Kazım GERMİYANOĞLU

Kazım GERMİYANOĞLU

kgermiyanoglu@hotmail.com

Canan Uykuda!

03 Aralık 2021 - 18:17 - Güncelleme: 03 Aralık 2021 - 18:18

1976 yılının o çetin cıvcıvlı günlerinde tanıdım onu. Aynı Üniversitede aynı Fakültede idik; İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi. O Türkoloji, ben Tarih bölümündeydim.  Aynı yurtta kalıyorduk; (AÖS) Atatürk Öğrenci Sitesi. Aynı ilin birbirine komşu iki ilçesi; Gördes ve Gölmarmara’nın çocuklarıydık. Hemen kaynaşıvermiştik. “Hemşerim” diye hitap ederdik birbirimize. O, gece bölümündeydi. Liseyi Öğretmen okulunda okumuş ve ilkokul öğretmeni olarak İstanbul Sağmalcılar İlkokuluna atanmıştı. Gündüz görevini yapıyor, gece de fakültedeki derslerine devam ediyordu.
Hareketli ve neşeliydi, şakayı ve şakalaşmayı severdi. Sesi güzeldi ve bağlamayı da güzel çalıyordu. Hemen her gece bize bedava konser verirdi. Müziğe merakı lise yıllarında başlamıştı. Adeta aşk derecesinde seviyordu Türk müziğini. Yarışmadan yarışmaya koşuyor, bize her gün değişik türkü ve şarkılar söylüyordu. Uykusuz İstanbul gecelerimizin neşesi, bülbülü olmuştu. Günün bitimiyle yorgun argın yurda geliyor akşam yemeklerinden sonra hemen yurt odalarında sohbetlerimiz ve konserlerimiz başlıyordu. Özellikle üzerinde çalıştığı ve söylediği güzel bir şarkı vardı o yıllarda; “Leyla”. “Leyla bir özge candır, kara gözlü ceylandır” diye başlayan. Sürekli onu söylerdi. Bize de ezberletmişti adeta. Yarışmalara bu şarkıyla katılıyordu.
Bir gün beni de yanına alarak Bayrampaşa’ya Belediye Konservatuarına götürdü. Oraya üye olmuş, sürekli gidip geliyordu. Benim de çalışmalara katılmamı istedi ama ben başka işlere yoğunlaştığımdan bu arzusunu yerine getirememiştim.  O, tek başına da olsa yılmadı, yarışmadan yarışmaya koştu, çalışmalarını sürdürdü. Azeri türkülere karşı özel bir ilgisi vardı. Sonraki yıllarda bu ilgisini bütün Türk Dünyasını içine alacak şekilde genişletti. Bu çok zor bir işti ama o aşıktı; Türk’e, Türklüğe ve Müziğe. Hele o yıllarda Türkiye dışında yaşayan 200 milyon Türk’ün esir olması hepimizi çok derinden yaralıyordu. Kazak, Özbek, Kırgız, Uygur türkülerini onların lehçeleriyle söyler ve ağlardı.
Sonraları Türk Müziğini Araştırma ve Tanıtma grubu TÜMATA’ya girdi ve orada kendisini daha da geliştirdi. Nihayet TRT sınavlarını kazanarak TRT AVAZ’da Türk Dünyası Müzik Programları yapmaya başladı. Hem yapımcıydı hem de çalıp söylerdi. Her hafta Türk Dünyasının değişik köşelerinden seslenen o güzel sesi dinlerken sanki 1970’li yıllara, muhabbetli İstanbul gecelerine uçar giderdik. Sonra emekli oldu. 7500 eserlik müthiş bir repertuarı vardı. En büyük arzusu, bir albüm çıkarıp bir ömür verdiği çalışmalarını yeni nesillere bırakmaktı. Ama bu iş hiç de öyle kolay değildi. Gelin, bunun hikayesini kendisinden dinleyelim:
“1971’den beri Türk Dünyası müzikleriyle ilgileniyorum. Bu ilgi zaman içinde derinleşti, konser ve konferanslarla meyveler de verdi ama ne yazık ki bir albüm olamadı; çünkü CANAN UYKUDA’ydı!
1971-75 arası Öğretmen Okulu öğrencisiydim. Çok iyi müzik eğitimi veriliyordu ama içinde Türk müziği yoktu. Mandolin, flüt, piyano, keman vardı ama mesela ud yoktu, ney veya kanun yoktu. Birkaç bağlama çalan olurdu, o da memleketinden getirdiği idi, kendi kendilerine öğrenmişlerdi. Türk devletinin Türk okullarında Türk çocuklarına Türk müziği öğretilmiyordu. Çünkü CANAN UYKUDA’ydı!
2 milyonu aşkın öğretmen yetişti bu okullarda.  Hepsi de iyi eğitimci, hemen hepsi de nota biliyor ve en azından mandolin veya flüt çalıyor. Çok yetenekli olanlar da az değil aralarında. Ama insaf 2 milyon kişi içinden bir tane flüt ya da mandolin virtüözü çıkmaz mı? Çıkmadı işte. Bunlar yerine kendi enstrümanlarımız ve kendi müzik dilimiz öğretilseydi öğretmenlerimize, bir düşünün, Türkiye’nin kültür hayatı bugün nerelerde olurdu. Çünkü CANAN UYKUDA’ydı!
Kendi sesleri ve kendi diliyle kendini ifade edebilen Türk milletinin bilim, teknik ve siyaset meydanındaki yeri çok daha yukarılarda olabilirdi ama olamadı; çünkü CANAN UYKUDA’ydı!
Zavallı milletim! Kendine ne verilirse itiraz etmeden aldı. Kaliteyi hiç talep etmedi. Medya, radyo ve TV’ler ha bire yabancı renk ve zevkleri pompalıyordu. Halk ne yapsın?... İsyan etmedi. Yerli, iyi ve millîyi talep de etmedi; edemedi. Çünkü CANAN UYKUDA’ydı!
İşte böyle bir ortamda, 1976 yılında Bünyamin Aksungur, TÜMATA’ya katılıp kendini geliştirdi. Türk Dünyası’nın müziklerini, Türk kültürünün aşığı küçük bir kitleye duyuruyorlardı. Dünya değişiyor, SSCB dağılıyordu. Bu arada adını dahi bilmediğimiz yeni yeni Türk boylarının varlığından haberdar oluyorduk. Evet Türk Dünyası uyanıyordu, ama CANAN UYKUDA’ydı!
“Güzel söylüyorsun”, “Albüm yapsana” diyenler çok oldu. Hangi parayla, hangi imkânla diye sormadılar. Millî ve yerli (!) iş adamlarımız vardı, imkanları çok genişti. Oda orkestraları, Senfoni orkestraları kuruyor, Türk milletine ve kültürüne yabancı, biraz yetenekli, biraz güzel ve sıra dışı kim varsa onlara destek oluyor, tanıtıp şöhret olmalarını sağlıyor ama ne hikmetse Türk kültürünün derinliklerine yapılacak bir yolculuğu desteklemekten kaçınıyorlardı. Çünkü CANAN UYKUDA’ydı!
Böylece 60’lı yaşlara gelip dayandım. Bir de baktım ki ‘Yolun sonu görünüyor’; ‘Bir şeyler yap Bünyamin, sahip olduğun hazineyi mezara götürme.  7500’ü aşkın harika eser içinden en beğendiklerini seç ve albüm yap’ dedim kendi kendime. ‘Kimseden bir şey bekleme, devletten de. Artık anla, hiç kimse elini taşın altına koymuyor, koymayacak.’ Çünkü CANAN UYKUDA!
İşte böyle dostlar, sonunda neyim var neyim yoksa harcamaya ve hiç olmazsa tarihe bir not düşmeye karar verip bu albümü hazırladım. Biliyorum, devir albüm devri değil. Albüm satıp para kazanma devri hiç değil. Ama beni yetiştiren aileme, öğretmenlerime ve mensubu olmakla iftihar ettiğim Türk milletine borcum var.
Bu albümü birinci taksit kabul edin. Devamı da gelecek inşallah. Belki uykuda olan CANAN’ın uyanışına bir parçacık bile vesile olabilirsek, işte bu da benim en büyük bahtiyarlığım olur.”
Böyle diyor Bünyamin Aksungur ve bir nefes alıp verdikten sonra devam ediyor:
"2015 yılında 40 yıllık bir rüyamı gerçekleştirmiş Doğu Türkistan'da Kaşgar’ da bayram namazı kılabilmiştim. 11 günlük seyahatim sırasında uzaktaki canlarımız Uygur Türkleri tarafından çok sıcak karşılandım, adeta el üstünde tutuldum. Bu arada yüzlerce yeni Uygur 'naşa'sı (Türküsü)da derleme imkânı buldum. Bunlar arasında bir tanesi vardı ki, beni diğerlerinden daha çok etkiledi: ‘CANAN UYKUDA…’
Uygur kardeşlerimize sordum: 'Sizce Canan kim?' Çoğundan aynı cevap geldi: 'Canan halk!’… 'Ahh!' dedim, siz Türkiye'deki cananları bir görün. Hatta Türk Dünyasının bütün cananlarını...Hepsi uykuda, hatta horluyor! Kendisi horlamakla kalmıyor, bu dünyada onu ölebilecek kadar seven yegâne aşığını da HORLUYOR!
Evet böyle söylüyor Bünyamin Aksungur. CANAN UYKUDA adını verdiği albümünde, Kazakistan'dan Doğu Türkistan'a, Kerkük'ten Kırım'a, Özbekistan'dan Azerbaycan'a ve Sibirya’dan Balkanlar’a kadar Türk Dünyasının değişik bölgelerinden, birbirinden güzel 13 eser yer alıyor. Albümde, her eserin ayrı ayrı hikâyesi de anlatılmış.
Bütün imkansızlıklara rağmen böyle güzel bir albümü Türk Dünyasına armağan eden hemşehrimiz Bünyamin Aksungur’u yürekten tebrik ediyoruz. Eline, diline, yüreğine sağlık.
Onu, Manisa merkezde ve ilçelerinde iki defa dinlemek nasip oldu. İnşallah bir 5 Eylül gecesi de, Gördes’te düzenlenecek bir halk konseriyle kendisini dinleme imkânımız olur.

Bu yazı 1247 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 5 Yorum
  • Hayriye Süer
    2 yıl önce
    Yıllardır uyandırmaya çalışıyoruz uyanmak istemeyen,uyanmaya direnenler çok gönül kapılarını Bünyamin Bey gibi türk ve türkü hayranları sayesinde aralayıp gireceğiz geç de olsa...
  • Bünyamin Aksungur
    2 yıl önce
    Çok teşekkürler hemşehrim.. CANAN UYKUDA - 2 ve 3 de hazır. İnşallah en yakın zamanda takdim edeceğim. Vee, Türk Dünyasının hemen her bölgesine gitmiş olan ben, Burnumun dibindeki GÖRDES ve Demirci'ye gidememiş olmanın ezikliğini hep yaşadım, bir türlü nasip olmadı. İnşallah senin rehberliğinde Gördes'e gelip "kekik kokulu" çayında içeceğiz.
  • Kazım Germiyanoglu
    2 yıl önce
    Mum etrafını aydınlatır ama dibini aydınlatmazmış hemşehrim. İnşallah buraları da aydınlatacağız.
  • Süleyman Sami İlker
    2 yıl önce
    Kazım kardeşim, harika yazın için gönülden tebrik ederim. Bünyamin beyin ben de Manisa Türk Ocağı olarak davetlerimize teşrifiyle tanıma imkanı buldum. Muazzam bir cevher. Eserini almamız lazım. Sevgi ve iltifatımızı iletmeniz gerekir. Çok selamlar. (04.12.2021, Manisa)
  • Nihat ölmez
    2 yıl önce
    Sayın üstadım canan uykuda ama neden uyanmıyor? acaba diyorum birileri canan uyanmasın diye aşırı dozda uyku hapı mı içirmişler ne dersiniz...!