Av.Cenap GÜVEN

Av.Cenap GÜVEN

cenapguven41@gmail.com

Acı Tütün

11 Mayıs 2022 - 10:22

DİKİMİNDEN ÜRETİMİNE, ÜRETİMİNDEN SATIŞINA TÜTÜNÜN ÖYKÜSÜNÜ ANLATAN TEK PERDELİK BİR OYUNDUR
 
                                                   1. SAHNE (TÜTÜN DİKİMİ)

Yer                  : Tütün tarlası

Kişiler                        : Sunucu
  Nine (Şerife Taş)
  Baba (Yusuf Taş)
  Anne (Gülten Taş)
  Aysel Taş (Çocuk – 18 yaşında),
                          Yılmaz Taş (Çocuk – 15 yaşında)

Sunucu           : (Kapalı perdenin önünde konuşur.) Sayın seyirciler, oyunumuza hoş geldiniz. İki perdelik oyunumuzda ayrı ayrı iki oyun izleyeceksiniz. “Acı Tütün” ve “Turist Ramazan”. İki oyun da Gördes’le, Gördes’imizle ilgili tek perdelik oyunlardır.
İlk oyunumuz, Gördes’in, Gördeslilerin ekonomik, sosyal, kültürel yaşamında büyük yer tutmuş olan tütüne ilişkin tek perdelik bir oyundur. Günümüzde, tütün, tütün üretimi, tütüncülük eski önemini yitirmiş olsa da yine de şu ya da bu şekilde birçok ailenin gelir kaynağıdır. 40 yıl, 50 yıl öncesine gittiğimizde, o dönemde köyde, kentte hemen her aile tütün üretiminin bir yanıyla ilgiliydi. O dönemlerde üretim günümüzdeki tütün üretiminin 6-7 katıydı. Tütüncülük halıcılıkla birlikte Gördes’in en önemli gelir kaynağı idi. Tütün üretimi, özellikle tütünün alım satımı bugünkünden çok farklıydı. İşte bu oyunumuzda o yılların tütün üretimini, tütüncülüğünü, tütün alım satımının nasıl olduğunu anlatarak aradan bunca yıl geçtikten sonra sizlere o günleri yaşatmak istedik. Aynı anıları, aynı yaşamı gençlerin de görüp bilmelerini istedik.  
            Acı Tütün’den sonra yine tek perdelik “Turist Ramazan” oyunumuzu izleyeceksiniz. Bu oyunda Gördes’e gelen karı koca iki yabancı turistin Gördes’teki gezintilerini, yaşadıklarını, maceralarını izleyeceksiniz. Turistleri izlerken sizler de Gördes’te tarihiyle, coğrafyasıyla bir gezinti yapmış olacak, kimbilir belki de bir kısım tanıdıklarınızla karşılaşacaksınız.  
            Evet, oyunuz başlıyor. Hepinize iyi seyirler diliyoruz.

Açıklama       : (Perde açılırken Sunucu çekilir. Sahne baştan sona tütün tarlasıdır. Sahnenin tütün tarlası olduğunu, bir levhaya yazılıp asılmış olan “TÜTÜN TARLASI” yazısından anlarız. Olanak varsa, bu yazı ve tarladaki çalışma ışık/slaytla, resimlerle gösterilir. Sahnede Nine, Anne, Baba, Çocuklar tütün dikerler. Baba karık açar, diğerleri fide diker, dikilen fidelere can suyu verirler. Çalışma bu şekilde sürer. Sesleri duyulmaz. Sessizlikte oyuncuları bir süre çalışırken izleriz. Sonra sahne yavaş yavaş kararır.)
              
                 2. SAHNE (TÜTÜN KIRIMI)

(Bu kez az ışıkta sahnedeki dekorun değiştiğini izleriz. Sahnede “TÜTÜN KIRIMI” yazısı ve resimleri. Tütünler yetişmiştir. Sunucu dışındaki aynı kişileri tütünleri kırarken görürüz. Yine tam bir sessizlik… Bir süre izleriz. Sonra sahne yavaş yavaş kararır.)

                                3.SAHNE (TÜTÜN DİZİMİ)

(Yine az ışıkta sahnedeki dekor değişimini izleriz. Sahnede “TÜTÜN DİZİMİ”  yazısı ve resimler. Evin (tarla damının) önü… Yere yatırılmış bir tütün küfesinde dizilecek tütün yaprakları… Kişiler 2. sahnedekiler.  Minderlere, yazgıya oturmuşlar, Baba’nın dışındakiler tütün dizmektedir. Konuşurlar, ancak sesleri duyulmaz. Bir süre izleriz. Sonra konuşmalar duyulur.)

Nine                : Yusuf oğlum bu tütün piyasası ne zaman açılacak?
Baba               : Tütün piyasası nerden çıktı anacığım, daha 5-6 ay varken, daha geçen yılın tütün paralarını yeni almışken.
Nine                : Aldık da ne oldu, elimizde mi kaldı? Hepsi borca harca gitti.
Baba               : Ne yapalım, borcumuzu ödemeyelim mi? Her bir şeyi önceden tütün parasına alıyoruz işte… 
Nine                : Dişimi yaptıracaktık, yaptıramadık. Bir dahaki tütün parasını aldığımızda yaptırırız deyip yine erteledin. Her yıl öyle diyorsun.
Baba               : Tamam ana, şu tütün işlerini bir yoluna koyalım, piyasayı beklemeden tütün parasında ödenmek üzere bu yıl yaptıralım, söz…
Yılmaz            : Baba, benim bisikletimi de o şekilde alalım mı?
Baba               : Bisiklet olmaz. Sonra çok açılırız. Onu önümüzdeki yıl düşünelim. Aysel’in beğendiği elbise de önümüzdeki yıl. Ananız zaten bir şey istemiyor. Hesap tamam.
Yılmaz            : Baba, bu tütünde, borcumuzu ödedikten sonra elimizde para kalacak mı?..
Baba               : Bunu kaç gündür ben de düşünüyorum. (Yılmaz’a) Gel seninle bir hesap yapalım. Tarlamız 12 dönümden biraz fazla. Tarlanın 3 kez sürülmesi ve sürgüsü yuvarlak rakam 2.000 lira. Fideyi kendimiz üretiyoruz, para yok. Çapayı kendimiz yapıyoruz, para yok. Dikimi kendimiz yapıyoruz, para yok. 3 kez ilâç atacağız, 500 lira. Tütün kırımını kendimiz yaparsak ona da para vermeyiz de… (Çocuklara) Nineniz kırımda bulunmasa iyi olur, ona ağır geliyor. Hem…
Nine                : (Araya girerek) Ben kırımı da yaparım…
Baba               : Tamam ana, istersen gelirsin yine… Ne diyorduk? Kırımda dışarıdan işçi gerekebilir, diyorum. Hele hava durumuna göre sıcaklar da bir bastırdı mı, hızlı kırım gerekir ve işçi bulmamız zorunlu olur. Kırım ve dizim için işçi buluyoruz, yaklaşık 1.000 lira. Dizilen tütünlerin kurutulması için iplik, naylon, ızgara teli, kargı parası 500 lira. 15 balyamız olursa, kalıp basma parası 12 liradan 180 lira. Topladığımızda ne yapıyor? (Mırıldanarak kafadan toplarken…)
Yılmaz            : (Daha önce toplar) 4.180 lira…
Baba               : Yuvarlak rakam 4,000 diyelim.
Anne              : Geçen yıl da böyle hesap yapmıştınız, 3500 lira çıkmıştı.
Baba               : Her yıl her şeye zam geliyor, sen dua et de 5.000 olmasın.
Aysel               : (Biraz alay ederek) Şimdi sıra geldi, kaç balya tütünümüz olur, kaç kilo eder, randımanı nedir, baş fiyat ne olur, ortalama fiyat ne kadar?... Yani tütünümüz kaç para eder, elimize ne geçer?... Sonra, borcumuz, harcımız?.. Sonra, elimizde para kalır mı?.. (Ciddileşerek) Vallahi hiç dinlemem. Ben üniversite sınavlarına hazırlanıyorum, artık bu yıl hocadan özel ders alacağım.
Anne              : Ben dikiş dikerim, işçiliğe giderim, halı dokurum; ne yapıp edip kızıma bu yıl hocadan ders aldıracağım.
Nine                : Ben de dişimi daha sonra yaptırıveririm… Tek kızımız büyük okullarda okusun…
Baba               : Tamam, anlaşıldı. Aysel, hocadan ders alıyor. Yılmaz’a bisiklet alınıyor, anamızın dişi sonraki yıla kalıyor. Hesap işleri burada kapanıyor.
Anne              : Sen hesabı kapatma da anamızın dişini bu yıl nasıl yaptırırız, ona bir çözüm bulalım.
Baba               : Yılmaz şu hesabı hadi sen yap. Ben işin içinden çıkamayacağım.
Yılmaz            : Kolay. 15 balya tütünümüz olsa, bir balya 50 kilodan 750 kilo birinci kalite tütünümüz var demek. Piyasa açıldığında başfiyat 18 lira olursa 18 x 750 = 13.500 lira tütün parası alırız. Borcumuz ne kadardır onu babam bilir. Hesabını o yapsın.
Baba               : Tütünün bize maliyeti yuvarlak hesap 4.000 lira, 2000 lira kooperatif borcumuz var. Allah hepsinden razı olsun, Zehir Ali’ye manifatura, giysi; Benli Sait’e, Aykanatlara ayakkabı, çizme falan; Osman Meşin’e bakkaliye; toplam borcumuz bir 3.000 lira tutar. Acil ihtiyaçlar için de elimizde yine bir 500 lira olmalı. İşte ne tutuyorsa toplam borcumuz bu…
Yılmaz            : 9.500 lira. Tütünden 13.500 lira alırsak, tam 4.000 lira bize kalıyor. Bisiklet de, Ninemin dişi de, Aysel’in hoca parası da, hepsine yeter.          
Baba               : Yahu şu yaptığımız olacak şey mi şimdi? Temmuz ayındayız, piyasanın açılmasına 6-7 ay var, biz alacak borç hesabı, tütün hesabı yapıyoruz. Daha kırım dizimdeyiz. Arada çapası var, sulaması var; kurutması, balyalaması. Hadi bakalım bu kadar sohbet yeter, işimize bakalım. (Hepsi tütün dizerken sahne kararır.)

Bu yazı 389 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum