Kazım GERMİYANOĞLU

Kazım GERMİYANOĞLU

kgermiyanoglu@hotmail.com

Kazakistan İç Güçler ve Dış Güçler

14 Ocak 2022 - 09:41 - Güncelleme: 14 Ocak 2022 - 09:43

Geçtiğimiz haftaya hiç beklemediğimiz bir haberle uyandık. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan ve 30 yıldır hür ve bağımsız yaşayan, istikrarlı ve güçlü bir ülke olarak tanıdığımız Kazakistan birden karışıverdi.
Bir haftadır gerek televizyon kanallarında ve gerekse gazetelerde çeşitli değerlendirmeler ve yorumlar yapılıyor.
Birileri hemen teşhisi koyuverdiler; dış güçler!
Neymiş efendim, ABD Arap baharından sonra şimdi de Türk baharı için düğmeye basmış. Bu işin arkasında ABD ve İsrail var.
BOP’tan sonra BAP; yani Büyük Asya Projesi ile Amerika yeni bir stratejik oyun peşinde.
Çin ile Rusya, güçlenen Türk Dünyasından rahatsız oldukları için böyle bir kalkışma düzenlediler.
Türk Devletleri Teşkilatı, emperyalist devletlerin işine gelmediği için bunun önünü kesmek istediler.
İpek Yolu’nun yeniden Türklerin denetimine geçmesi rahatsızlık verdiği için böyle bir kaos çıkarıldı.
Vs.vs…
Evet, hepsi de doğru olabilir.
Çünkü, Tarih milletler mücadelesi tarihidir ve çok eski çağlardan beri de milletler fırsat buldukça böyle birbirlerinin içişlerine karışırlar. Bu gayet normal bir şeydir.
Burada anormal olan durum; bir devletin kendi halkına karşı başka bir devletin veya devletlerin himayesine sığınıp onlardan medet ummasıdır. Bunu devlet geleneği olan, şahsiyet sahibi hiçbir devlet yapmaz. Zaten kendini böyle güç bir duruma düşürmeden gerekli tedbirleri alır ve kimseye fırsat vermez. Meselâ zaman zaman bazı Avrupa ülkelerinde de buna benzer olaylar yaşanır, ama hiçbir zaman kendi halkına karşı başka bir ülkeden yardım istediklerini görmedik. Birkaç gün devam eden olaylar kendiliğinden durulur; çünkü devlet güçlüdür ve çözümünü de bilir. Hiçbir zaman yangına körükle gitmez. Akılcı yöntemlerle ve araçlarla olayları yatıştırmasını bilir.
  Peki Kazakistan… Sadece Kazakistan mı? Afganistan, Irak, Suriye, Libya, Cezayir, Tunus ve dahası. Dikkat edilirse bunlar hep Müslüman ülkelerdir. Neden, kendileri çözüm üretemeyip başka devletlerin merhametine ve himayesine sığınmak mecburiyeti hissederler? Eksik olan nedir?
İstiklâl Marşı şairimiz rahmetli Mehmet Akif Ersoy yıllar öncesinden uyarmış:
“Girmeden tefrika bir millete düşman giremez,
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.”
Tefrika, bu günkü anlamda bölücülük, ayrımcılık demektir. Milletleri ayakta tutan unsurların başında birlik ve beraberlik gelmektedir. Birlik ve beraberliğin olmadığı milletlerin rahat yaşaması ve varlığını devam ettirmesi mümkün değildir.
Kim sağlayacaktır bu birlik ve beraberliği? Tabi ki yöneticiler. Devletin en üst yöneticisinden tutunda kendisine yetki ve sorumluluk verilen devletin yönetim kademesindeki bütün yöneticiler. Bunlar sağlayacaktır.
Peki nasıl?
Kazakistan, yer altı ve yer üstü kaynakları bakımından zengin bir ülkedir. Sahip olduğu petrol ve doğalgaz yatakları ülkeye büyük para akışına sebep olmaktadır. Ancak bu zenginlik Kazak halkı arasında eşit paylaştırılmamaktadır. Devletin kurucusu ve ebedi lideri Nur Sultan Nazarbayev’in ve çevresinin 30 yılda büyük servet edindikleri ve yurt dışında Dubai’de ve İsviçre bankalarında önemli miktarda birikimleri ve mal varlıkları olduğu söylenmektedir. Ateş olmayan yerden duman tütmez demiş atalarımız. Böyle kaosa dönüşen, baş düşmanlarını dahi ülkeye davet edecek kadar korkutan büyük bir halk hareketinin ortaya çıkması, söylentileri doğrular niteliktedir. İslâm dininin kesin hükümlerine rağmen İslâm ülkelerindeki istikrarsızlıkların, ayrılıkların, çekişmelerin ve kaosların sebebi maalesef yönetimdeki bu yanlış tutum ve uygulamalardır. Adaletin, eşitliğin, hakça düzenin, dürüstlüğün, şeffaflığın ve güvenin sağlanamamasıdır. Aslında bunu sağlamak çok kolaydır ama gücü elinde bulunduran kesimlerin işine gelmemektedir.
Nur Sultan Nazarbayev, Kazakistan gibi Türk Dünyasının en geniş topraklarına ve yer altı zenginliklerine sahip bir devletin kurucusu olmuş ve izlediği politika ile Türk Devletleri Teşkilatı gibi önemli bir teşkilatın kurulmasına vesile olmuş milliyetçi bir kişiliğe sahip bir lider olmasına rağmen maalesef halkını memnun edecek sosyal politikaları hayata geçiremediği, ülkenin istikrarı için çok önemli olan eşitlik, adalet ve güveni sağlayamadığı için bugün böyle kötü bir duruma düşmüştür. 
Rusya meclisi DUMA da şöyle bir karar alınmış; tarihte Kazakistan diye bir devlet yoktur, bunu yaratan biziz. O halde bu devleti ortadan kaldırmak da bize düşer.
Evet haklılar, tarihte Kazakistan diye bir devlet yoktur. Ama Türkistan vardır, Turan vardır. Yani hemen hemen bütün Rusya’yı da içine alan, ta Ural Dağları’ndan başlayıp Japon Denizi’ne, Kuzey Buz Denizi’nden başlayıp Himalaya Dağları’na kadar uzanan büyük Türkistan ve Turan devletleri vardır ve bu ülkü bu ideal dünyanın neresinde olursa olsun Türklük gurur ve şuurunu yitirmeyen bütün Türklerin gönlünde bir bayrak misali dalgalanmaktadır. Tüm İslâm ülkelerinin ve mazlum milletlerin kurtuluşu da bu yüce idealin gerçekleşmesine bağlıdır.

VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI
                  Gördes’in önde gelen Hacı Yüzbaşılar sülalesinden, Teyyareci Cevdet Bey’in oğlu, 92 yıllık ulu çınar Recep Tuncay amcamın vefatını büyük bir teessürle öğrenmiş bulunuyorum. Ne zaman karşılaşsak; “Kâzım, yazılarını okuyorum. Yazmaya devam et.” diyerek beni teşvik ederdi. Çok okuyan, hoşsohbet ve mütevazı bir büyüğümüz olarak hatıralarımızda yaşayacak.
                  Allah rahmet eylesin. Kabri nûr, mekânı cennet olsun. Aile efradının ve yakınlarının başı sağ olsun. 
                                   

Bu yazı 796 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Hüseyin ALTUNTAŞ
    2 yıl önce
    Teşekkürler hocam yüreğine sağlık çok güzel ifade etmissiniz