Kazım GERMİYANOĞLU

Kazım GERMİYANOĞLU

kgermiyanoglu@hotmail.com

Gördes Tarihiyle İlgili Kitaplardaki Doğru ve Yanlış Bilgiler

10 Mayıs 2023 - 08:24 - Güncelleme: 10 Mayıs 2023 - 08:27

“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen haki-kat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.”[1]
Tarih bilimine ve tarihçiliğe büyük önem veren Atatürk bu vecizesinde; tarih yazanın, tarih yapana sadık kalması ve mutlaka doğruyu ve hakikati yazması gerektiğini çok açık bir şekilde ifade etmiştir.
Tarih yazıcılığı; büyük bir dikkat ve titizlik ister. Ciddi bir tarihçi, bir tarihî olayı incelerken ana kaynaklara inmek zorundadır. Ana kaynaklara inmeden yapılan nakilci tarihçilik, işin kolayına kaçmak yani kolaycı tarihçiliktir ve değeri yoktur.
Pragmatik (öğretici) tarih yazıcılığının kurucusu olan Thukydides ve onu takip eden Tacitus, Politius, ve Machiavelli gibi tarihçiler, “toplulukları idare eden, tarihte ün yapmış şahsiyetlere geniş yer verilmesi, bu kişilerin idealleştirilmesi” görüşünü savunmuşlardır. Bu görüşe göre; tarihte etkinlik gösteren seçkin kişiler ve onun çevresinde önemli roller üstlenmiş kişiler önemlidir.  Yani tarihi yapan bu kişilerdir ve isimleri çok önemlidir. Bu günkü modern tarih anlayışı da bu görüş üzerine kurulmuştur.
Bir tarihçi, tarihte rol oynamış ve tarihe yön vermiş kişileri yazarken çok dikkatli olmalı ve hak edeni hak ettiği yere yazmalıdır. Yani Sezar’ın hakkı Sezar’a…
Gördes’in uzak ve yakın tarihi ile ilgili araştırma yapıp, yazılar kaleme alan ve kitaplar yazan birçok değerli yazarlarımız var.  Araştırarak, kafa yorarak, çok büyük emeklerle Gördes’imize gelecek nesillerin yararlanabilecekleri hazine değerinde çok güzel eserler hediye ettiler. Ne kadar teşekkür etsek azdır.
Ancak, bazı eserlerde öyle bariz hatalar ve yanlışlıklar var ki bunları yazmadan edemedim. Bu yazımda, sadece tarihî şahsiyetlerle ilgili yanlışlardan bahsedeceğim.
Amacım, eksik ve kusurlarıyla bu değerli yazarları yargılamak değil, gelecek nesilleri yanıltacak ve yanlış bilgi edinmelerine sebep olacak hata ve kusurların düzeltilmesini sağlamaktır.
Şunu öncelikle belirteyim ki; Gördes Tarihi ile ilgili otorite sayabileceğimiz en sağlam kaynaklar; Rahmetli Mehmet Yıldız ile rahmetli Yurdun Güvenen ağabeylerimizin bıraktıkları ama ne yazık ki yayınlanamayan çok değerli araştırma yazılarıdır. Eğer basılabilseydi ciltler dolusu eserler ortaya çıkar-dı. İnşallah ileride bu da gerçekleşir.
Bu büyüklerimiz yanında, Gördesli olmayan iki büyük yazarımızdan birincisi; bizzat Millî Mücadele’nin içinde bulunmuş, yaşadıklarını günü gününe not tutmuş ve daha sonra valilik yaptığı dönemde “DEMİRCİ AKINCILARI” adıyla kitaplaştırmış, Millî Mücadele yıllarında Demirci Kaymakamlığı ve Akıncı Müfrezeleri Kumandanlığı yapan rahmetli İbrahim Ethem Akıncı, ikincisi de 1960’lı yıllarda Gördes’te Savcılık yapmış, “NUR BANU” adlı tarihî romanıyla tanınan ve Kurtuluş Savaşı yıllarında Manisa ve ilçelerinin yaşadığı sıkıntıları ve verilen çetin mücadeleleri anlattığı “KURTULUŞ SAVAŞINDA MANİSA” adlı çok tafsilatlı bir eser bırakan rahmetli Teoman Ergül’dür.
Bu dört isim, Gördes Tarihi ile ilgili en sağlam ve sağlıklı bilgileri vermişlerdir. 
                “GÖRDES YAZILARI” ve “GÖRDES- BİR ŞEHRİN HİKÂYESİ” adlı eserlerin yazarı Ahmet İnce ve “BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE GÖRDES” adlı eserin yazarı Mehmet Tekdemir de eserlerini, bu dört sağlam kaynaktan yararlanarak yazmışlardır. “GÖRDES’İN MİLLÎ MÜCADELE DESTANI – YANGIN” Belgesel romanı da bu kaynaklara dayanılarak yazılmıştır.
Bu kaynaklara ve bütün bu yazarlara göre: Gördes’in Millî Mücadele önderi Hacı Ethem Büke’-dir. İzmir işgal edilir edilmez, Hacı Ethem Bey önderliğinde Gördes’teki vatanseverler de hemen örgütle-nerek “Kuvâ-yı Milliye Cemiyeti” ni ve ona bağlı olarak da “Müzaheret Birlikleri” ni kurarak, başkanlığına da Hacı Ethem Bey’i getirmişlerdir. Hacı Ethem Bey önderliğinde “Gördes Düyûn-ı Umûmiyye Bürosu” basılıp, makbuz karşılığı tüm paraya el konularak, Millî Ordu’ya gönderilmiştir. Hacı Ethem Bey, işgal süresince Gördes’ten hiç ayrılmamış, Kaymakam Vekilliği görevini de yürütmüş ve zafere yakın Yunanlılar tarafından tutuklanarak Atina’ya gönderilmiştir. Savaştan sonra esir değişimi ile memleketi-ne geri dönmüş ve Belediye Başkanı olarak uzun yıllar Gördes’e hizmet etmiştir.
Hacı Ethem Bey’in başkanlığında kurulan Gördes Kuvâ-yı Milliye Cemiyeti idare heyeti üyelikle-rine de:
Veznedar İhtiyat Zabiti Germiyanlı Hamdi Bey, İaşe reisi İhtiyat Zabiti Nail (Akçiçek) Bey, Muhasebeci Nasuh zade İzzettin Bey,
Diğer üyeliklere; Vaiz ve Müftü Kıranşıhlı Ahmet Efendi, Hacı Musa zade Namık Efendi, Lağımcı zade Emin Efendi, Nasuh zade Mustafa Efendi, Alanyalı Bekir Efendi, Topalağa zade Tevfik Efendi, Gani Paşa zade Muallim Şevket Bey, İhtiyat Zabiti Muallim Ali Naki Bey seçilmişlerdir ve savaş bitinceye kadar da görevlerini sürdürmüşlerdir.  
Ancak, üç tane kitap var ki; bunlardan bir tanesi, Gördes Belediyesi Kültür Yayınları-1 olarak 1993 yılında yayınlanan Zekeriya Yurdoğlu’ nun yazdığı “Gördes Tarihi” kitabıdır.  Bu kitap, “Gördes Tarihi” adıyla yayınlanan tek kitap olması sebebiyle genellikle yabancı araştırmacıların kaynak olarak başvurdukları bir kitaptır. Yukarıda verilen bilgilerin aksine bu kitapta, Gördes Kuvâ-yı Milliye Cemiyeti’ ni kuran ve başkanlığını yapan kişi olarak Hacı Musa oğlu Namık Efendi gösterilmektedir. İdare heyeti üyelerinin de yarısının ismi yazılmamıştır. Ayrıca, hiçbir kaynakta geçmeyen Yurdoğlu İbrahim Efendi diye bir isim ilave edilmiştir. Zekeriya Yurdoğlu’ nun kitabının başında “Rahmetli babam İbrahim Yurdoğlu’ nun aziz ruhuna…” ibaresi bulunduğundan, idare heyeti üyesi olarak fazladan yazılan bu şahsın, yazarın babası olduğu, yazar tarafından duygusal olarak yazıldığı ama gerçekte böyle bir üyenin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. 
Rahmetli Zekeriya Yurdoğlu’ nun, çok küçük yaşlarda öğrenimi sebebiyle Gördes’ten ayrıldığı ve yurdun çeşitli yerlerinde hakimlik yaptıktan sonra Manisa’ya yerleşip bir süre de avukatlık yaptıktan sonra hayatının sonuna kadar Manisa’da yaşadığı, Gördes’le fazla irtibatının olmadığı, hukukçu olması-na rağmen tarihe merak sarıp Gördes ve Manisa Tarihi kitaplarını kaleme aldığı bilinmektedir. Onun, Hacı Ethem Bey ve diğer Kuvâ-yı Millîyeciler’le bizzat görüşmediği ve akranı olduğu halde güvenilen bir kaynak olan rahmetli Mehmet Yıldız’la görüşüp yararlanmadığı anlaşılmaktadır.
Manisa Büyük Şehir Belediyesi Yayınları arasında 2020 yılında yayınlanan ve Prof. Dr. Nurettin Gülmez ile Doç. Dr. Nejdet Bilgi editörlüğünde hazırlanan muazzam dört ciltlik “Yüzüncü Yılında Millî Mücadele Döneminde Manisa” kitabının Gördes’le ilgili 3. cildinin 54. Sayfasında: “Zekeriya Yurdoğlu, Gördes Tarihi adlı eserinde, kaynak göstermeden şu bilgileri vermektedir: 1919 yılının temmuz ayı sonlarında, Gördes Kuva-yı Milliye teşkilatını, Hacı Musa oğlu Namık Efendi kurmuştur. Kendisi Gördes Kuva-yı Milliyesi’nin reisi ve komutanıdır. Yanındaki çalışma arkadaşları ve idare heyeti üyeleri; Hacı Ethem Bey, …” diyerek Zekeriya Yurdoğlu’ nun kitabında yazdığı eksik ve fazla isimleri sıralamışlardır. Hacı Ethem Bey idare heyetinin bir üyesi olarak gösterilmiş, reis ve komutan olarak ise Hacı Musa oğlu Namık Efendi belirtilmiştir. Aynı paragrafta; “ancak bazı kaynaklar, Kuva-yı Milliye reisinin Hacı Ethem Bey olduğunu vurgular…” denilerek devam eden sayfalarda Hacı Ethem Bey’i öne çıkarmaya çalışmış-larsa da diğer üyeler konusunda bir düzeltme yapılmamıştır. Halbuki, Araştırmacı Yurdun Güvenen o yıllarda sağdı, ona danışılabilir, hatta Hacı Ethem Bey ve diğer kahramanlarla 1950’li ve 60’lı yıllarda bizzat görüşüp yazma imkânı bulan rahmetli Mehmet Yıldız’ın çoğaltarak iki kızına teslim ettiği “YILDIZNAME” ve “YILDIZ TARİHİ” adlı yayınlanamamış çok değerli eserlerinden yararlanabilirlerdi bu araştırmacılarımız.
Ayrıca, Gördesliler Derneği Yayınları-1 olarak 2008 yılında rahmetli Feridun Bayram’ın başkanlığında bir komisyon tarafından hazırlanan “GEÇMİŞTEN GELECEĞE GÖRDES” adlı kitabın 46. sayfasında “Gördes’te Direniş Hareketleri” başlığı altında yine Zekeriya Yurdoğlu’ nun kitabı kaynak gösterilerek aynı yanlış bilgiler verilmiştir.
Gördes’in yakın tarihi ile ilgili çok önemli olan bu bilgilerin düzeltilmesi, yeni araştırmacıların da aynı hatalara düşmelerinin önlenmesi ve gelecek nesillerin doğru bilgilendirilmeleri açısından büyük önem taşımaktadır. Unutmayalım ki:
                “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.”

[1] 1931 (Hasan Cemil Çambel, T.T.K. Belleten, Cilt: 3, Sayı: 10, 1939, S. 272)
 

Bu yazı 678 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum