Mert AKAR

Mert AKAR

akarmert2015@gmail.com

Röportaj Serisi-56:Konuk = Prof. Dr. Dr. h.c. mult., Mutlu Özcan (Rekonstrüktif Diş Hekimliği)

21 Ağustos 2026 - 17:36 - Güncelleme: 27 Ağustos 2026 - 18:59

​“11 Soru 11 Cevap” serisinin elli ikinci konuğu, davetimizi nezaketle kabul eden, uluslararası bilim dünyasının prestijli ve seçkin isimlerinden Sayın Prof. Dr. Dr. h.c. mult. Mutlu Özcan olacaktır.

​Zürih Üniversitesi Diş Hekimliği Merkezi Direktörü Sayın Özcan, diş hekimliği ve biyomalzemeler alanındaki çığır açan çalışmalarıyla tanınmakta ve hakemli dergilerde yayımlanmış 1000'den fazla bilimsel ve klinik makalesi ile alanında küresel bir otorite konumunda yer almaktadır. Klinik uzmanlığını rekonstrüktif diş hekimliği üzerine kurgularken, bilimsel araştırmalarını özellikle translasyonel araştırmalar ve dental biyomalzemelerin geliştirilmesi ile uygulanması konularında yoğunlaştırmıştır.

​Gerek Avrupa genelinde verdiği sürekli eğitim kursları gerekse uluslararası düzeydeki davetli konuşmalarıyla bilimsel birikimini ve vizyonunu paylaşan ve aktarmaya devam eden, akademik başarılarıyla serime büyük bir değer katacak kıymetli hocama, tecrübelerini bizlerle paylaşacağı bu çalışma için şimdiden teşekkürlerimi sunarım.​İzninizle sorularıma geçiyorum.

1- Hocam öncelikle nasılsınız? Yoğun akademik temponuz arasında vakit ayırdığınız için teşekkür ederim. Bu alana yönelmenizdeki temel motivasyon ya da kırılma noktası neydi?

  • ​Ben teşekkür ederim davetiniz için. Diş hekimliğinin genetik olarak bana uygun olduğunu üniversiteye girerken biliyordum. Teyzem ve eniştem diş hekimiydi, anneannemin kız kardeşi de tıp okuyup üzerine diş hekimliği okumuş. Babam doktor, dahiliye mütehassısı. Annem de ressamdı; ikisinin özelliklerini taşıyan diş hekimliği bana genetik olarak uyabilecek bir meslek diye düşünüyordum. Nihayetinde Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesini kazandım. Diş hekimliğinin hem sanatsal hem bilimsel kısmı var. Aynı zamanda diş hekimliği tıbbi bilimlerin alt birimi. Malzeme bilimleri temel bilimleri kapsıyor ve dental teknolojiler de biyomedikal mühendislik alanlarını... Bütün bu sebepler mesleği sevmemde etkili oldu.

2- Adeziv sistemler ve diş hekimliği materyalleri alanına ilk başladığınız dönemde, sizi en çok etkileyen bilimsel problem ne olmuştu?

  • ​Araştırma görevlisi olarak kariyerime başladığım yıllarda adezyon, nispeten yeni bir konuydu. Birçok bilim insanı kompozit malzemelerin dişe tutunmasıyla ilgili çalışma yaparken, ben de bir protez uzmanı olarak adezyonun iki yüzü olduğunu ve o zamanlar restorasyon yüzeyine tutunması probleminin çok az dikkate alındığını fark ettim. Dolayısıyla daha çok rezin esaslı malzemelerin dental materyallere daha iyi adezyonu için yüzey kondüsyonlama yöntemleri ve protokoller geliştirdim. Baştan beri biliyordum; eğer dayanıklı bir adezyon elde edebilirsek bu meslekte diş kesimini minimuma indirebilecek ve gereksiz birçok diş çekimini önleyebilecektik. Bu da zaten başlı başına inovatif ve diş hekimliğinde çığır açıcı bir girişim olacaktı. Dolayısıyla malzeme bilimi ve adezyon, kariyerimin başında benim ilk çıkış noktam oldu.

3- Laboratuvar ortamında elde edilen sonuçlarla klinik uygulama arasındaki farkı en net hissettiğiniz çalışma hangisiydi?

  • ​Laboratuvar deneyi olmadan klinik uygulamalara geçmek, hastalarımızı kobay olarak görmekten öteye gitmez. Maalesef klinisyenler in-vitro deneylere genelde inanmazken, laboratuvar araştırmacıları da klinik problemleri çoğu zaman göremiyor. Bu bağlamda ben de iyi bir klinisyen olarak, klinisyenler ve araştırmacılar arasında tercümanlık görevi görüyorum. Laboratuvarda kötü çıkan sonuçların hâlâ klinik olarak uygulanmasını doğru bulmuyorum. Laboratuvar çalışmalarının dizaynı sırasında kliniğe en yakın senaryonun geliştirilmesi ve aynı zamanda en kötü senaryoların denenmesi taraftarıyım. Bu şartlarda bir materyal veya sistem iyi performans gösteriyorsa zaten klinikte de başarılı olur. Klinisyenlerden edindiğim erken başarısızlık gözlemleri benim için her zaman uzun dönem başarı raporlarından daha önemli olmuştur.

4- Zirkonya ve benzeri seramik materyaller üzerinde yaptığınız çalışmalarda sizi en çok şaşırtan bulgu ne oldu?

  • ​Zirkonyaya olan rezin adezyonunun zayıflığını biliyoruz. Ancak buna rağmen 4-5 yıllık başarı bilimsel camiada şaşırtıcı oldu. 10-15 MPa’nın yeterli olabileceğini görmüş olduk ama olay sadece adezyon değil, metalle karşılaştırıldığında malzemenin bükülme direncinin çok az olması. Araştırmacılar bunu dikkate almadı.

5- Adeziv sistemlerde yıllar içinde yaşanan gelişimi düşündüğünüzde, “gerçek bir ilerleme” dediğiniz en önemli değişim nedir?

  • ​Çok aşamalı adeziv sistemlere göre basitleştirilmiş sistemler, kullanıcı açısından hata oranını azalttı. Uzun yıllar sonra klinik problem yaratıp yaratmadıkları anlaşılacak. Ama hakkını vererek uygulanan çok aşamalı sistemleri hâlâ altın standart olarak görüyorum.

6- Seramik restorasyonlarda başarısızlıkların çoğu klinikte nasıl ortaya çıkıyor ve sizce bunun temel nedeni nedir?

  • ​En büyük sebep; hekimin ideal preparasyon yapmaması ve teknisyenin malzemenin işlenmesi sırasında ısııl işlem farklılığı, sinterleme, temiz çalışma ve dizayn aşamalarında yaptığı hatalar.

7- Universal adezivlerin klinikteki kullanımında en büyük avantaj ve en büyük sınırlılık sizce nedir?

  • ​Universal adezivlerin kullanımı ile operatöre bağlı hatalar azalıyor. Asidik monomerler konvansiyonel çok aşamalılara göre stabil değildir. Ama klinik faktörler de dikkate alınmalı. İyi bir retansiyon mevcutsa aradaki fark, sadece retansiyon nedeniyle klinik olarak hiçbir zaman anlaşılamaz.

8- Diş hekimliği materyal araştırmalarında genç araştırmacıların en çok yaptığı temel hata nedir?

  • ​Çok iyi araştırmacılarımız olmasına rağmen genellikle malzeme bilimi alanında detaylı bilgi eksikliği ve mekanizmayı anlamamaları öne çıkıyor. Hipoteze dayalı çalışma yapma yerine daha çok karşılaştırma deneyleri yapmalarını temel eksiklik olarak değerlendirebiliriz.

9- Yaptığınız çalışmalar arasında sizin için “dönüm noktası” sayılabilecek bir yayın veya proje var mı?

  • ​Zirkonyanın kumlanmaması gerektiği ve kumlamanın malzemeyi zayıflattığı iddialarına rağmen, dikkatli kumlamanın malzemeyi hatta güçlendireceğini bulduğum zaman kimse inanmamıştı. Günümüzde standart kondüsyonlama yöntemi oldu.

10- Yaşlandırma testleri ve laboratuvar simülasyonlarının klinik gerçekliği temsil etme gücünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

  • ​Klinik ortamda kontrol edilemeyen değişkenlerin çok faktörlü olması laboratuvar sonuçlarını bazen geçersiz kılıyor. Klinik performans beklentilerine bağlı olarak (5, 10, 20, 30, 40 yıl) laboratuvar ortamında yaşlandırma işlemlerinin daha zorlayıcı ortamlarda yapılması gerekiyor.

11- İmplant üstü restorasyonlarda karşılaşılan sorunların çözümünde sizce gelecekte hangi yaklaşım daha belirleyici olacak ve bu alanda genç araştırmalara en önemli tavsiyeniz ne olurdu?

  • ​Periimplantitis çok ciddi bir sorun. İmplant üstü restorasyonlardaki dizayn da ideal yapılmazsa bu sorunu tetikleyebiliyor. Protez uzmanı, cerrah ve hatta periodontolog mutlaka birlikte çalışmalı.

12- Laboratuvar çalışmalarında özellikle “başarılı görünen” bazı materyallerin klinikte beklenenden kötü performans göstermesini en çok hangi değişken açıklıyor: Operatör etkisi, ağız içi biyolojik faktörler yoksa test standartlarının sınırlılığı mı?

  • ​Testlerin en zorlayıcı şartlarda (worst-case scenario) yapılmaması.

13- Diş hekimliği malzeme araştırmalarında, yayınlanan birçok çalışmanın birbirini tutmaması sizce daha çok deneysel tasarım farklarından mı kaynaklanıyor, yoksa istatistiksel yorumlama ve veri raporlama hataları mı daha belirleyici?

  • ​Bu durum genellikle deneysel tasarım farklarından kaynaklanıyor ve bazen eleştirel yorumlama eksikliği de bu konuda belirleyici oluyor.

14- Yeni nesil biyomimetik ve akıllı materyaller (self-healing, biyoaktif, uyum sağlayan kompozitler) geliştirilirken en büyük teknik engel sizce malzemenin uzun dönem stabilitesi mi, yoksa klinik ortamda kontrol edilemeyen değişkenlerin fazlalığı mı?

  • ​Klinik ortamda kontrol edilemeyen değişkenlerin fazlalığı ve klinik performans ölçme yetersizliği diyebiliriz. Mekanik sorunlar kendini hemen gösterse de biyolojik performans veya başarısızlıklar klinik olarak hemen tespit edilemiyor. Bir başka deyişle, klinik teşhis için yeni yöntemler geliştirmeliyiz.

​Kıymetli hocam, değerli söyleşiniz ve vaktiniz için çok teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum. Başarılarınız ve sağlığınız daim olsun.

Reklam
Reklam
Reklam
Bu yazı 239 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar