Gülruh DEMİREL

Gülruh DEMİREL

gulruhdemirel123@gmail.com

Dedemin Şezlongu

26 Ekim 2026 - 17:40 - Güncelleme: 26 Ekim 2026 - 17:41

​Yazlıkta, çiçeklerin arasında eskimiş yılları fısıldamak ister gibi duran dedemin şezlongunda oturmuş, bu satırları karalıyorum. Elimde, beni anında çocukluğuma, o masum günlere götüren sararmış bir fotoğraf: Dedemin kucağında Gülsen ve ben…

​Tam 70 yıllık bir şezlong bu. Tam anlamıyla bir dede yadigârı… Nelere, kimlere tanıklık etmedi ki? Pembe Köşk’ün bahçesinde otururken dedemin gülümseyen yüzünü, şezlongu geriye yatırıp derin uykulara daldığı o huzurlu saatleri hatırlarım. Anneannemin elinde orta kahvesiyle gelip "Efendi, kahveni getirdim" deyişi, dedemin ise kahvesini bitirip "Müslüman, eline sağlık" diye karşılık verişi hâlâ bir film şeridi gibi gözlerimin önünde…
Pembe köşkte dedem ve anneannemden öğrendigim en güzel değerler saygı ,sevgi ,dürüstlük ,çalışkanlık öğretileriydi.

​Dedemin tütün eksperliği yaptığı, tütün diktirdiği ve cirit oynadığı o hareketli yılları daha çok annemin anlatılarından öğrendim. Annem, dedemin Boz atının üstünde Gördes’in Göncü Bükü yöresinden geçerken etraftakilerle "Hayırlı günler İbram Ağa" diye selamlaşarak çiftliğe gelişini anlatırdı. Özellikle cirit oynarken Boz atıyla sergilediği o çevik hareketleri ve başarıları uzun uzun dinlerdik. Bir de o tedirgin geceleri… Dedem atıyla Gördes’ten çiftliğe dönmekte gecikince, anneannem ya da annem toprağa kulağını dayar, derinden gelen nal seslerini dinlemeye çalışırmış. Bir gece Boz at çiftliğe yalnız dönmüş. Kişneyerek, adeta konuşur gibi çırpınmış ve onları alıp dedemin attan düştüğü yere kadar götürmüş.

​Dostlukları da bir başkaymış o zamanların… İyi günde sevinci paylaşır, zor günde birbirlerine tutunarak güç bulurlarmış. Balıklı Ziya, dedemin en samimi arkadaşıymış. Aralarında birbirlerine farklı isimler takarak dedeme "Halil", dedem de ona "Hasan" diye seslenirmiş. Bu samimi lakaplar bile aralarındaki kopmaz bağın bir simgesiymiş.

​Ve gelelim yine dedemin şezlonguna…

​Benim çocukluk hafızamda o şezlong, sıcacık anılarla kaplıdır. Koşarak Mehmet Menteş Ağabeyden abone olduğumuz Hürriyet gazetesini ve Hayat mecmuasını alır; Pembe Köşk’ün bahçesindeki  basamakları hızlıca tırmanıp evin önünde oturan dedeme uzatırdım. Bana olan sevgisini, başımı okşayarak gülümseyen bakışlarıyla "Torunum..." deyişini unutamam. Çocukluğumuzun en tatlı günleriydi… Dedem üzerinde Arap kız resmi olan  Mabel çikolatalarını 24’lük paketlerle getirir, ben de onları tatlı tatlı yerdim. Aldığı her hediyeyle "Gülruh!" diye beni çağırışını ve benim sevinçle koşuşumu dün gibi hatırlarım.
Uzun süre sigarası elinde, külü düştü düşecek şekilde oturur, yayvan kül tablasına arada koyup sayfalarını çevirir, tekrar okumaya başlardı.
​ Şezlong, onun için adeta huzurun ve keyfin diğer adıydı. Bazen de onu nargilesini içerken görürdüm. Anneannem ise hep etrafında pervane olur, dedem daha dile getirmeden ihtiyacı olan her şeyi eline tutuştururdu.

​Gördes’teki evimizin arka bölümünde, hâlâ eski günlerin izini taşıyan bir tütün deposu var. Dedemin bir zamanlar "yazıhane" olarak kullandığı ofis bölümü ve tütün balyalarının istiflendiği o mekân… Elinde kalemiyle kara kaplı defterine kaç balya tütün aldığını ve hesapları tek tek not ederdi. O kara kaplı defter ve içindeki hatıralar hâlâ elimizde saklı durur.

​Yaşam o zamanlar çok zordu. Tek bir elektronik aletin olmadığı, her şeyin bilek gücü ve akıl teriyle yürütüldüğü yıllardı… Gördes’in tanınmış ticaret erbabı İbrahim Çolak; bir yandan bakkaliye dükkânını çalıştırır, yazın tütün ve buğday eker, tütün eksperliği yapar, kışın ise badem ve ceviz kırıp ayıklatarak kamyonlarla İzmir’e satardı. Dedemin babası Ali Çolak da son derece başarılı bir iş insanıydı. Babadan oğula geçen bu başarı; hız, atiklik, dürüstlük ve yardımseverlikle harmanlanmıştı. Sözünün eri, güzel insanlardı…

​Bir zamanlar vardılar ve geride paha biçilmez değerler bırakarak bu dünyadan göçüp gittiler.

​Şimdi bu emektar şezlongda otururken, bana geçmişin kapılarını aralayan o değerli büyüklerimi derin bir minnetle anıyorum. Ruhları şad olsun. Ve bu vefakâr şezlong, geçmişe yaptığım bu duygu dolu yolculukta bana hâlâ rehberlik etmeye devam ediyor…

Reklam
Reklam
Reklam
Bu yazı 90 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum