Gordes Susleme Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes
Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes
Gördes Nöbetçi Eczaneleri
Gazete Gördes Gazete Gördes
Gördes Belediyesi
 
 
Gözün Aydın Gördes Kurtuldun!
Av.Cenap GÜVEN

Fatih Terim Efsanesi Son Bulmalıdır

Av.Cenap GÜVEN
cenapguven@ttmail.com

 
29 Aralık 2017 Cuma 11:16
Okunma: 4198
Yorum YapYazdır
 
 

Bu yazıyı İstanbul Arena’da oynanan 3-1’lik Galatasaray - Göztepe maçından sonra yazıyorum. Amacım 2002 yılında yazılan bir yazımı yeniden yayınlamaktır. “Galatasaray ve Fatih Terim” başlıklı 15 yıl önce yazılan bu yazıyı virgülüne dokunmaksızın aynen yayınlıyorum. Ancak daha önce nasıl Galatasaraylı olduğumu ve Göztepe’ye olan yakınlığımı anlatmak istiyorum.

        1940’lı yılların sonu, 7-8 yaşlarındayım. Bir gün sokakta bir gazete parçası buldum. O tarihlerde Gördes’e (Manisa’nın ilçesi) gazete gelmiyor. Dışarıya gidenler İzmir’den falan bir gazete alıp getirirlerse gazete yüzü görüyoruz. Yolda bulduğum gazete parçasında Galatasaray futbol takımının yengisi ve takım kadrosu yazılıydı: Rober, Muhtar, İsfendiyar, Gündüz falan… İsimler bana ilginç geldi ve bu yengi ve bu isimlerle Galatasaraylı oldum. Yani 70 yıllık Galatasaraylıyım, hem de koyu bir Galatasaraylı…

        Göztepe’ye gelince: Manisa Lisesi’nde yatılı öğrenciyim. 1953-54 yılları falan. Manisa futbolunda, Galatasaray – Fenerbahçe rekabetine eşdeğer, büyük bir Gençlik – Sakarya rekabeti var. Gençlik Spor takımının hemen bütün futbolcuları Manisa Lisesi öğrencileri… Gürsel ve Güler kardeşler, Cengiz falan… Sakarya’dan aklımda kalan Fikri ve Çetin… Fikri ve Çetin daha sonra Ankara Gençler Birliği takımına gittiler. Gürsel ve Güler kardeşler ise İzmir Göztepe’ye… Gürsel Göztepe’de bir efsane oldu. İşte Gürsel Manisa Lisesi’nde son sınıf öğrencisiyken, ben de Manisa Lisesi’nde Ortaokul 2. Sınıf öğrencisiyim. Bu yıllarda okul bahçesinde, sonrasında Gürsel Göztepe’de oynarken Manisa’nın çamlığında Gürsel ile gazozuna top oynamışlığım var. Bütün bu nedenlerle Göztepe, Galatasaray’dan sonra ikinci takımım…

        Aşağıda, 15 yıl önceki yazımda belirtilen nedenlerle, Fatih Terim’in Galatasaray’a gelmesiyle Galatasaraylılığımı, yandaşlığımı, taraftarlığımı askıya aldım. Bana göre Fatih Terim Galatasaray takımına yakışmıyor. Galatasaray-Göztepe maçını da bu duygularla izledim. İşte 16.05.2002 tarihli o yazım.    

                  GALATASARAY ve FATİH TERİM

        Galatasaray ve Fatih Terim üzerine çok yazıldı, çizildi. Bu yazı da onlardan birisi. Fatih Terim’in 2. kez futbol takımının başına getirilmesi üzerine bir Galatasaray yandaşının bu konudaki düşünceleri.

       Fatih Terim’in spora bakış açısı, “Ne pahasına olursa olsun başarılı olmak” şeklinde özetlenebilir. Başarıdan kastı da yine “Ne pahasına olursa olsun yenmek”tir. Günümüz dünyasında spora çok büyük yatırımlar yapılıyor, sporda çok büyük paralar dönüyor ve çok büyük çıkar çatışmaları yaşanıyor. Böyle bir ortamda spora, “Her şey para, yengi, başarı içindir” açısından bakılması normal karşılanıyor, destekleniyor. Oysa, “Spor Ahlakı”, “Spor Etiği” denilen bir şey vardır. Bizce önemli olan ne pahasına olursa olsun yengi değil, spor etiği içerisinde, kurallara uygun olarak yarışmaktır. Yengi ancak, spor ahlakına uyulduğunda bir anlam kazanır. Yalancıktan sakatlanmalar, yerlerde kıvranmalar ile seyircileri kışkırtmak, hakemi yanıltmak ve bunlarla yengi sağlamak spor ahlak ve etiğine sığmaz. Spor ahlakına uymayarak belki maç kazanabilirsiniz ama sonuçta başarılı olamazsınız. Ayrıca, spor etiğine uygun olmayan bu şekildeki yengiler, yarışan takımlar, kulüpler ve toplumlar arasında düşmanlık tohumları eker ve sonuç olarak kimseye yarar getirmez. Bizim görmek istediğimiz sporcu tipi, kaleci sakatlanınca, hakem yanlış değerlendirme ile düdük çalmasa da, topu boş kaleye atmayarak, oyunu durduran sporcudur.

       Spora bakış açınız, “Ne pahasına olursa olsun yengi”,  “Benim lügatimde yenilgiye yer yoktur” olursa, sonuçta spor etiğine, spor ahlakına aykırı davranışlar içerisine girmek zorunda kalırsınız.

       Galatasaray ve Fenerbahçe kulüpleri ve giderek bütün kulüpler arasındaki kural dışı yarışma ve bunun ötesinde kanlı bıçaklı düşmanlıkların doğmasında ve artarak sürmesinde Fenerbahçe’nin başkanlığı dönemindeki Ali Şen’in ve Fatih Terim’in çok büyük paylarının olduğunu düşünüyorum.

       Fatih Terim agresif bir yapıya sahip. Yenilgiyi hazmedemiyor. Oysa yengi varsa, yenilgi de olacaktır. Spor yapıyorsa, yarışıyorsa, futbolcuysa, antrenörse, başkansa, yöneticiyse önce yenilgiyi hazmetmeyi öğrenecektir. Onun berabere biten bir maçtan sonra futbolcularına ve hakeme küfretmesini unutamıyorum. Önemli olan yenince değil, yenildiğinde centilmen olabilmektir.

       Spor felsefeniz ne pahasına olursa olsun yengi olunca, futbolcular da buna göre hareket ediyorlar. Kendilerini yalancıktan yerlere atıyorlar, seyircileri tahrik ediyorlar, spor etiği ve spor ahlakı dışına çıkıyorlar.

       Fatih Terim, agresif olma ve kural tanımazlığının yanında otoriter bir yapıya sahip; ancak bu otoriterlik demokratik bir otorite olmayıp despotluğa dayanan bir otorite. İnsan ilişkilerinde sevgiye ve saygıya yer yok. Futbolcuları ile de benzer ilişkiler içinde. Futbolcuların saygısı sevgiye değil, korkuya dayalı bir saygı. Bizim Galatasaray’daki ve sonrasında İtalya’daki Fatih Terim’de gördüğümüz bunlar. Değişmiş olabilir mi? Bundan sonra spora etik değerleri dikkate alarak bakabilir mi? Şimdilik bunun işaretlerini göremiyoruz. Dileriz, bu yazımızın kendisine bu konuda katkısı olur.

        Galatasaray yönetimi, Fatih Terim’i ikinci kez takımın başına getirmekle bize göre yanlış yapmıştır. Biz ne pahasına olursa olsun yengi demiyoruz. Önce temiz futbol, dürüst futbol, diyoruz. Her şeyden önce spor etiğine ve ahlakına uygun olarak yarışılsın, dostluk içinde yarışılsın, diyoruz. Bir futbolcunun, antrenörüne rağmen, hakemi aldatıcı hareketlerde bulunabileceğini, antrenörüne rağmen yalancıktan sakatlanmalar, kıvranmalar ile seyircileri tahrik edebileceğini düşünemiyoruz. Bizce antrenör, bırakınız bu gibi hareketlere onay vermeyi, sessiz kalarak gizlice desteklemeyi, spor ahlakına uymayan futbolcularını en ağır şekilde cezalandırmalıdır. Temiz futbol, temiz spor ancak o zaman sağlanır. Futbolcuların spor ahlakına uymayan bu çeşit davranışlarından her şeyden önce antrenör sorumludur. Yazımızın konusu Galatasaray’sa Fatih Terim sorumludur. Bu konuda bir başka sorumlu Galatasaray yönetim kuruludur. Yönetim kurulu, spor etik ve ahlakına uymayan futbolcuları, sporcuları en ağır şekilde cezalandırmalıdır. Bu gibi hareketlere göz yumuyorsa antrenörünü de en ağır şekilde cezalandırmalıdır. Bunu Galatasaray yönetiminden bekliyoruz. Kulüpler arasında dostluk ancak bu şekilde kurulabilir. Türk sporunda birçok şeyin öncüsü olan Galatasaray, sahalarımızda spor ahlak ve etiğinin yerleşmesinin de öncüsü olmalıdır.

 
29 Aralık 2017 Cuma 11:16
Okunma: 4198
Yorum YapYazdır
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:11
  • Güneş06:49
  • Öğlen13:14
  • İkindi16:42
  • Akşam19:18
  • Yatsı20:44
 
 
 
 
Anket
 
 
Tarihte Bugün
1792 - Devrimci Fransa'da Yasama Meclisi krallığı kaldırdı.
1858 - Babür İmparatorluğu yıkıldı.
1903 - İlk kovboy filmi Kit Carson'un prömiyeri ABD'de yapıldı.
1918 - Megiddo Savaşı sona erdi.
1924 - Mustafa Kemal Paşa, "Halk, köylüler bana her yerde iş programını şu iki kelime ile ihtar ettiler; Yol, mektep" dedi.
1932Himayei - Etfal Cemiyeti tarafından düzenlenen Alaturka Güreş müsabakaları Taksim Stadyumu'nda yapıldı.
1938 - İlk TV haber programı, BBC'de yayınlandı.
1938 - Polonya hükümeti, Çekoslavakya sınırına asker sevk etti. (bkz: Südet Krizi)
1943 - İnönü Ansiklopedisi'nin ilk fasikülü yayımlandı.
1947 - Zonguldak Kozlu kömür ocaklarında grizu patlaması: 48 işçi öldü.
1949 - Erzurum Hasankale demiryolu ulaşıma açıldı.
1958 - Başbakan Adnan Menderes , Cumhuriyet Halk Partisi'nin parti olmadığını, İsmet İnönü'nün siyaseti bırakması gerektiğini, basının istediğini yazamayacağını söyledi. Menderes, "Bize yumruk atan İsmet Paşa'yı alır layık olduğu muameleyi yaparız" dedi.
1960 - 27 Mayıs günü "Milli Birlik ve Hürriyet Bayramı" olarak kabul edildi.
1964 - Malta , İngiltere'den bağımsızlığını kazandı.
1977 - Türk Lirası devalüe edildi; Dolar 19,25 lira, Mark 8,27 lira oldu. Bu, Milliyetçi Cephe hükümetinin bir yılda yaptığı üçüncü devalüasyon oldu.
1980 - Orgeneral Haydar Saltık devlet başkanı genel sekreteri oldu. Aynı gün Başbakan Bülent Ulusu kabinesini açıkladı. (bkz:12 Eylül Darbesi)
1981 - Belize bağımsızlığını kazandı.
1995 - İzmir Buca Hapishanesi'ne düzenlenen operasyonda 3 siyasi tutuklu ve hükümlü yaşamını yitirdi. Olay, Buca Katliamı olarak tarihe geçti.
 
 
Arşiv
 
 
Süper Loto
19.09.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu071519204954
 
On Numara
16.09.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu04061115262932354445475256586163657172747677
 
Sayısal Loto
18.09.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu091115273049
 
Şans Topu
18.09.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu101423273010
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık