Av.Cenap GÜVEN

Av.Cenap GÜVEN

cenapguven@ttmail.com

Siyaset Anıları-24

16 Ekim 2017 - 00:29

Kaymakamlar-1
Siyaset anılarımın bu ikinci bölümünde, ilçemizde Türkiye İşçi Partisi'nin 1965 yılında kuruluşu ile 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Partinin kapatılışı ve sonrasında 1982 yılında gözaltına alındığım yıllar arasındaki (1965-1982) anılarımı yazıyorum.
            Gerek belirttiğim bu tarihler arasında, gerekse bu tarihlerin öncesi ve sonrasında ve günümüzde çok değerli kaymakamlar Gördes'te görev yapmışlar, Gördes'e büyük hizmetlerde bulunmuşlardır. Ancak benim bu değerli kaymakamlarımızın çok azını tanıma fırsatım oldu. Bu nedenle anılarımda yalnızca tanıyabildiğim ve bende iz bırakmış olan birkaç değerli kaymakamdan söz edeceğim:
            Mustafa Sokullu: İlçemize sanıyorum 28 Ekim 1970'de geldi ve 16 Ekim 1971'de askere alınarak ilçemizden ayrıldı. Askerliğinin bitiminde Çankırı Şabanözü kaymakamlığına atandı. Türkiye İşçi Partisi Gördes İlçe Örgütü'nü 1965 yılında kurmuş ve avukatlığa 1967 yılı Ekim ayında başlamıştım. Öğrencilik yıllarımda ve meslek yaşamımın ilk yıllarında resmi işlemlerin dışında kaymakamlarımızla bir ilişkim, yakınlığım olmamıştı.
            Mustafa Sokullu sol, sosyalist görüşlüydü. Doğal olarak bir süre sonra aramızda bir arkadaşlık, dostluk kendiliğinden kurulmuş oldu. Karısı Nadire Hanım öğretmendi ve atanması yapılmadığından Gördes'e gelmemişti. Ancak eşim de öğretmen olduğundan fırsat buldukça ailecek görüşüyorduk. 
            O yıllarda Gördes'in en önemli iki gelir kaynağı tütüncülük ve halıcılıktı. Tütüncülük çok emek ve çaba isteyen yorucu ve zahmetli bir işti. Üretimi böylesine zor ve zahmetli olduğu gibi tütününün satışı da çok sorunluydu. Tüccar matbu satış sözleşmesine üreticinin imzasını alıyor ve sonrasında sözleşmeyi dilediği gibi dolduruyordu. Alım satımdaki bütün kuralları, tütünün fiyatından teslimine, sözleşmenin koşullarından paranın ödenmesine kadar bütün kuralları tüccar koyuyor ve tütüncünün hiçbir söz hakkı bulunmuyordu. Tüccar satın aldığı tütünü gününde teslim almıyor, teslim aldığı tütünün parasını aylar geçtiği halde ödemiyor, bazen de tütüncü parasını hiç alamıyordu. İşte tütün üreticisiyle tüccar arasındaki bu gibi sorunlarda Mustafa Sokullu bütün ağırlığını tütüncüden yana koydu ve üreticinin hakkını eksiksiz almasını (tüccarlarla konuşarak, tüccarları kaymakamlığa çağırıp gerekli uyarılarda bulunarak, gerektiğinde savcılığı devreye sokarak, vb.) sağladı. Aynı şekilde halı dokuyucu kadınların halı dokuma ücreti (halı yevmiyesi), çalışma koşullarının düzeltilmesi gibi konularda haklarını savundu.
            Tütünde ve halıcılıkta kooperatifleştirmeyi teşvik etti. Halıcılık, meyvecilik, tavukçuluk, hayvancılık vb. konularda Kobaklar, Yakaköy, Şıhyayla, Dutluca, Salur köyleri kooperatiflerini kurdu. Tütün üreticilerini bir sendikada topladı (TTÜS). Halı işçileri için Gördes ve Yöresi Dokuma İşçileri Sendikası (GÖR-DOK)'un kurulmasına öncülük etti. Gündelik halı ücretleri 6-7 lira iken kooperatiflerin kurulmasıyla gündelikler 12-14 liraya çıktı.  Bütün bu gibi konularda halk yararına olan davranış ve tutumu ve uygulamalarıyla köylüsü kentlisi gençlerin, kadınların, tüm halkın sevgilisi oldu.
            Yine aynı nedenlerle Mustafa Sokullu bazı çevreler tarafından hiç sevilmedi. Gördes'e atandığı ilk yıllarında Adalet Partisi (AP) iktidarda, AP'li Mübin Sarıoğlu belediye başkanıydı. Sonrasında 12 Mart 1971 darbesi geldi. Mustafa Sokullu'nun halk yararına uygulama ve kararlarından siyasal, sosyal, ekonomik bakımdan rahatsız olan egemen güçlerin asılsız şikâyetleriyle hakkında birden çok soruşturma açıldı. Müfettişler gönderildi, ifadesi alındı. Bu soruşturma, kovuşturma sırasında bütün halk arkasındaydı. Köy muhtarları ortaklaşa dilekçeler vererek, halı dokuyucu kadınlar hükümetteki müfettişlik odasına doluşarak gönüllü olarak lehine tanıklık yaptılar. Halkın tanıklığıyla bütün soruşturmalardan yüzünün akıyla çıktı. Ama sonunda yine iktidar tarafından Gördes'ten alınıp önce askere, sonra Çankırı Şabanözü kaymakamlığına atandı.  Daha sonraları da kaymakamlıktan istifa edip serbest çalışmaya başladı. Halen Marmaris'te yaşıyor. 
           Şenol Engin: 1974-1976 yıllarında Gördes kaymakamı. Şenol Engin denildiğinde ilk aklıma gelen niteleme onun çok çalışkan ve üretken olduğudur. Hiç boş durmadı. Köyde, kentte bir şeyler yapmak için didindi durdu. Gördes'e büyük hizmetleri oldu. Sağ görüşlüydü, ya da ben öyle algılamıştım. Eşi Emine Engin Gördes Lisesi'nde öğretmendi; eşim de aynı okulda öğretmen olmakla arkadaştılar ve bu vesileyle ailecek görüşüyorduk. Gördes'ten ayrıldıktan sonra memleketi Koçarlı'dan belediye başkanı oldu. Mersin ve Tekirdağ valisi ve İstanbul vali yardımcılığı görevlerinde bulundu. Daveti üzerine kendisini İstanbul ve Tekirdağ'da ziyaret ettik. Bizleri her iki yerde de evlerinde çok güzel şekilde ağırladılar. Bu şekilde ilişkilerimiz az çok devam etti.
            Onunla ilgili ilginç bir anım: Sanıyorum 1976 yılı. Gördes Lisesi'ndeki bir olayı, uygulamayı, haksızlığı protesto için eylemde bulunmaya karar verdik. Okul Müdürü İhsan Avcı'ydı. (Dünya görüşlerimiz farklıydı. Ancak birbirimize karşı hep saygılıydık. Sonrasında da arkadaşlık ilişkimiz hep sürdü.) Adliye ve Kaymakamlık binasının önündeki meydanda toplandık. 50 kişi kadar vardık. Hatırladığım Selçuk Erdem, İhsan Sağol, Dinarlı Mustafa Altıntaş, ben ve daha birkaç kişi elebaşıydık. Şimdi protesto ettiğimiz olayın ne olduğunu, okul idaresinden ne istediğimizi, neden böyle bir yürüyüşe gerek gördüğümüzü bilmiyorum. Meydandan ana caddeye çıktık, çarşıdan sloganlarla geçtik, Lise yokuşundan çıktık, okulun avlusuna varıp okul binasının giriş kapısı önünde durduk. Kapı kapalıydı. İçimizden birisi alt katta açık olan bir sınıf penceresinden girip kapıyı açtı ve hep birlikte içeriye girdik. Elebaşılardan üç beş kişi üst kata çıkıp müdür odasına girdik. İhsan Sağol, müdüre isteklerimizi belirtti. Ses tonu ve sözlerinin içeriğiyle biraz da aşırıya kaçtı. Müdür İhsan Bey telefon etmiş olacak ki biz odadan çıkarken bir polis geldi. Polis bize bir müdahalede bulunmadı. Okuldan ayrıldık.
            Akşam olduğunda Kaymakam Şenol Engin'in direktifiyle polis elebaşı gördüğü 8-10 kişiyi bir bir evlerinden toplayıp karakolda gözaltına aldı. İfadelerimizi zapta geçti. Olağanda karakolda gözaltında sabahlayıp sonrasında savcılığa gönderilecektik. Gece yarısına doğru şahsi kefaletle serbest bırakıldık. Sabahleyin karakola gittik. Karakoldan mevcutlu olarak savcılığa gönderildik. Savcılıkta da ifadelerimiz alındıktan sonra serbest bırakıldık. Hakkımızda Toplantı ve Gösteri Kanunu'na muhalefetten kamu davası açıldı. Yargılandık, beraat ettik.                                  Lise'de öğretmen olan eşim İnsel bu baskın(!) dolayısıyla bizleri, özellikle beni çok ayıpladı; yaptığımızın doğru olmadığını söyledi. Yeri geldiğinde de yine söylüyor. Şenol Bey'le bir araya geldiğimizde ise o günleri anarken bana, 'Sizi nasıl toplatıp içeriye aldım!' diye takılır, ben de 'Çarşıdan bağıra çağıra sloganlarla geçip Lise'ye kadar gittik ya o bize yeter!' diye yanıtlarım. Sonrasında, bu olayda herkesin üzerine düşeni yaptığı konusunda anlaşırız.  

Bu yazı 1443 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum