Mert AKAR

Mert AKAR

akarmert2015@gmail.com

Röportaj Serisi-58: Konuk = Prof.Dr.Okan Bilge (Anatomi)

21 Eylül 2026 - 16:38 - Güncelleme: 21 Eylül 2026 - 16:42

“11 Soru 11 Cevap” serimin elli sekizinci konuğu, davetimi nezaketle kabul eden, anatomi dünyasının kıymetli isimlerinden Sayın Prof. Dr. Okan Bilge olacaktır. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Bölümü Anatomi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Girişimsel Anatomi ve Plastinasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü olan Sayın Bilge; anatomi ve plastinasyon alanlarındaki derin akademik tecrübesi, nitelikli araştırmaları ve tıp eğitimine sunduğu değerli katkılarıyla tanınmaktadır. İnsan anatomisine ve tıp literatürüne dair birikimlerini bizlerle paylaşarak serime değer katacak değerli hocamıza, bu çalışma için şimdiden teşekkürlerimi sunarım.

  1. Öncelikle nasılsınız, hayatınız nasıl gidiyor? Anatomi ve özellikle plastinasyon alanına yönelmenizde hangi kişisel ya da akademik etkenler belirleyici oldu? Bu yolculuğunuzu bizlerle paylaşır mısınız?

Merhaba, pek çok çalışan gibi, hayat koşturma ve bir şeylere yetişme telaşı içinde geçiyor. Aksi halde hedeflerinize erişebilmeniz pek mümkün değil. Ekonomik ve sosyal anlamda zor günler geçirdiğimiz şu dönemde çalışmaktan öte yapabileceğimiz daha iyi bir şey yok gibi. Tıp fakültesinde öğrenci iken cerrahiye ilgim oldukça fazlaydı. Mezun olduğumda iyi bir cerrah olmanın yolunun mutlaka çok iyi anatomi bilgisinden geçtiğinin bilincindeydim. O nedenle tercihlerimi yaparken -İzmir’de kalmak önceliğim olduğu için- Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalını da listeye eklemiştim. Kısmetim beni bu yaptığım tercihe yönlendirdi. Anatomi biliminin içine girdikten sonra söylenilenlerin aksine, çok dinamik ve geniş yelpazeye sahip bir bilim dalı olduğunu gördüm. Kadavra diseksiyonları da cerrahi yapma merakımı ve isteğimi karşılıyordu. Hatta merak ettiğim her türlü cerrahi dal ile ilgili diseksiyonları yapabilmemi sağlıyordu. Mesleki olarak yaşamış olduğum doyum, dinamik akademi ve huzurlu çalışma ortamı hayatıma anatomi uzmanı olarak devam etme kararını almamda çok etkili oldu. Geriye dönüp baktığımda hiç pişmanlık duymuyorum. İyi ki temel bilimci olmuşum diyorum. Çok büyük paralar kazanmadım ve kazanmıyorum ancak aileme ve kendime, hobilerime ayırabilecek yeterince vaktim oluyor. Bence “vakit” nakitten çok daha kıymetli! Zaten akademi para kazanılacak bir yer değil. Mesleki doyum ön plana çıkıyor. İhtiyacı olanlara işlerine yarar bir şeyler öğretmek çok keyifli. Ayrıca sürekli gençlerle birlikte olmak da insana iyi geliyor, enerjinizi yüksek tutuyor. Asistanlık yıllarımda öğrenciler ile arkadaş gibi, daha sonraları bir ağabeyleri gibi şimdilerde ise bir mentor hatta bazıları için rol model olduğumu düşünüyorum.

Plastinasyon ile asistanlığımın son dönemi, 1999-2000 yıllarında tanışmıştım. Almanya’ya gitmiş olan bir hocamız dönüşünde plastinasyonu tanıtıcı ve tekniği anlatan bir video kaset ile geri dönmüş ve bu konuda bir seminer vermişti. O zamanki yönetim yüksek maliyeti ve sürdürülebilirliği olmadığı gerekçesi ile laboratuvar kurulumunu desteklememiş, proje rafa kaldırılmıştı. 2010 yılına geldiğimizde üç yıllık Doçenttim, başka bir toplantı için İstanbul’a gitmiş olan o zamanki dekanımızı (Prof. Dr. Serhat Bor) “Body Worlds” sergisini ziyaret etmesi için ikna ettim ve serginin danışmanlığını yapan yakın arkadaşımın kendisine rehberlik etmesini sağladım. Sergi çıkışı Serhat hoca beni arayarak “Okan, mutlaka bunu yapıyoruz! Plastinasyon laboratuvarı için proje başvurusunu hemen hazırla!” dedi. O dönemde yeni uzman olmuş olan Dr. Servet Çelik ile beraber işe koyulduk.

2. Plastinasyon laboratuvarınızı kurarken karşılaştığınız en kritik teknik engel neydi ve bunu aşmak için geliştirdiğiniz özgün yöntemler başka merkezler için de model oluşturdu mu?

Laboratuvarı kurmak için alt yapı projesini hazırlarken yaşadığımız en büyük problemlerden birisi yine mali açıdandı. Bütçemiz çok kısıtlıydı. Söz konusu laboratuvar için ihtiyaç duyulan teknik cihazlar ve sarf malzemeler sadece tekniğin mucidi olarak bilinen Gunter Von Hagens’in Almanya’daki firmasından (Gubener Plastinate GmbH) alınabiliyordu. Bu alanda neredeyse Dünya’daki tek sağlayıcı olması nedeniyle de fiyatlar olması gerekenin üzerindeydi. Bize sağlanan bütçe ile Gubener firmasından sadece sarf malzemeleri alıp teknik cihazları Türkiye’de yaptırmayı uygun gördük. Yurt dışından daha önce Türkiye’ye girişi olmamış kimyasalları almak çok zahmetli ve uzun bir süreçti. Pek çok şeyi ilk yapıyor olmanın acemiliği de beni zorluyordu. İlgili teknik cihazları sanayide yaptırabilmek için de elimizdeki görsellerden yola çıkarak işlevini anlamak, sanayide yapacak kişiye anlatmak ve sorunsuz çalışmasını sağlamak da ayrıca meşakkatli bir süreçti. Bir anlamda Amerika’yı yeniden keşfetmeye çalışıyorduk. Laboratuvarı kurmak ve gereken şartlara uygun hale getirmek için Makroskopi Binasında bir odanın tadilatı gerçekleştirildi. Dolap, tezgah, çalışma masası gibi pek çok paslanmaz çelik malzemeyi ise hastanenin hurda bahçesinden temin ettik. Hepsi de iyi durumdaydı neden hurdaya çıktığını anlamamıştık ama bizim çok işimize yaradı. Gubener firmasının bize göre çok yüksek fiyatlı olan çoğu cihazını yerelden temin ettiğimiz malzemeler ve mevcuttaki bazı imkanlar ile basit ve pratik şekilde, aynı işlevi gören tasarımlarını yaptık ve çalıştırdık. Halen laboratuvarımızda hurdadan aldığımız malzemeleri ve kendi tasarımımız olan cihazları kullanıyoruz.

Ne yazık ki ülkemizde plastinasyon çok ilgi duyulan bir konu olamadı. Pek çok üniversite (özellikle vakıf üniversiteleri) büyük meblağlar karşılığında Almanya’daki firmadan hazır plastine edilmiş örnekler alarak kolay yolu seçmeyi tercih ettiler. Kurulan birkaç plastinasyon laboratuvarı da küçük ölçekli olup yine aynı firmadan büyük paralar karşılığı ithal edilen hazır laboratuvar ekipmanları ile kuruldu. Bildiğim kadarıyla bu laboratuvarlar da günümüzde pek aktif değiller. 

3. Türkiye’de plastinat materyal üretimiyle kadavra erişimindeki dışa bağımlılığı azaltmanız, ulusal anatomi eğitiminde hangi somut değişimlere yol açtı?

Açık konuşmak gerekirse, ülkemizde tıp ve diğer sağlık bilimleri eğitimi veren fakülteleri çoğunda kadavra kullanılamıyor. Bunun çeşitli nedenleri var elbette. Başlıca neden kadavra bulmakta zorluk gibi gözükse de kanımca kadavralı eğitime kurumlar da sıcak bakmıyorlar. Vakıf üniversitelerine dayatılan kadavra bulundurma zorunluluğu devlet üniversitelerinde söz konusu değil. Pek çok yeni kurulan ya da periferdeki devlet üniversitelerinde kadavra yok, hatta ıslak laboratuvarları yok ve eğitimler maket modeller üzerinden gerçekleştiriliyor. Kadavra bulundurma zorunluluğu olan vakıf üniversiteleri ise göstermelik bir veya iki kadavra ile eğitimi yürütüyor. Bu kadavraların da büyük bölümü ithal ediliyor. Kadavralı eğitime mesafeli durulmasını işin doğası gereği pek çok zorluklarının olması diye görüyorum. İster bağış yoluyla olsun ister kimsesiz cenazelerin alınması veya ithalat yoluyla olsun kadavra temini başlı başına bir zorluk iken; saklanması, korunması, diseksiyonu ile derse hazırlanması gibi bilgi, beceri, tecrübe, takip ve iş gücü gerektiren ve bu nedenle pek çok kurum tarafından bu gereklilikler karşılanamadığı için (yetişmiş kişi ve alt yapı yetersizlikleri gibi sebeplerden) de kadavralı eğitime mesafeli durulduğunu düşünmekteyim. Durum böyle olunca da elbette plastinasyon konusu da ilgi gören-gösterilen bir konu olamıyor. Çünkü kadavranız yoksa plastinasyonu da yapamazsınız.

Ne yazık ki bizim ürettiğimiz plastine örnekleri sadece kendi üniversitemizde kullanmaktayız. Ulusal çapta bir seviyeye talep olmaması nedeniyle ulaşılamadı. Laboratuvarımızda birkaç farklı kuruma (Kocaeli Üniversitesi Patoloji Anabilim Dalı, Dokuz Eylül Üniversitesi Anatomi Anabilim Dalı ve İzmir Ekonomi Üniversitesi Tıp Fakültesi) verilen hizmetin dışında bir işlem yapılamamıştır. Ülkemizdeki yasal mevzuat gereği -etik olarak da böyle olması doğrudur- plastine örneklerin ticari ürün şeklinde satışı söz konusu değildir. Bizim laboratuvarımız bize kadavrasını gönderen bir üniversiteye plastinasyon hizmetini sağlayabilir. Bu ve benzeri başka sebeplerden ötürü pek çok kurum kolay yolu seçip, yine çok yüksek fiyatlar ile yurt dışından hazır plastine örnekleri ithal ederek eğitimlerinde kullanmaktadır. 

4. Plastinasyon sürecinde dokuların üç boyutlu morfolojisini uzun yıllar koruyabilmek için uyguladığınız özel protokoller veya kendi geliştirdiğiniz modifikasyonlar nelerdir?

Plastinasyon işleminin belirli ana basamakları vardır ve bunlar herkesin ulaşabileceği bilgilerdir. Son üründe elde edilmek istenen farklı özellikler varsa bunlar ara basamaklar diyebileceğim duruma ve yapıya özgü geliştirilen çözümlerdir. Plastinasyonda her bir örnek kendine özgüdür. Çünkü her bir örnek bir başka kişiye aittir ve bunun sonucunda sayısız farklı modaliteler söz konusu olacaktır. Bu nedenle her bir örnek için geliştirilmesi ve uyarlanması gereken basamaklar söz konusu olabilir. Ana basamaklar belirli olsa da çoğunlukla plastinasyon işleminde “Kervan yolda düzülür” algoritması işlemektedir.

5. Nörovasküler anatomi üzerine yaptığınız çalışmaların cerrahi simülasyon eğitimine etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu alanda hâlâ çözülememiş görünen en kritik anatomik belirsizlik sizce nedir?

Anatomi konularını birbirinden bağımsız değerlendirmemek gerektiğini düşünüyorum. Beden bir bütündür ve bütün olarak algılanmalı, değerlendirmelidir. O sebeple “nörovasküler”, “kardiyopulmoner” gibi konuları ayrıştırmak bütünlük anlayışını bozmayacak şekilde, yapısal özellikleri detaylandırmak amacıyla kullanılabilir. Ortada bir kritik anatomik belirsizlik varsa da nedeni ayrıştırmacı yaklaşım olabilir. Ayrıca henüz öğrenme aşamasındaki yapay zeka uygulamalarının da pek çok hatalı sonuçlar verdiğini unutmamak gerekiyor. Bu sebeple şu an için yapay zeka uygulamalarına da temkinli yaklaşmakta fayda var.

6. Hocam,sizce anatomi eğitiminin geleceğinde plastinat–sanal gerçeklik hibrit modelleri mi yoksa tamamen dijital anatomi sistemleri mi daha baskın bir rol oynayacak?

Anatomi eğitiminin geçmişinde de geleceğinde de gerçek bedenin yeri altın standardını koruyacaktır. Hiçbir uygulama, hibrit model veya sanal gerçekliğin gerçek bedenin öğretme gücüne erişebileceğini düşünmüyorum. Bunlar öğrenmeyi destekleyici unsurlar olarak faydalılardır ve o şekilde de devam edeceklerdir.

7. Cerrahların operasyon planlamasında plastinat örnek kullanımının özellikle damar ve sinir cerrahisinde karar süreçlerini nasıl değiştirdiğini sizden dinlemek isteriz.

Plastinasyon uzun ve zahmetli bir süreçtir. Maksadı dışında kullanımının uygun olmadığını düşünüyorum. Cerrahların ameliyat öncesi pratik yapabilme ve cerrahi yaklaşım kararlarını alabilmeleri için çok daha hızlı bir şekilde radyolojik görüntülerin 3B rekonstrüksiyonu ile hazırlanan 3B çıktıları çok daha pratik ve kullanışlıdır.

8. Eğitim materyallerinin uzun ömürlü, etik ve sürdürülebilir olması için plastinasyon dışında üzerinde çalıştığınız yeni teknolojiler, polimerler veya alternatif koruma stratejileri var mı?

Plastinasyon bir koruma yöntemidir ve özellikle lisans seviyesindeki eğitimler için çok elverişlidir. Farklı polimerler veya sentetik malzemenin plastinasyonda kullanımı ile ilgili az sayıda çalışma vardır. Bunun sebebi mevcutta kullanılan malzemelerin ihtiyacı karşılayabiliyor olmasıdır. Elbette maliyeti düşürücü veya daha gerçekçi örneklerin hazırlanabilmesi için çalışmalar yürütülmektedir. Daha üst seviye eğitimler ve pratik uygulama gerektiren cerrahi eğitimler için ise defalarca kullanılabilen ve yaşayan doku özelliklerine en yakın olacak şekilde muhafaza edilmiş kadavralar için mevcutta kullandığımız ve üzerinde geliştirme çalışmaları yaptığımız bir solüsyonumuz bulunmaktadır. 

Son Soru olarak dünya genelinde anatomi alanında en çok tartışılan konulardan biri insan bedenine ait varyasyonların sınırı konusu. Sizce insan anatomisindeki varyasyon çeşitliliği ne kadar geniş ve gelecekte yeni varyasyonların keşfi eğitim ve cerrahi pratiği nasıl etkileyecek?Sizin eklemek istediğiniz konu varsa memnuniyetle dinleriz

Varyasyon tüm canlılar için kaçınılmaz bir olgudur. Varyasyonun temelinde genetik aktarım vardır ve genetik, nesillerin maruz kaldığı çevresel faktörlerin etkisi ile değişim ve farklılaşmalar ortaya koyar. Evrimsel sürecin temelinde de bu genetik farklılaşabilme potansiyeli vardır. Bu sebeple varyasyonların çeşitliliği sınırsız olabilir, yeni varyasyonlara da mutlaka ilerleyen zaman içerisinde karşılaşılabilir. Mevcut ve sık karşılaşılabilen varyasyonların farkında olmak bir hekim için komplikasyondan kaçınma ve olası bir komplikasyonu da uygun şekilde yönetebilme yetisi kazandırır.

Kıymetli hocam,serime kattığınız anlam ve değer için çokça teşekkür ederim.Saygılarımla

Reklam
Reklam
Reklam
Bu yazı 64 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar