Kazım GERMİYANOĞLU

Kazım GERMİYANOĞLU

kgermiyanoglu@hotmail.com

Canan Uyandı mı?

29 Kasım 2021 - 17:50 - Güncelleme: 03 Aralık 2021 - 17:51

Henüz lise yıllarında iken ilk okuduğum kitaplardandır; rahmetli Necdet Sevinç’in “YAZARINI KURŞUNLATAN YAZILAR”.
            Hayatını Türk’e ve Türklüğe adamış yürekli bir dava adamı olan yazar Necdet Sevinç şöyle haykırıyordu kitabında:
            “Hayır! Yahudi Marks yalan söylüyor!.. İnsanlığın kurtuluşu tek bir dünya devletinin kuruluşunda görülüyorsa; bu devleti, Türk kurmalı, Türk yönetmelidir. Çünkü, buyuruculuk Türk’ündür…”
            İlk bakışta ırkçı bir kalemden çıktığı düşünülen bu satırlar, aslında o yıllarda ırkçılığa karşı açılmış bir savaşın keskin ifadeleridir. Sömürgeciliğe karşı ezilen halkların yanında olduğunu ilan eden ideolojik bir sistem, o yıllarda dünyayı kasıp kavuruyordu. Tıpkı bu günkü yeni dünya düzeni palavracısı ABD’nin demokrasi ve barış götürme mavalıyla ülkeleri harabeye çevirdiği gibi.  50li, 60lı,70li ve 80li yıllarda Sovyet Rusya, dünyaya hâkim olabilmek için ülkelerdeki azınlıkları ırkçı söylemlerle mevcut yönetimlere karşı isyan ettirerek birçok masum kanın dökülmesine sebep oluyordu.
Tanklarıyla Çekoslovakya’ya giriyor, İskandinav ülkelerini işgal ediyor, Polonya’ya, Ukrayna’ya, Macaristan’a giriyor, Almanya’yı ikiye bölüyor, Türkistan’ı esir ediyor, Balkanları işgal ediyor, ta Küba’ya, Kamboçya’ya kadar özgürlük ve barış götürme bahanesiyle birçok ülkeyi sömürgeleştiriyordu. Türkiye’de bu rüzgârdan nasibini fazlasıyla almış, Türkiye içinde yaşayan kardeş uluslar da bu propagandalardan etkilenerek içlerinden çıkan bazı ırkçı fanatikler ayrı ayrı örgütler kurarak özgürlük ve bağımsızlık(!) mücadelesine girişmişlerdi. Bu, Türkiye’ye çok pahalıya mal olmuş, gerek sağdan ve gerekse soldan, çoğu hayatının baharında 5000’in üzerinde insanımız anarşi ve terörün kurbanı olmuştur. 
            Dünya üzerinde pek çok millette dünyaya hâkim olma ve yönetme ideali vardır. Yahudilerin Siyonizm düşüncesi, ABD’nin Yeni dünya düzeni, Rusya’nın Komünizm ideolojisi, Almanya’nın Nazizm hedefleri vs. vs.
            Böyle bir dünyada, özgürlük ve bağımsızlığa aşık, asırlar boyunca dünyaya hükmetmiş, zalime karşı mazlumun hamisi olmuş, nizam-ı alem idealiyle beslenmiş bir milletin de bu yarışta yerini alması asla yadırganmamalıdır.
            Türk, bazılarının iddia ettikleri gibi hiçbir zaman ırkçı, emperyalist, sömürgeci ve kan dökücü olmamıştır. Aksine hep bu akımlara karşı çıkmış ve büyük mücadeleler vermiştir. İslâmiyet’ten önce ve sonra kurulan bütün Türk devletlerinde bunu görürüz. Çin’in Asya kıtasındaki Çinlileştirme ve sömürgeleştirme girişimlerine karşı, ta milattan önceki yıllardan itibaren Büyük Hun Hakanlığı, Göktürk Hakanlığı, Uygur Hakanlığı gibi Türk devletlerinin Çin’e karşı nasıl set oluşturduklarını ve Asya uluslarını Çinlilerin zulmünden nasıl koruduklarını bilmeyen yoktur.
Attila liderliğindeki Avrupa Hun Hakanlığı’nın, Avrupa’yı kasıp kavuran Roma İmparatorluğu’nu nasıl dize getirdiğini ve barbar kavimleri nasıl ıslah ettiğini bilmeyen var mı? Gazneli Sultan Mahmut’un 17 büyük sefer yaparak Hindistan’ın katı Kast sistemi altında ezilen milyonları nasıl kurtardığını ve İslâm’la şereflenmelerine vesile olduğunu bilmeyen var mıdır? Selçuk Bey’in kurduğu ve Tuğrul ve Çağrı Beylerin güçlendirdiği Büyük Selçuklu Hakanlığı ordularının, Alparslan’ın ve Melikşah’ın komutasında Anadolu’daki bin yıllık Bizans zulmüne son verdiklerini, Ermenileri, Gürcüleri ve daha nicelerini Bizans esaretinden kurtardıklarını bilmeyen var mı?
Kılıç Arslanların, Sultan Mesutların, Selahattin Eyyûbi’nin göğüslerini siper ederek İslâm dünyasını tam ikiyüz yıl boyunca vahşi Haçlı saldırılara karşı nasıl koruduklarını da dünya âlem bilmektedir. Memlûk Sultanı Baybars’ın, Türk ve İslâm dünyasını kasıp kavuran ve kimsenin durduramadığı Moğol sürülerini bir değil tam onbir kez yenerek Türk ve İslâm dünyasına kol kanat gerdiğini bilmeyen var mı? Ertuğrul Gazi’nin, Osman Gazi’nin, Orhan Gazi’nin, Murad-ı Hüdavendigar’ın, Yıldırım’ın, Fatih’in, Yavuz’un, Sultan Süleyman’ın ve daha nicelerinin Avrupa’nın emperyalist devletlerine karşı yüzyıllar boyunca İslâm dünyasını ve mazlum milletleri koruyup huzur ve refah içinde yaşatmalarını kim inkâr edebilir?
Yedi değil dokuz düvele karşı kahramanca savaşan, son Haçlı akınlarına karşı Türk milletini örgütleyip destansı bir mücadele vererek püskürten ve yakılıp yıkılan Osmanlı’nın külleri üzerinde yepyeni bir devleti, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarak bütün mazlum milletlere ışık olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü kim görmemezlikten gelebilir?
Eğer Türk milleti, iç ve dış düşmanlarının iddia ettikleri gibi emperyalist ve ırkçı bir millet olsaydı bugün, Avrupa’da, Ortadoğu’da, Balkanlar’da, Afrika’da, Asya’da bu kadar çok çeşitli millet ve inanç var olabilir miydi?
            Evet başa dönelim; “Bu devleti Türk kurmalı Türk yönetmelidir.” Çünkü, Türk merhametlidir, adaletlidir, medenîdir. Sömürmez, hor görmez, asimile etmez. İşte bu yüzdendir ki, tarihin en büyük devletlerini ve medeniyetlerini kurmuştur.
            Gençlik yıllarımız hep bu ideallerle, bu mücadelelerle geçti. Bu ideal için kurşunlandık, alay edildik, coplandık, zindanlara atıldık. Turancılık dendi, ırkçılık dendi, alay edildi. Tek canan uyansın, silkinsin, kalksın dedik.  Ama canan uykudaydı, canan uyuyordu. Has kulları, 60 kilo girdikleri zindanlardan 42 kilo çıkıyorlardı. Türk Birliğini değil istemek, söz etmek bile yasaktı, çok büyük bir suçtu; ırkçılıktı, günahtı. Halbuki İslâm Birliğine giden yol da, mazlum milletlerin kurtuluşu da bu yoldan geçiyordu.
Yıllar bu şekilde geçti. Ve nihayet canan kıpırdandı, uyanmaya başladı. Türk Dünyası dendi, Türk Konseyi dendi, Türk Birliği dendi ve nihayet TDT (Türk Devletleri Teşkilatı) dendi ve dünyaya karşı resmen ilan edildi.
            Hayırlı ve uğurlu olsun.

Bu yazı 1355 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum