Prof.Dr.Süleyman Sami İLKER

Prof.Dr.Süleyman Sami İLKER

ssamiilker@gmail.com

Akhisar Gezi Notları-I

06 Kasım 2026 - 17:53

1. Bölüm

Önsöz: Ege bölgesinin en önemli turizm merkezi olabilecek potansiyeldeki Akhisar’dan belki bin kez geçtim. Ama bu özel geziye kadar ilçenin bu kadar zengin bir tarihe sahip olduğunu bilmiyordum. Neler neler öğrendim. Akhisar’ı Yunanlıların Amazon dedikleri İskit (Saka/Türk) kadın savaşçılarının kurduğunu; İncil’de adı geçen Anadolu’daki yedi tarihî Kilise’den birinin burada ve neden önemli olduğunu; Ayvaz Dede, Bosna bağlantısını;  içinde Ayasofya’dan bile daha eskiye tarihlenen bir mabedin (Ulu Camii) olduğunu; Cumhuriyetin kuruluşundan sadece 3 ay sonra yapılan askerî tatbikat nedeniyle Latife hanımla yeni evli M. Kemal Paşanın gelip kaldığı evin perişanlığını; Armatör Onasis’in ailesinin evini ve Akhisar’ı Yunanlılar çekilirken neden yakmadıklarını... Ben çok şaşırdım, çok meraklandım, çok şey öğrendim. Bir de; Akhisar’da bu tarihî zenginliğe yeterince sahip çıkılmadığını. İlgiyle okuyacağınızı umuyorum.

Akhisar Manisa’nın kuzey doğusunda, Balıkesir yolu üzerinde 50 km. mesafede bir tarım, özellikle de zeytincilikte gelişmiş bir şehir. Kültürel yönden de çok zengin bir geçmişi var. Eşime, “Yarın Erkan Akbalık ile birlikte Akhisar’a bir kültür gezisi yapacağız!” deyince, “Sabah kahvaltısı yapmazsan, orada yaparsınız. Akhisar pek bereketlidir” diyor. Yeme içme yönünden ülkemizin her yeri zengin ve bereketli. Bir simit, bir parça peynir ve çay olsa yeter diye düşünüyorum zaten. 

Akhisar, memleketim Gördes’e gider gelirken çocukluğumdan beri içinden belki bin kere geçtiğim bir şehir. İki yıl önce Anemon kulübünün düzenlediği “Yakın Çevremizi Tanıyoruz” projesi kapsamında Akhisar ve çevresi kültür gezisine bir mazeretim nedeniyle gidememiş; içimde bir ukde kalmıştı. Tekrar olsa da gitsem derken, aklıma Manisa’nın zirve kültür insanlarında Erkan Akbalık bey geldi. Onun Akhisar’daki emsali, çok değerli halkbilimci (folklor) Mustafa Kuzucuk bey ile arkadaş olduğunu biliyorum. O, bizi gezdirebilir mi, diye isteğimi ifade ettim ve kendisine iletmişler. Sağ olsunlar, “Memnuniyetle” cevabı ile gün belirliyoruz.

YOLDAYIZ /AKHİSAR’IN TARİHÎ MEZARLIKLARI

Saat 09.00 gibi bizim evin önüne gelen Erkan beyi arabama alıp yola revan oluyoruz. Rahat bir sürüş ile Akhisar belediyesi önünde Mustafa beyle buluşuyoruz. Daha önce tanışmıştık. Emekli bir öğretmen ve idareci.  Her küçük-orta boy şehirde bilim, teknik ve şehirciliğe aşina onun gibi 5 tane kültür insanı olsa ve idareciler de onların farkına varıp, fikir ve görüşlerine kıymet verseler, şehirlerimiz daha yaşanır olur, diye düşünüyorum. Keza tarihî miras da canlı olarak yaşar, hem gezginlerin buraları ziyaret etmesine hem de vatandaşın geçimine katkı sağlar. Eskişehir Odunpazarı, Ankara Beypazarı ve Safranbolu buna tipik örneklerdir. Siz daha pek çok güzel başka örnek sıralayabilirsiniz. Akhisar da Kurtuluş Savaşında yakılmamış üç Manisa ilçesinden biridir. Bu şansını değerlendirmiş mi; gezip göreceğiz.

Gezeceğimiz yerlerin çoğu eski Akhisar semtlerinde olacağından, aracımızı Çarşamba pazarındaki (202.sokak) kapalı otoparka koyuyoruz. Sokak zemininden biraz yüksekteki park yerinden batıya doğru baktığımızda, sokağın öbür kenarında geniş bir arsa; yer yer kazılmış alanda taşlar, yükseltiler var. Manisa eski Büyükşehir Belediye başkanı Cengiz Ergün bey, buraya bir gençlik merkezi yapmak isterken, kazı sırasında bu tarihî yapılar ortaya çıkmış. Burada eskiden yan yana, doğudan batıya sırasıyla Hristiyan, Müslüman ve Yahudi mezarlıkları varmış. Üzerinde bulunduğumuz Çarşamba Pazar yeri ile etrafı çitle çevrilmiş küçük arsa Hristiyan Mezarlığı imiş. Bu mezarlıktan sonra yer alan Uzuntaş Müslüman Mezarlığı da 1926’da park yapılmış; 35 dönümlük dev bir yeşil alan. Parka sonradan 2 Mart 1995 tarihinde Bitlis'in Tatvan kırsalında,  terör örgütü PKK ile meydana gelen çatışmada şehit düşen İstihkâm subayı, 1963 Akhisar doğumlu Yüzbaşı Necdi Şentürk’ün adı verilmiş. 
AKHİSAR GEZİ NOTLARI
Resim.1: Aracımızı koyduğumuz Çarşamba pazarından batıya doğru bakıldığında, böyle bir kazı alanı var.  Burası Hristiyan Mezarlığı imiş. Arkadaki alan Şehit Yüzbaşı Necdi Şentürk (eski adı Uzuntaş Mezarlığı) adı ile anılan Müslüman Türk Mezarlığı. Daha arkada ise Karakurt Yahudi Mezarlığı varmış.
AKHİSAR GEZİ NOTLARI
Resim.2: Reşatbey Mahallesi Barış ve Gençlik Parkı içerisinde bulunan Kurtuluş Savaşı Kahramanımız Reşat Bey’in anıtı. Sonraki bölümlerde bilgi verilecek.
AKHİSAR GEZİ NOTLARI
Resim.3: Reşat Beyin Akhisar’da kendi adını taşıyan mezarlıktaki kabri.
 

AKHİSAR’DA ESKİDEN KİMLER YAŞARDI?

Parkın ilerisindeki yerde Karakurt Yahudi Mezarlığı varmış. Şehirleşme ve park ihtiyaçları gibi nedenlerle, bu tarihi alanlardaki mezar taşları ve kemikler vefasızca başka yerdeki çukurlara topluca gömülmüş, diye anlatıyor rehberimiz Mustafa bey. Mezar taşları ile birlikte şehrin tarihî kimliği de zarar görmüş olmalı. Gün içinde Türklere ait olanlar da dâhil olmak üzere tarihi hatırası olan birçok yapının virane halde olduğuna şahit olduk. Başta Akhisar belediyesi olmak üzere devlet idaresinin –istisnalar dışında- kültürel kimlik, hatıra ve alt yapılara sahip çıkma konusunda olumlu bir şey söylemek mümkün değil, bunu yazının başında ifade etmeliyim. Kimse şunu da bunu da yaptık demesin. Türkiye’de Eskişehir, Beypazarı, Safranbolu gerçeği gözler önünde çünkü.

Kurtuluş savaşı yıllarında Akhisar’ın merkez ilçe nüfusu yaklaşık 15.000 civarında. Burada 5-7 bin kadar Hristiyan nüfus ve az miktarda Yahudi de varmış. Akhisar; Hristiyanlık tarihi açısından Türkiye sınırları içinde yer alan 7 merkezden (kiliseden), Batı Anadolu’da yer alan 4 merkezden biri olarak kabul edilir. 1908 yıllarında Osmanlı nüfus sayımı ve Aydın Vilayeti Salnamesi verilerine göre, Akhisar kazasındaki kayıtlı toplam Hristiyan nüfusu 6.392 kişidir. Bunun 5877’i Rum, 515’i de Ermeni’dir. 

AKHİSAR HRİSTİYANLIK AÇISINDAN NEDEN ÖNEMLİ?

Akhisar ilçesi, Thyateira antik kenti dolayısıyla özellikle Erken Hristiyanlık Dönemi ile ilgili çalışmalar yapanların sıklıkla ziyaret ettikleri ve incelemelerde bulundukları bir yerleşim yeri olmuş hep. Bunun en büyük sebebi İncil'de adı geçen Anadolu'daki ilk yedi Hristiyan topluluktan birisinin Thyateira'da yaşadığının bilinmesidir. Araştırıyoruz; kaynaklara dayanarak şunları söylemek mümkün:

Akhisar, antik çağdaki adıyla Thyateira, Hristiyanlık tarihinde İncil'de adı geçen ilk 7 kiliseden birine (Anadolu’nun Yedi Kilisesi) ev sahipliği yapması nedeniyle çok kritik ve kutsal bir öneme sahip. Hristiyanların kutsal kitabı olan Kitab-ı Mukaddes'in (Kutsal Kitap) ikinci bölümünü oluşturan Yeni Ahit’teki İncil'lerden sonra gelen Vahiy Kitabında (Apokalips olarak bilinir), Havari Yuhanna vasıtasıyla İsa tarafından Anadolu'daki 7 Hristiyan cemaatine gönderilen mektuplar vardır. Thyateira, bu mektupların hitap edildiği dördüncü cemaattir. İncil metinlerinde, buradaki Hristiyan topluluğuna zorlu koşullara, iktisadi baskılara ve sahte peygamber iddialarına rağmen inançlarında sebat etmeleri ve direnç göstermeleri öğütlenmiş. Ayrıca bu mektupta, İsa'nın kendisi için "Tanrı'nın Oğlu" unvanının kullanıldığı tek yer olması bakımından teolojik (İlahiyat /Tanrıbilimsel) bir ağırlığa sahiptir. Bu ifade doğrudan Hz. İsa’ya ait değildir. Vahiy Kitabı (Apokalips), İsa'nın ölümünden yaklaşık yüz yıl sonra (MS.95), Patmos adasından Havari Yuhanna tarafından kaleme alınmış. 

Havari Yuhanna’nın bilinen diğer adı St. Jean" Fransızca kökenli bir ifade olup Türkçedeki karşılığı "Aziz Yuhanna"dır. Mezarı Efes’te imiş. Hz. Meryem’in de Hz. İsa’nın ölümünden sonra Yuhanna ile birlikte Efes’e geldiği bilgisi var, Katolik Hristiyan kaynaklarda. Meryemana evi ve Bülbül dağının hac merkezi olarak kabul edildiği de biliniyor. Ama Ortodokslar Hz. Meryem’in mezarının Kudüs’te olduğuna inanıyorlar. Protestanlar ise “Yeri belli değil” demekle yetiniyorlar.

EKÜMENİK NE DEMEK?

Aslında bütün İnciller Hz. İsa’nın ölümünden çok yıllar sonra yazılmış, onun hayatına dair bir çeşit tarih kitaplarıdır da denebilir. Hristiyanlıkta kilisece kabul edilen 4 resmî İncil var. Bizans İmparatoru Konstantin tarafından MS. 325 yılında İznik'te (Nikaia) toplanan Birinci İznik Konsili, Hristiyanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından, ilk ekümenik (evrensel) konsildir. İstanbul Rum Ortodoks kilisesinin yasal olmayan siyasi bir iddia ve çaba ile İstanbul içinde bir Vatikan devleti gibi “Ekümeniklik” (Evrensellik) kazanmaya çalıştığını biliyoruz. TC devletinin, batılı devletler ve Trump’ın baskısı (rica) ile Heybeliada Ruhban Okulunun açılmasına doğru verilmiş tavizlerini de görüyoruz. Devlet himayesinde okulun yenilenmekte olduğunu basından okuyoruz. Ekümeniklik iddia ve çabaları ile İstanbul Rum Ortodoks Kilisesinin hem Rusya’ya karşı Doğu Ortodoks kiliselerinin başı yapılmaya çalışıldığını, hem de Türkiye Cumhuriyeti aleyhine kullanılmak istendiğini görmek gerek. 

İşte bu konsilde geçerli kabul edilen İnciller belirlenmiş ve bu grup İnciller de "Kanonik İnciller" olarak adlandırılmış. Tarihte başkaları tarafından da yazılmış, ancak Hristiyan kiliseleri tarafından resmî kanona (Kutsal kitap listesine) dâhil edilmeyen Apokrif İnciller de (Thomas İncili, Yuda İncili gibi) vardır. Ancak bunlar Hristiyan inancında resmî kabul görmez. Bunlara da “Listeye alınmayanlar” anlamında “Kanonik Olmayan İnciller” adı verilir. 

İNCİL, KİTABI MUKADDES, ESKİ AHİT, YENİ AHİT NEDİR?

Hristiyanlığın kutsal kitabı İncil değil, Kitabı Mukaddes’tir. Hristiyanlar tek bir kitaba değil, içinde onlarca farklı kitabın yer aldığı devasa bir külliyata inanırlar. Arapça kökenli bir tamlama olan Kitab-ı Mukaddes, "Kutsal Kitap" (Holy Bible) anlamına gelir. Kitabı Mukaddes’in ilk kısmı olan Eski Ahit, Hristiyanlık öncesi Yahudi Peygamberlerin getirdiği inançları anlatır. Bir kısmına Tevrat denilebilir. Burada yer alan Tevrat, Yahudi kutsal metinlerinin en başında yer alan ve Musa'ya vahyedildiğine inanılan ilk 5 kitaba verilen addır. Tekvin (Yaratılış), Çıkış, Levililer, Sayılar ve Tesniye kitaplarından oluşur. Eski Ahit’te Zebur ve diğer Yahudi peygamberlere verilenler de yer alır.

HRİSTİYANLIK VE YAHUDİLİK İÇ İÇE

Görüldüğü gibi Kitab-ı Mukaddes’in ilk bölümü olan Eski Ahit, Hristiyanlık ile Yahudiliğin iç içe oluşunun bir hikâyesi olup, birliktelik bu yoldan Evanjelizme kadar varmış oluyor. 2. kısmını oluşturan Yeni Ahit kısmı ise 4 İncil ile başlar. Hristiyan ve Yahudi İlahiyatı bilinmeden, bazı siyasi olayları anlamak zor olabilir. Hatta buna diğer bilim alanlarını da koyabiliriz; Toplumbilim (sosyoloji), tarih, iktisat tarihi gibi. Liberal ekonomi denen kavramın çıkış noktasında bile, birçok teoloji (ilahiyat) dürtüleri ve çıkışları da olabilir dense yeridir.

Hristiyanların kutsal kitabı olan Kitab-ı Mukaddes'in (Kutsal Kitap) ikinci bölümünü oluşturan Yeni Ahit, toplam 27 kitaptan (bölümden) meydana gelir. Bu 27 kitabın ilk dördü tam olarak bu İncillerden oluşur: Matta İncili, Markos İncili, Luka İncili ve Yuhanna İncili. Bunlardan sonra ise Elçilerin İşleri, Pavlus'un Mektupları ve Vahiy gibi diğer kutsal metinler gelir. 

Selam ve saygılarımla… 

Reklam
Reklam
Reklam
Bu yazı 45 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum