Prof.Dr.Süleyman Sami İLKER

Prof.Dr.Süleyman Sami İLKER

ssamiilker@gmail.com

Prof.Dr. Sadık Yaldız İçin

18 Şubat 2022 - 13:50 - Güncelleme: 18 Şubat 2022 - 13:51

      Ölümün genelde soğuk bir algısı vardır çoğu kez üzerimizde. Nefsimize yakıştıramadığımız gibi, sevdiklerimize, arkadaşlarımıza da yakıştıramayız. Hele hele hekimse, hastalık onun semtine uğrayamaz sanırız. Gelse de çabuk def edilir diye umarız.
      Aynı çatının altında yıllarca çalışıp da arkadaş olamadığım bir meslektaşımı kaybetmenin hüznünü yaşıyorum bugün. Günün ilk ameliyatına başlarken söyledi ekipteki bir arkadaşım, Sadık hocayı duydunuz mu diye. Hasta olduğunu biliyordum ama hastalığı ile ilgili ümit veren bazı tedavi yöntemleri bulundu denilince sevinmiştim aylar önce.
       Hani bazı insanlara uzaktan da olsa muhabbet duyar, imkân olsa arkadaş olmak istersiniz ya. Sebebi belli değildir. Onun nezaketi, zerafeti, ölçülü ve müşfik halleri sizde önce saygı, sonra sevgi oluşturur. Hatta bazı arkadaşlarınız vardır, adı anıldığında, aklınıza geldiğinde içinizde bir ferahlık hissi doğar, bu arkadaşlığı hiç bir şey için feda edemezsiniz. Güvenirsiniz, dosttur çünkü. O da sadıktır, sıddıktır.
        Sadık beye, tam da böyle, uzaktan hep muhabbet duydum. Hastane şartlarında mesaimiz o kadar yoğundur ki, bırakın başka klinikteki bir arkadaşla görüşmeyi, aynı birimde çalıştığınız mesai arkadaşınızla bile görüşemez, ancak haftalık seminer saatinde, o da uzaktan ekran üzerinde görür veya sesini duyarsınız birbirinizin. İdarecilik yaptığım kısa dönem dışında çay kahve içtiğim bir dönem hiç olmadı. Su bile içmeyi, hatta öğle yemeğini bile unuttuk hep. Zamanla bir alışkanlık ve tercih halini aldı öğle yemeği yememek.     Hastanemizin ortak öğretim üyesi yemekhanesi yoktur. Olsa belki karşılaşmak için vesile olurdu. Kalp Damar ile Göğüs cerrahisinin ameliyathaneleri de ayrı yerde olunca, karşılaşmalar da tesadüfi oldu hep, doğal olarak.
       Değişik vesilelerle birkaç kez, kendisine kitap hediye ettiğimde, "Hocam sizi feysten takip ediyorum, hissettiğim tasavvuf kokusundan da mutlu oluyorum" demişti. Beyefendi, nezaketli, edepli konuşma ve hali ile gönlümüzde yeri hep olacak.
       Bugün hep "hay Allah, Sadık hocam ne acelen vardı" diye hayıflandım durdum. Bizim bilmediğimiz hikmetleri, sırları, nedenleri, niçinleri O biliyor. Biz bilmiyoruz. Sınırlıyız, sonluyuz. Ama gönlümüz sınır tanımıyor, sınır ve son istemiyor. İmkân olsa ebedi olarak kalmak, yaşamak istiyor. Fakat, O bize güzel müjdeler de sunuyor. Ölüm sonrasında ölüm yok, diyor. Hatta Erenler, ölmeden önce ölün diyorlar. Ölmeden önce ölmek, olmak içindir ve bu oluş halk içinde ve halkla beraber olacaktır. Keşke, inşallah ile sözü bağlayayım.
Ben bu güzel kardeşime, meslektaşıma Fatihamı okudum, duamı yaptım. Yaratan'ın Şafi sıfatının onun eliyle vücut bulduğu, şifa bulduğu binlerce hastasının duaları, ona yoldaş olacaktır muhakkak. Kederli eşine, oğluna ve kızına, Göğüs Cerrahisi camiası ve sevenlerine sabırlar diliyorum.
      Hakkımın olduğunu sanmıyorum ama, varsa helâldir Sadık hocam. Makamın Cennet olsun.

 

Bu yazı 425 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum