Kazım GERMİYANOĞLU

Kazım GERMİYANOĞLU

kgermiyanoglu@hotmail.com

Bir Garip Ölmüş Diyeler

04 Şubat 2022 - 15:02 - Güncelleme: 04 Şubat 2022 - 15:03

Oturmuş yine akşam haberleri dinliyorum. Bir sürü atışma ve çekişmenin ardından haber spikerinin sesi birden değişti, buruk bir hâl aldı:
 Atanamayan bir öğretmen adayı daha intihar etti. Urfa’nın Birecik ilçesinde yaşayan 28 yaşındaki Rehber Öğretmen adayı Mustafa Kaya yaşamına son verdi. Bıraktığı notta “Hayata veda ediyorum. Üniversitemi, askerliğimi… Özel sektörde çalıştım ve okudum. Abimi ve annemi çok seviyorum, babamı özledim.” diyen Mustafa ne yazık ki intihar eden ilk öğretmen değil. 4 yıldan beri atama beklediği öğrenilen Mustafa’nın cenazesi, Şanlıurfa Adli Tıp Kurumundaki otopsinin ardından toprağa verildi.
Mustafa’nın anne ve abisine sevgisini, yaşamını yitirmiş olan babasına ise özlemini dile getirdiği duygu dolu notu yazdığı mesajının altında ise bir KPSS hazırlık test deneme kitabının olması manidardı.
Onun ardından arkadaşları sosyal medyadan adeta isyan ettiler. Bir arkadaşı “Aynı yurtta kaldık yıllarca, aynı masada yemek yedik. Görseniz öyle akıllı, öyle terbiyeli bir insandı ki…Ah be kardeşim. Ne kadar emek verdiğini, çalıştığını, çabaladığını gözlerimle gördüm. Bizzat şahit oldum yoklukla mücadelesine.” Derken, başka bir arkadaşı: “Yoksul bir ailenin çocuğuydu, Gecelere kadar ders çalışırdı. Daha üniversite 3. sınıfta iken KPSS çalışmaya başladı, çok emek verdi çok.” diye yazıyorlardı.
Mustafa 9 yaşından beri babasızdı. Annesi ve ağabeyinin desteğiyle ve kendi çabalarıyla okulunu bitirdi. Ailesi zaten yoksuldu. Okulunu bitirince büyük bir umutla atanmayı bekliyordu. Hayat doluydu Mustafa; Anadolu’nun bir köşesinde kutsal görevine başlayacak, öğrencilerine bir ışık bir rehber olacaktı. Ancak 4 yıl boyunca büyük umutlarla hazırlanıp girdiği KPSS sınavları sonunda atanamayınca bütün hayalleri yıkıldı. Maddi sorunları artarak devam etti. İçine kapandı. Artık gülmüyor, konuşmuyordu.
Evet, Mustafa intihar eden ilk öğretmen değil. Çaresiz kalıp intihar eden öğretmenlerin sayısı 50’ye yaklaştı.
Türkiye’de öğretmen açığı istatistiklerine bakıldığında belki de en fazla açıklardan birinin “Rehber Öğretmenlik” alanında olduğu görülür. Bu konuda net bir istatistik verisine sahip olmasam da çeşitli basın kaynaklarından edindiğim bilgiye göre bu ihtiyaç 12 bin civarında.
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Servisi okullarda önemli vazifeler üstlenir. Öğrencilerimizin ruhsal, fiziksel, zihinsel ve sosyal yönden tanılanması, gelişebilmeleri, kendilerini tanıyarak uygun kararlar verebilmeleri, seçim yapabilmeleri, çevreleriyle sağlıklı ve dengeli ilişkiler kurabilmeleri için faaliyet yürüten, çalışmalar yapan bir servistir bu.
Ne yazık ki birçok okulda PDR ihtiyacı söz konusudur. Öyle ki öğretmenlerimiz birkaç farklı okulda hizmet vermeye çalışmaktadırlar. Kurumlardaki rehberlik servislerinin en verimli şekilde çalışması öncelikle kurumların rehber öğretmen ihtiyacının giderilmesi ile mümkündür.
Bu ilk defa duyduğumuz bir haber değildi elbet. Özellikle son yıllarda sıkça duyduğumuz ve maalesef toplum olarak sıradan bir haber gibi dinlediğimiz ülkemizin kanayan yaralarından biriydi.
Bir öğretmen nasıl yetişir? Aralıksız tam 16 yıl, türlü imkansızlıklar ve sıkıntılar içinde.
Kendi mesleğim olması ve üç çocuğumun da aynı yoldan geçmesi sebebiyle bu gençlerimizin yaşadığı sıkıntıları çok iyi bilirim. Ardı arkası kesilmeyen bu acıların tıpkı kadın cinayetleri gibi sıradan birer olay haline gelmesi ve kanıksanması toplum olarak nereye geldiğimizi göstermesi bakımından manidardır.
Yanlış giden bir şeyler var, kimsenin dillendirmeye cesaret edemediği. Ama yüce buyruk öyle demiyor: “Kim bir yanlışlık görürse, onu eliyle düzeltsin, şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki bu imanın en zayıf derecesidir.”
Her Müslüman üzerine düşen görevi yapmakla yükümlüdür. Bir insanın toplumda bulunduğu konum ona bazı sorumluluklar yükler. Her Müslüman da o konumuna göre sorumlu olur.  
Bu masumların mutlaka üzerimizde hakları var. En üst yöneticisinden en sade vatandaşına kadar toplumun bütün fertleri bu vebalden kendimizi kurtaramayız. Şu veya bu şekilde onların mağdur olup hayatlarının baharında birçok hayalleriyle bu fani dünyaya veda edip gitmeleri toplum olarak hepimizi ilgilendirmektedir.
Mübarek Üç Aylar, Yaratıcımıza, ailemize, milletimize karşı görev ve sorumluluklarımızı hatırlatan; hata ve kusurlarımızdan dönmemize ve gaflet uykusundan uyanmamıza vesile olan aylardır.

Bu yazı 992 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum