Av.Cenap GÜVEN

Av.Cenap GÜVEN

cenapguven41@gmail.com

Turist Ramazan-II

26 Haziran 2022 - 17:50 - Güncelleme: 26 Haziran 2022 - 17:51

AMERİKALI BİR TURİST KARI KOCANIN GÖRDES’DEKİ MACERALARINI ANLATAN TEK PERDELİK BİR OYUNDUR
 Ramazan       : Gördes’in tarihiyle ilgili söyleyecek çok şey var da, ben yalnızca çok önemli gördüğüm eski tarihinden söz edeceğim. Gördes, kuruluşu İ.Ö. 1200 yıllarına giden Lidya Devleti’nin 7 büyük eyalet merkezinden biridir. Ama Gördes’in tarihi, Lidya Devletinden çok daha eskiye, İ.Ö. 2000 yıllarında bölgede yaşayan Luvilere ve ondan da öncesine gidiyor.   Daha önce Gorda, Gordos, Julia Gordos gibi adlarla anılan Gördes en görkemli zamanını İ.Ö. 563 yılında tahta çıkan Lidya’nın ünlü kralı Kroisos (Krezüs) döneminde yaşamıştır. Yani Gördesliler bir yerde Antik Çağ’ın en önemli devletlerinden biri olan Lidya’nın çocuklarıdırlar. Gördes, 30 bine varan nüfusuyla Osmanlılar döneminin de önemli şehirlerindendir. Daha sonra, İstiklâl Savaşı’nda Yunan işgaline uğramış, iki büyük yangın geçirmiş, nüfusu 3 binlere düşmüş ve şehir heyelan nedeniyle 1952’de 4 km daha kuzeye, bugünkü yerine taşınmıştır. Bugün için belediye hizmetlerinin çok iyi olduğu modern bir şehirdir. Ya da nüfusunun yalnızca 10 bin kadar olmasını dikkate alarak modern bir kasaba diyebiliriz. Şimdilik hepsi bu kadar Güllü Hanım.       
Güllü              : Coğrafyası?..
Ramazan       : Yani Gördes’in tarihinden, coğrafyasından sınava çekiliyormuşum gibi bir duyguya kapıldım. Ben aslında Gördes’le ilgili başka bir şey söylemek istiyordum ama tarihtir, coğrafyadır derken ona sıra gelmedi. Olsun. İşte kısaca coğrafyası: Manisa’nın ilçesi, nüfus 10.300, alanı 947 km2, denizden yüksekliği 680 metre. Kuzeyi: Sındırgı, doğusu: Demirci, güneyi: Köprübaşı ve Salihli, batısı: Akhisar ilçeleriyle çevrili… 80’i aşkın köyü varken, Gördes’e bağlı Köprübaşı’nın ilçe olmasıyla köy sayısı 58’e düşüyor. Gördes kentinin dört bir yanı ormanlarla çevrili… Havası, doğası nefis… Halkı konuksever… Turizm henüz gelişmemiş.
Güllü              : Tamam, bu kadarı yetsin. Sen unutmadan şu aklındaki neyse onu söyle.
Ramazan       : Dün gece kafama takıldı. Uyudum, uyandım hep aynı şey. Yani olur mu olmaz mı, onu da tam bilemiyorum?
Güllü              : Adamı daha da meraklandırıp deli etme de söyle kafandaki neyse!
Ramazan       : Söyleyeceğim de hemen tepki gösterip olmaz, deme. Biraz düşün, fikrini ondan sonra söyle. Tamam mı?
Güllü              : Tamam. Hadi söyle!..
Ramazan       : Tatilimiz için Gördes’i seçelim, Gördes’e gidelim.
Güllü              : Olur. 
Ramazan       : Kılık kıyafet değiştirip Gördes’e Amerikalı yabancı turist olarak gidelim.
Güllü              : Olmaz!!!
Ramazan       : ?...
Güllü              : Olmaaz!!!        
(Bir süre konuşmaksızın birbirlerine bakarlar. Sonra, masadan kalkarak, ayakta dolaşarak, koltuklara oturup kalkarak, el kol hareketleriyle, işaretlerle, konuşarak, birbirlerine kızarak, bağırarak konuşup tartışırlar. Seslerini duymayız. Bağırmalar, kızgınlıklar giderek azalır, karşılıklı gülümsemeye, gülmeye başlarlar, birbirlerini olumlarlar. Bir süre izleriz. Sonra seslerini, konuşmalarını duyarız.)
Güllü              : Yani şu olmayacak işe benim de aklımı yatırdın ya, senden korkulur vallahi. Tamam, uygulayalım, yapalım da yine de içim tam rahat değil.
Ramazan       : Orasına bakarsan benim de rahat değil.
Güllü              : Gördeslilere ayıp olur, diyorum. Onların konukseverliklerini kötüye kullanmış oluruz, diye düşünüyorum. Yakalanırsak rezil oluruz, diyorum. Hadi yakalanmadık, sonunda gerçeği anlatıp özür dilesek de bakalım bunu içlerine sindirebilecekler mi? Bir aldatılmışlık duygusuyla bize kızmazlar mı?
Ramazan       : Aynı şeyleri aynen ben de düşünüyorum. Yani tiyatroculuk, oyunculuk yeteneklerimizi sınamak de, mizah, güldürü de, değer mi böyle bir maceraya atılmak? En çok da Gördeslilerin konukseverliğini kötüye kullanmış olur muyuz düşüncesi beni gerçekten üzüyor, kaygılandırıyor. Bir de senin ne de olsa bir tiyatroculuk, oyunculuk deneyimin var, bu işten yüzünün akıyla çıkarsın da ben bu işi beceremeyeceğim diye korkuyorum.
Güllü              : Bütün bunlar konuya olumsuz yönden bakıldığında ortaya çıkan kaygılar, düşünceler, korkular. Gel bir de konuya olumlu açıdan bakıldığında neler olabileceğini görelim. Hadi sen başla.
Ramazan       : Ben en çok Gördes halkının konukseverliğine, gelişmiş mizah anlayışına, hoşgörüsüne güveniyorum. Foyamız meydana çıkarsa özür dilediğimizde bizi hoşgörü ve anlayışla karşılayacaklardır. Bizim Amerikalı turist olmadığımızı anlamazlarsa bu defa biz onlara gerçeği anlatıp özür dileriz. Böylece dürüst davranmış olmakla rahatsız olmaktan kurtuluruz. Yani her durumda bizi hoş görüp anlayacaklardır. Gördes’in Emine Ataman Koç gibi bir Japon turizm rehberi vardır ki yaşamını anlattığı 3 kitabı anı edebiyatının şaheserlerindendir. Ahmet Büke gibi genç bir öykü yazarı vardır ki eşsizdir, dünya çapında büyük bir yazar olmaya adaydır. Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk atadan dededen Gördeslidir. Daha eskilere baktığımızda sözlü edebiyatın, fantastik, abartılı öykülerin ustası Hamdi Bey’i (Hamdi Germiyanoğlu) görürüz. Onun mizah dozu çok yüksek bu abartılı öyküleri kuşaktan kuşağa bugüne gelmiştir. Ben inanıyorum, Hamdi Bey Amca sağ olsaydı, bize bir aferin çekerdi. Sonra, Gördes Gazetesi var. Nerdeyse 30 yıllık gazete. Gazetenin Başyazarı Ahmet İnce, sonuç ne olursa olsun bizimle röportaj yapıp öykümüzü öyle bir haber yapar ki üstelik bir de meşhur oluruz.   
Güllü              : Tamam, tamam! Bu kadarı yeter. Artık fazla dın dın etmeden çarşıya çıkıp kendimize şöyle en kralından yabancı turist kıyafetleri alıp evde birkaç gün hem giysi, hem konuşma provaları yapıp iyice pişirelim; sonra ver elini Gördes. (Sahne kararır.)
                                                                                                                      Devamı Haftaya

Bu yazı 232 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum