Reklamı Geç
Yaşar ATLI

Yaşar ATLI


15 Temmuz Kahramanlarına

10 Temmuz 2017 - 12:40

'Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın, aksine Rableri katında diridirler. Allah'ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler' (Âl-i İmran, 169-170)
Bir Fransız gazetecisi Çanakkale savaşı günlerinde yaşadığı bir hadiseyi anlatıyor: Çanakkale savaşı esnasında bir ara cephe gerisinde neler yaşanıyor diye merak ettim ve bir kasabaya uğradım. Baktım ki üç çocuk sokakta oynuyor. Çocuklar öyle yokluk içindeler ki elbise olarak çuvalların alt tarafı kafa ve kollar geçecek şekilde kesilip entari gibi giydirilmiş. Az sonra ilerideki baraka şeklindeki evden yaşlı bir kadın çıktı ve 'Muzaffeer! Gazanfeer! Mücahiit! çorba yaptım, gelin çorbanızı için.' Çocuklar koşa koşa gittiler. Ve ben şöyle düşündüm. En zor zamanlarında bile çocuklarına böyle isimler koyan bir milleti yerin merkezine kadar gömseniz bile yine oradan fışkırır çıkarlar.
15 Temmuz darbe girişiminden önce şöyle düşünüyordum.  Gençlik bitmiş, millet değerlerini unutmuş. Kısaca ümidimi kesmiştim. Fakat 15 Temmuz gecesi insanların; tankların üstüne çıktığını, paletlerin önüne bedenlerini serdiğini görünce o gazetecinin sözünü hatırladım. Bu milleti yerin merkezine de gömseniz yine de fışkırıp çıkar oradan.
Bundan birkaç ay önce Gördes Kültür Sarayında '15 Temmuz'un Kahramanları Şehit Makbule'nin Torunlarıyla Buluşuyor' isimli bir program düzenlendi. Programa 15 Temmuz'da sokaklara çıkmış, insanları sokağa davet etmiş, bir kısmı yaralanmış insanlar davet edilmişti. O gece yaşadıklarını her biri kendi üslubunca çok güzel ifade etti. Öyle coşkulu bir programa daha önce hiç rastlamadım. Orada program konuklarından birinin paylaştığı bir cümleyi ben de okuyucularımızla paylaşmak istiyorum. 'Ben Urfalıyım. Kürdüm. Beş çocuğum var. Bu vatanın tek bir çakıl taşı için beş çocuğumun beşini de feda ederim.'
Çanakkale'de koyun-koyuna, sırt sırta yatan koçyiğitlerin taşıdığı ruh ile 15 Temmuz kahramanlarının taşıdığı ruh aynıdır. O ruhun bize haykırdığı şudur. Tek vatanımız vardır. Burada doğduk burada öleceğiz. Tek bayrağımız vardır. Ay-yıldızlı bayrağımızı yere düşürmedik, düşürmeyeceğiz. Mesele vatansa gerisi teferruattır.
15 Temmuzda 250 şehit verdik. Dalalet ve hıyanet içerisinde olanlar düşmana çevrilsin diye ellerine verilmiş silahları millete çevirdi. 250 şehit verdik.
Fakat biz inanıyoruz ki peygamberlikten sonra insanın erişebileceği en yüksek mertebe şehitliktir. Kur'anımızda nebiler, sıddîklar, şehitler, salihler, fazilet yönüyle yüce mertebeler olarak yan yana anılmışlardır. Nisa suresinin 69. ayeti bu gerçeği bize şu şekilde haber vermektedir:
'Allah'a ve Peygambere itaat edenler, işte bunlar; Allah'ın kendine nimet verdiği peygamberlerle, sıddîklarla, şehitlerle ve salihlerle beraberdirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.'
Hiçbir dünya menfaati gözetmeden, Allah'ın dinini yüceltmek, müslümanların şan, şeref ve namuslarını korumak, vatanı muhafaza etmek amacıyla ve sadece Allah rızası için savaşan, savaş sırasında ölen müslümanlar gerçek anlamda şehit sıfatını kazanmışlardır.
Şehitler karşılaştıkları cennet nimetlerinden öyle memnun kalacaklardır ki Yüce Allah'a:
'Ey Rabbimiz! Biz, senin yolunda tekrar şehit olmak için dünyaya döndürülüp öldürülmeyi istiyoruz' diyeceklerdir.
Şehitlerimizin öteki âlemde ulaşacakları durağı en güzel şekilde gözlerimizin önüne seren millî şairimiz merhum Mehmed Akif Ersoy, duygularını kelimelere şöyle yüklemiştir:
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pâk alnı değer.
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.
Bir müslümanın bütün hayatı boyunca arzulayabileceği, hayal edebileceği bir sahne şehitlerimize lâyık görülmüştür.
Şehitlerin canlarını, mücahitlerin mallarını Cenab-ı Hakk cennet karşılığında satın aldığını bize şu ayetlerde şöylece beyan etmektedir:
'Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler' demeyin. Aksine onlar diridirler ancak siz fark edemiyorsunuz.' (Bakara, 154)
'Allah, Allah yolunda çarpışıp öldüren ve öldürülen mü'minlerden, karşılığı cennet olmak üzere, mallarını ve canlarını satın almıştır. Bu O'nun üzerine, Tevrat, İncil ve Kur'an'da vadedilmiş olan bir haktır. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterebilen kim vardır? Şu halde yapmış olduğunuz bu alışverişinizden dolayı sevinin. İşte büyük kurtuluş budur.' (Tevbe, 111)
Peygamber Efendimiz şehitlerin mertebesiyle ilgili şu beşarette bulunmuştur:
'Muhammed'in nefsi kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Allah yolunda alınan herhangi bir yara kıyamet gününde ayni şekilde görülecek. Rengi kan renginde ve kokusu misk kokusunda olacaktır.'
'Muhammed'in nefsi kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, isterdim ki Allah yolunda cihad edip şehit olayım, sonra yine cihad edip şehit olayım, sonra yine cihad edip şehit olayım.'
 'Şehit öldürüldüğünde, sizden birinin pirenin ısırmasından duyduğu rahatsızlık kadar rahatsızlık duyar.'
Bu topraklar için toprağa düşmüşlere selam olsun. Bu topraklar düşmesin diye mücahade gösteren bütün yürekli insanlara selam olsun.

Bu yazı 1090 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum