“11 Soru 11 Cevap” serisinin ellinci konuğu, davetimi nezaketle kabul eden, akademi dünyasının kıymetli isimlerinden Sayın Prof. Dr. Fahrettin Yakuphanoğlu olacaktır. Fırat Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi olan Sayın Yakuphanoğlu; Katıhal Fiziği temel alanındaki derin tecrübesinin yanı sıra özellikle yarı iletken teknolojileri, ince film kaplamaları, optoelektronik ve yerli bilimsel cihaz geliştirme konularındaki uzmanlığıyla tanınmaktadır. Bilim dünyasına ve malzeme teknolojilerine sunduğu uluslararası düzeydeki akademik katkılarla serime değer katan değerli hocamıza, birikimlerini bizlerle paylaşacağı bu çalışma için şimdiden teşekkürlerimi sunarım.İzninizle sorularıma geçiyorum.
1.Soru:Hocam, öncelikle nasılsınız? Hayatınız şu sıralar nasıl geçiyor, yoğun araştırma ve projeler arasında kendinize zaman ayırabiliyor musunuz?
Çok teşekkür ederim, hamdolsun iyiyim. Hayatım; akademik çalışmalar, laboratuvar projeleri, uluslararası kongre hazırlıkları ve şirket faaliyetleri arasında oldukça yoğun ama bir o kadar da heyecanlı geçiyor. Bilimle yaşamak bir yaşam biçimidir, dolayısıyla mesai saatleri ile sınırlı değildir. Ancak bu yoğun tempo içinde, dinlenmeye ve zihnimi tazeleyecek hobilerime zaman ayırmaya özen gösteriyorum. Dengeyi kurabildiğiniz sürece yorgunluk yerini üretkenliğin verdiği keyfe bırakıyor.
2.Soru:İlk bilimsel cihazınızı yerli olarak üretme fikri ve şirketleşme süreci nasıl gelişti?
Akademik hayatım boyunca laboratuvarlarda çalışırken, dışa bağımlılığın getirdiği zorlukları bizzat tecrübe ettim. Bu tecrübeyi de ilk olarak solar simülatör satın alırken yaşadım. Yurt dışından tedarik edilen hassas ölçüm cihazlarının hem yüksek maliyetli olması hem de bakım-onarım süreçlerindeki uzun bekleyişler bizi araştırmalarda yavaşlatıyordu. "Biz bunu neden kendi ülkemizde, kendi mühendislerimizle üretmiyoruz?" sorusu bu sürecin başlangıcı oldu. Bu düşünceyle yola çıkarak Fytronix Elektronik Teknolojileri AŞ yi kurduk. Amacımız, sadece kendi laboratuvarlarımızın ihtiyacını karşılamak değil, aynı zamanda ülkemizden dünyaya yüksek teknoloji bilimsel cihazlar ihraç etmekti.
3.Soru:“Einstein’ın foton teorisini ispatladınız” şeklinde kamuoyuna yansıyan çalışmanız çok dikkat çekti. Siz kendi cümlelerinizle bu çalışmayı nasıl özetlersiniz?
Aslında bilim dünyasında Albert Einstein’ın 1905 yılında ortaya koyduğu foton teorisi ve fotoelektrik etki prensibi zaten kanıtlanmış temel bir gerçektir. Bizim yaptığımız çalışma, bu teoriyi daha ileri bir boyuta taşıyarak nano düzeyde ve modern yarı iletken aygıtlar üzerinden çok daha hassas, net ve deneysel olarak doğrulanabilir bir mekanizmayla ortaya koymaktır. Geliştirdiğim foton algılama sistemi sayesinde, ışığın foton şeklinde oluştuğunu gözlemledik. Sistemi ürettikten sonra Türk patent enstitüsünden patentini aldık. Fotonu gözlemledikten sonra, bu temel teorinin modern nanoteknoloji materyalleriyle ne kadar kusursuz örtüştüğünü deneysel olarak somutlaştırmış olduk.
4.Soru:Fotonik ve nanoteknoloji üzerine yıllardır çalışıyorsunuz. Sizce Türkiye’nin bu alandaki potansiyeli nedir?
Türkiye, genç, dinamik ve öğrenmeye aç insan kaynağı açısından muazzam bir potansiyele sahip. Özellikle mühendislik ve temel bilimler alanında yetişen gençlerimizin zeka ve gayreti dünya standartlarının çok üzerinde. Nanoteknoloji ve fotonik gibi katma değeri yüksek alanlarda altyapımız her geçen gün güçleniyor. Ancak en büyük potansiyelimiz, teorik bilgiyi pratik üretime dönüştürme irademizdir. Üniversite-sanayi iş birliğini daha etkin kıldığımızda, bu alanda küresel oyuncu olmamamız için hiçbir neden yok.Üniversite sanayi işbirliğininin teoride kalmaması için , bilim ve iş dünyasını yanyana getirmek için BİLİM VE İŞ İNSANLARI DERNEĞİNİ, BİLSAD kurduk. Amacımız bilim ve iş dünyasını yan yana getirerek katmdeğerli yüksek teknoloji ürünlerini üretip ülke ekonomisine katkı bulunmaktır.
5.Soru:Dünya çapında birçok laboratuvarın üzerinde çalıştığı kuantum teknolojileri konusunda, Türkiye’nin atması gereken ilk 3 adım sizce hangileridir?
Kuantum teknolojileri geleceğin teknolojik paradigmasını belirleyecek. Bu alanda Türkiye’nin stratejik olarak atması gereken en kritik üç adım şunlardır:
- İnsan Kaynağının ve Erken Eğitim Altyapısının Oluşturulması: Kuantum fiziği, optoelektronik ve ileri matematiği erken yaşlarda ve lisans düzeyinde entegre eden multidisipliner bir eğitim modeli kurulmalıdır.
- Noanoteknoloji araştırma Yatırımları:
Kuantum aygıtlarının üretilebileceği ulusal ölçekte ileri teknoloji temiz oda ve nanobilim merkezleri artırılmalı, araştırmacıların dışa bağımlılığı en aza indirilmelidir. - Stratejik Odaklanma ve Kamusal Fonlama: Her alanda aynı anda var olmaya çalışmak yerine; kuantum sensörler, kuantum kriptografi veya fotonik tabanlı kuantum hesaplama gibi belirli niş alanlarda güçlü konsorsiyumlar oluşturularak devlet destekli öncelikli projeler ilan edilmelidir.
6.Soru:Geliştirdiğiniz cihazların bir kısmı sağlık alanında da kullanılıyor. Tıp ve fizik arasındaki kesişimi ve diğer disiplin dalları arasındaki kesişimi nasıl görüyorsunuz?
Bugün modern tıp, fizik olmadan adım atamayacak noktadadır. MR cihazlarından kanser tedavisinde kullanılan gelişmiş optik sensörlere kadar tıbbın arkasındaki ana itici güç fizik ve mühendisliktir. Fizik, doğanın dilidir; tıp ise bu dilin insan organizmasındaki yansımasıdır. Disiplinler arası duvarların yıkıldığı, biyologların fizikçilerle, mühendislerin doktorlarla kol kola çalıştığı projeler her zaman en çığır açıcı sonuçları doğurur. Geleceğin buluşları tam olarak bu disiplinlerin kesişim kümesinde yer almaktadır.
7.Soru:Bilimsel buluşun ötesinde, bu buluşların ticari ürüne dönüşmesi için araştırmacılar ne yapmalıdır?
Akademik dünyada sıklıkla düşülen bir yanılgı, makale yayımlandıktan sonra işin bittiği düşüncesidir. Oysa asıl serüven orada başlar. Araştırmacılar laboratuvarda geliştirdikleri prototiplerin "Pazar ihtiyacına" cevap verip vermediğini analiz etmelidir. Patent süreçlerine önem verilmeli, sanayi ile diyaloglar kurulmalı ve gerekirse teknoparklarda girişimcilik adımları atılmalıdır. Bilim insanı, bilgiyi sadece üreten değil, o bilginin toplumsal refaha ve ekonomik değere dönüşmesine öncülük eden kişidir.
8.Soru:“Foton teorisi” gibi temel bilimsel kavramlarla uğraşırken, bir yandan günlük hayatı kolaylaştıracak teknolojiler üretmek nasıl bir denge gerektiriyor?
Bu denge, temel bilim ile uygulamalı mühendislik arasındaki köprüyü sağlam kurmaktan geçer. Temel bilimler size doğanın kurallarını fısıldar; mühendislik ise bu kuralları alıp insanlığın hizmetine sunacak araçları tasarlar. Soyut bir teorik denklemi laboratuvarda somut bir cihaza dönüştürdüğünüzde o denge kendiliğinden kurulur. Teoriden kopuk bir teknoloji sığ kalır, teknolojiye dönüşmeyen teorik bilgi ise raflarda tozlanır. İkisini harmanlamak büyük bir zihinsel disiplin gerektirir.
9.Soru:Bilimsel çalışmalarınız dışında sizi en çok mutlu eden, hayatınıza denge katan uğraşlarınız nelerdir?
Doğada vakit geçirmek, yürüyüş yapmak ve kitap okumak zihnimi dinlendiren en temel uğraşlardır. Yoğun bir laboratuvar gününün ardından sessiz bir ortamda kitap okumak ve makale okuyarak vakit geçirmek bana çok iyi gelir. Ayrıca yeni yerler keşfetmek ve farklı insanlarla tanışmak, farklı kültürleri ve doğayı gözlemlemek yaratıcı düşünce süreçlerime de dolaylı yoldan büyük katkı sağlar.
10.Soru:Bir araştırmacı olarak en çok ilham aldığınız bilim insanı ya da eser kimdir?
Albert Einstein, hem sezgi gücü hem de evreni sorgulama biçimiyle her zaman büyük bir ilham kaynağı olmuştur. Onun "Hayal gücü bilgiden daha önemlidir" sözü bilimsel yaratıcılığın özünü özetler. Bununla birlikte, İslam medeniyetinin altın çağında bilim tohumları eken İbn-i Heysem gibi öncülerin optik alanındaki çalışmaları ve metodolojik yaklaşımları da bana her zaman rehberlik etmiştir.
11.Soru:Son olarak genç araştırmacılara, özellikle temel bilim ve mühendislik alanında çalışmak isteyenlere, tek bir tavsiye verme şansınız olsa ne söylerdiniz?
Asla merakınızı kaybetmeyin, ezberlemekle yetinmeyin ve "Neden?" sorusunu sormaktan asla vazgeçmeyin; çünkü en büyük keşifler sıradan görünen detayları farklı bir gözle sorgulayabilen meraklı zihinlerden doğar. Hayal edin ve hayalinizdeki fikirle geleceğinizi yakalayın.
Çok sağ olun hocam. Çalışmalarınızı ilgiyle takip ediyor ve bundan sonraki yaşamınızda sağlık ve başarılarınızın devamını diliyorum. Saygı ve sevgilerimi sunuyorum.


YORUMLAR