Salih OKKALI

Salih OKKALI

gordos75@gmail.com

1950'li Yıllarda Gördes-V

28 Temmuz 2026 - 13:24 - Güncelleme: 28 Temmuz 2026 - 13:24

GÖRDES MONOGRAFYASI
Lâmia ERKUNT
II- BEŞERÎ DURUM
1- Tarihçe:
Gördes'in tesis tarihi malum değildir. Seyahatnamelere yahut Yunanistan’ın tarihi ve dini eserlerine atfen eski Anadolumuzun harabeler tarihini meydana getiren Charles Button'un burayı tetkik etmeyip ihmal edişi Gördes'in tarihi mazisinin ehemmiyetli olmadığına bir delil olarak gösterilmektedir. Zaten memleketin bulunduğu saha orta derecede verimli olup fazla nüfusun toplanmasına müsait değildir. İstilâlarda Gördes isminin geçmediğine, bu akınların kazanın kuzey ve güneyinden geçtiğine bakılırsa buranın mevkiinin askeri bakımdan da ehemmiyetli olmadığı anlaşılabilir.
Gördes'in Yunanlılar tarafından Ege bölgesinde ilk defa tesis edilen 9 kasabadan biri olup isminin de Atina kralı Gordios'a izafe edilmesi tahmin edilmekte ise de bunun ne dereceye kadar hakikat olduğunu tayin ve tesbit edecek tarihi vesika yoktur.
Gördes isminin menşei hakkında muhtelif izahlar vardır: 1937 senesinde Kemal Irmak tarafından yazılan Manisa vilâyeti tarihinde Gördes'in eskiden Gordium ismini taşıdığı ve İskender’in kılıcı ile Gordium düğümünü çözdüğü yerin burası olduğu yazılı ise de hakikatte düğümün çözüldüğü yer Eskişehir-Ankara arasında olup Gördes'le alâkası yoktur.
Lidya haritasına ve İslâm ansiklopedisine göre Gördes ilçesinin Roma'lılar zamanındaki isminin "Julia Gordus" olduğu anlaşılmaktadır. Kiepert haritasında da aynı ismi görmekteyiz.
Lidya'lılar zamanında Lidya ittihadını (birliği, konfederasyonu) teşkil eden 100 kasabadan biri olan Gördes, Lidya'lıların idaresi altında uzun zaman yaşamıştır. Gördes'in Türklere intikali Selçuklular zamanındadır. Selçuk devletinin inkırazı (yıkılışı) üzerine Saruhanoğulları burada beyliklerini ilân etmişlerdir. Merkezi Manisa olan Saruhanoğulları Beyliği miladi 1313 senesinde Manisa ile diğer Lidya şehirlerini alan Saruhan Bey tarafından kurulmuştur. Beylik, merkezi Manisa olmak üzere Menemen, Demirci, Gördes, Nif, Turgutlu kasabalarını kaplıyordu.
Saruhan Bey, Türkmen beylerinden olup kendisinin, Aydınoğulları gibi Germiyan Beyliği kumandanlarından olduğu sanılmaktadır. Saruhan Bey 1346 da ölmüş, yerine oğlu İlyas Bey ve onun da 1364 ölmesi üzerine oğlu İshak Bey geçmiştir. Bu aileden Osmanlılarla ilk münasebette bulunan İshak Bey'in oğlu Hızırşah Beydir. Bu, Osmanlı hükümdarı Murat Bey'in (I. Murad Hüdavendigar) Kosova muharebesinde şehit olması Osmanlılar aleyhine olarak Karamanoğlu Alâeddin Bey ile anlaşmış ise de Yıldırım Bayezid, bunların birlikte hareketlerine meydan vermeyerek 1390 da Saruhan Beyliğini işgal ettiğinden Hızırşah, memleketini terk ederek Timur’un yanına kaçmıştır. Hızırşah Ankara harbinden sonra memleketine sahip olmuş ve Osmanlı Şehzadeleri arasındaki mücadelede İsa Çelebiye yardım ettiği için Çelebi Mehmet tarafından yakalanarak öldürülmüş ve memleketi Osmanlılara geçmiştir. "1402 sonu veya 1403".
Osmanlılar zamanında Manisa eski ehemmiyetini mümkün mertebe muhafaza etmiştir. Osmanlı devleti teşkilâtında Anadolu beylerbeyliğine merbut (bağlı) bir sancak olarak idare olunmuş ve 1923’deki son teşkilât mucibince (gereğince) vilâyet olmuştur.
Millî mücadele yıllarında Gördes, ilk olarak 15 Temmuz 1920 de Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. Birkaç defa istirdat (düşmandan geri alma) ve yeniden istilâ edildikten sonra 14 ay kadar Yunan işgalinde kalarak 30 Ağustos 1922 de kurtarılmıştır. Yalnız Yunanlılar giderken kasabayı 14 ev müstesna (istisna, dışında) kâmilen (tamamını) yakmışlardır.

2- Tarihi Eserler:
Gördes tarihi eserler bakımından oldukça zengindir. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:
Kasabanın kuzeyinde, doğuya doğru imtidat eden (uzanıp giden) bir Hisar mevkii ve orada Hisar dedesi namıyla bir türbe vardır. Bu türbenin sahibine ne için Hisar dedesi denildiğine dair halk arasında hiçbir bilgi yoktur.
Kasabanın tam ortasında ve birkaç evin zemininde bazı mermer sütunlar vardır. Bunların evvelce mevcut bir mabede işaret etmesi muhtemeldir. Bundan başka Gördes minarelerinde kare ve müstatil (dikdörtgen) mermerler vardır ki bunlardan Uzunçam (camii) minaresinin kaidesinde Yunanların meşhur Delfi ayinlerinde kızların, tarihi muvaffakiyetlerde de kumandanların başlarına koydukları dallardan yapma bir çelenk ve bir kraliçeye şükran hatırası olarak yazılan bir kitabe vardır. Bu en mühim kitabe olup Hellenistique devre ait olup tercümesi şöyledir:
"Bu kitabe 90 senesinde Kaykameandikos ayında yapılmıştır. Oyeon köyü'nün halkı ve Gordenon ve Ulüreyas milleti ve akrabaları, hanesi halkı ve hizmetçileri hepsi Amiya'yı bir altın çelenkle taziz ederler (yüceltir, saygı gösterirler)."
Çataloluk camii minaresinde bulunan Roma devrine ait diğer bir kitabe'nin tercemesi:
"Bu kitabe 346 senesinde Keperito ayında yazılmıştır. Bu ayın dördüncü günü Aristos karısı Amiya'yı, Evitiyokios ve Markos validelerini, Menandros dahi süt ninesini taziz ederler".
Bu kitabe M.S. 126 senesine aittir ve bu taş halen müzededir. Bazı çeşmelerde de buna benzer kitabeler vardır ki bunlardan en mühimi Domuzluk mevkiindeki Çavuşoğlu çeşmesinde bulunan kitabedir. Bu da Hellenistique devre ait olup M.E. 146 senesinde yapılmıştır.
"Avutnayos Ay'ında Avrilias Stefanos ibni Suzimos, Oriliya Dyonisias'ı ve kayınvalidesi Ötikiya'yı takdis eder".
Bu kitabeler o civar tarihini aydınlatmak bakımından mühimdir.
Gördes'in 20 km. kuzey doğusunda Ovacık içi denilen bir mevkide kabartma bir heykel, Tutluca (Dutluca) köyü civarındaki kayalıklarda da Yunanice bir kitabe vardır. Yazısının bazı aksamı silinmiş ise de bir kısmı kolaylıkla olunabilmektedir.
Kaza'da halen bakiyeleri mevcut kal’a (kale) harabeleri de vardır ve birçok yerlerde de Yunan ve Roma medeniyetine ait sütunlar mevcuttur. Tarihi bir kasaba iken zamanla ehemmiyetini kaybederek bugün Gördes'in bir köyü haline gelen Kayacık civarında Şahin kayası denen yekpare, muazzam, üstü düz ve zemininden "Evliya Çelebi’nin ifadesine nazaran" 3.000 kademe ile üstüne çıkılabilen bir kaya mevcuttur.
Kaya'nın üstünde sütunlar, methalinde (girişinde) de kapısı doğuya açık olan kaleye benzer küçük bir yeri vardır. Tetkikata nazaran bu kayanın üstünün taş devrine ait insanların ikâmet ettiği bir mahal olduğu tahmin edilmektedir. Kayanın zemininde zaman, zaman çıkan kabirler de bugün yapılması müşkül olan gayet muazzam küpler bulunmuştur. Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde bu kaya ve kaleyi uzun, uzun anlatmaktadır. Kalenin güneyinde bulunan bu kayanın Gediz, Ulubor, Bozdoğan ve Nif şehirlerinden göründüğünü ve şahin yuvaları ile dolu olduğundan Şahin kayası dendiğini kaydetmektedir.
1905’de Avusturya asarı atika mütehassısları âsâr-ı atîka mütehassısları (âsâr-ı atîka: eski eserler, tarihi eserler, arkeoloji. âsâr-ı atîka mütehassısları: arkeologlar) Gördes'e gelerek kitabeler üzerinde uzun müddet tetkikat yapmışlardır. Binaenaleyh O devletin tarih ve atikiyat (arkeoloji) encümenlerinden buranın mazisine ait, henüz bilmediğimiz hakiki vesikalara müstenit (dayanan, istinat eden) tarihi malumat vardır.

Bu yazı 93 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum