarak İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölümünde, bitirme tezi olarak kabul görmüştür. Tezdeki kelimelerin orijinal yazımı korunarak dijital ortama aktarılmıştır. Bu çalışmada yer alan terimlerin bir kısmı, 1950’li yıllarda kullanılan ancak bugün kullanılmayan ya da çok az kullanılan bazı kelimelerin anlamları veya açıklamaları günümüz Türkçesi ile parantez içinde italik olarak verilmiştir.)

Ö N S Ö Z
Büyük şehirlere, liman ve iskelelere ulaştıran anayolların uzağında arızalı bir bölgeye sıkışmış olan Gördes ilçesi eski devirlerin her bakımdan hareketli ve mühim bir kasabası iken, canlı hayvanlardan mürekkep kervan yollarının yerini motöre ve demiryollarına terketmeye başlamasile birlikte yavaş, yavaş parlak durumunu kaybetmiş, yangın ve heyelân gibi tabiî afetler onu büsbütün tahrip etmiştir.
Coğrafi bakımdan tetkik edilmeyen bu ilçeyi tez olarak incelerken artık bir harabe haline gelmiye başlıyan kasabanın 2 Km. daha kuzeyinde güzel bir sahaya nakledilmekte oluşunu ve yeniden inşasına başlanan bir yol ile kısa mesafeden Akhisar'a bağlanmak üzere bulunuşunu görmek, bu mes'ut başlangıcın Gördes'i eski mertebesine ulaştıracağı ümit ve tesellisile benim için büyük bir bahtiyarlık oldu.
Bu husustaki çalışmalarımda değerli yardımlarını esirgemeyen sayın büyüklerime teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

I- FİZİKİ DURUM
I- Mevkii, hududu, yüz ölçümü:
Manisa vilâyetine bağlı bir kaza olan Gördes, vilâyetin kuzeyinde 1514 kilometre karelik arızalı bir saha üzerinde kurulmuştur. Ege bölgesinin İç Batı Anadolu bölümüne dahildir.
Doğudan Demirci, Güney Doğudan Kula, Güneyden Salihli, Batıda Akhisar ve Kuzeyden Sındırgı kazaları ile hudutlanmıştır.

2- Avarız ve Bünye: (Yer şekilleri, engebe ve jeolojik yapı)
Gördes ve civarı heyeti umumiyesi ile arızalı bir bölgedir. Mıntıkada vadilerle yarılmış, 800 -1000 metre irtifaında tesviye satıhları ve bunlar üzerinde yer, yer yükselen tepeler mevcuttur.
Kuzey batıda Karaoğlan, Güney batıda Azim, Kuzeyde Tekke, Çomaklı dağları bunlar arasındadır. En yükseği 1050 metre irtifaındaki Azim dağıdır.
Kasaba (bu çalışmada kasaba, Eski Gördes şehir merkezinin yerine kullanılmıştır), Tekke dağının Güney eteğinde ve Kumçay’ı üzerine inen meyilli bir saha üzerindedir. Killi, marnlı, kalkerli ve greli tabakalardan müteşekkil olan bu yamaç bir heyelân sahasıdır. Senelerden beri tedrici olarak devam eden heyelân bilhassa yağmurların fazla olduğu kış mevsiminde vukua gelmektedir.
Kasaba çevresi vâdi boyunca uzanan bir neojen sahası (Neojen saha, jeolojik zaman çizelgesinde günümüzden yaklaşık 23 milyon yıl önce başlayıp 2,6 milyon yıl önce sona eren Neojen Dönemi'nde oluşmuş arazileri ifade eder) içinde bulunmaktadır. Bu neojen saha doğu, kuzey ve batıda mikaşistlerle (Mikaşist, killi ve mika yönünden zengin kayaçların yer kabuğunun derinliklerinde yüksek sıcaklık ve basınç altında kalmasıyla oluşan, pullu ve parlak bir başkalaşmış-metamorfik- kayaç) çevrilmiştir. Güneyde ise gnays'lerden (Gnays, yer kabuğunun derinliklerinde aşırı yüksek sıcaklık ve basınç altında şekil değiştirmiş, şeritli (bantlı) yapıya sahip, çok sert ve eski bir başkalaşmış-metamorfik- kayaç) müteşekkil bir saha vardır.
Yine bu neojen saha yer, yer riolitik terkibinde lâv'larla katedilmiştir.
Bölgede yüksek kısımlar, eski sahrelere tekabül etmektedir (eski sahreler: geçmişte deniz seviyesine yakın olan ancak zamanla yükselen eski aşınım düzlükleridir, peneplen). Meselâ kasabanın batısındaki Şahinkaya, 960 metre irtifaında riolit'den müteşekkil bir neck'dir (neck: volkan boynu veya volkan bacası, aktif haldeki bir yanardağın bacası içinde donup kalan ve daha sonra etrafındaki yumuşak tabakaların aşınmasıyla kule gibi ortada çıkan sert kaya kütlesidir). Ve hakim bir relief (yer şekli) teşkil eder. Yumuşak neojen rusubi (rusubi: tortul, sedimanter) tabakalarının süpürülüp gitmesiyle meydana çıkmıştır. Buradaki neojen depoları, tatlı su fosillerini ihtiva etmektedir.  Şahin kayası gibi sivri tepe ve kara tepe de riolittir (riolit: volkanik- magmatik bir kayaç türü).
Kasaba ile batısında Kayacık arasında 700 metre irtifaında bir düzlük mevcuttur. Bu düzlükte neojen hemen, hemen ufkî olup istikameti doğu-batıdır. Kumtaşı, konglomera (çakıl kaya) ve şistli kil'lerden (şistli kil: kil taşı) müteşekkil olup yer yer fay'larla kırılmıştır.
Kasaba'nın hemen güneyinden geçen Kumçay marn, şistî kil, mika pulları bakımından zengin olan kumtaşlarından müteşekkil gevşek ve ufkî olan neojen içinde akmakta ve gnays'lerle mika şistlerin kontak sahasına yakın bir yerde güney batıya kıvrılmaktadır. Akarsu dar bir vadi tabanı içinde menderesler çizer.
Kumçay'ın doğusundaki tepelerde neojen 680 metreye kadar yükselir. Daha ziyade marn'lardan (marn: kil ve kireç karışımından oluşan gevşek bir tortul kayaçtır- taşlaşmış çamur) müteşekkildir. Sırt'ın kendisi ise mika şistlerden mürekkep olup yer, yer gnays'ler de görülmektedir.
Kasabanın doğusunda çok kıvrımlı şistler mevcuttur. İstikametleri kuzey doğu ile kuzey batı arasında oynamaktadır. Bu şistlere birçok granit ve pegmatit damarları keser. Buradaki sırtlarda yüzey şekilleri tatlıdır. Toprak kumludur. Üzerinde tarlalar, mer'alar, yazın yeşillenen çalılar ve münferit bazı ağaçlar yer almaktadır.
Daha doğuya gidilecek olursa yeniden geniş neojen sahaları başlar ki burası artık Demirci yöresidir.
Hülâsa (özetle, sonuç) olarak: Bütün bu mıntıkada 800-1000 metre arasında değişen ve hem eski temeli, hem de neojeni kesen bir peneplen mevcuttur. Eski temel hafif dalgalı olup yer, yer kubbemsi yükseklikler mevcuttur. Vadiler dar ve ivicaclıdır (ivicaclı: kıvrımlı). Buna mukabil Tersier sahasında peneplen, aynı irtifada olduğu halde morfoloji farklıdır. Yer, yer bir takım meyil inkıtaları (eğim kırıklığı) görülür. Bunların bir kısmı korniş'lere (dik kayalık, dik yamaç) tekabül eder. Yani farklı itikâl'in (itikal:aşınma, erozyon) eseridir. Bazıları da Philippson'a göre kırıklarla meydana gelmiştir. Yer, yer şahit tepeler görülür. Bunların üzerinde mukavvim (mukavvim: dayanıklı, dirençli) tabakalardan müteşekkil kornişler vardır.
Vadiler geniş fakat dik yamaçlıdır. Daha yukarıda volkanik kütleler, kısmen sivri kayalar teşkil eder. Kısmen de kalkan şekilli kubbeler meydana getirirler. Bu indifa (volkanik püskürme) kütlelerin ekserisi riolittir.
Mıntıkanın toprak bakımından verimi azdır. Eski temel üzerinde bulunan ve tecezziden (tecezzi: ayrışma, ufalanma, parçalanma) meydana gelen toprak az, kuru, kumludur.

Bu yazı 97 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum