Reklamı Geç
Yaşar ATLI

Yaşar ATLI


Tebessüm Bulaşıcıdır

06 Kasım 2017 - 04:08

Nasreddin Hoca bir halktır, halkın muhayyilesidir, yaşadıklarıdır, derin psikolojisidir. Bunun adı bir zaman Nasrettin Hoca olur, bir zaman Hacivat-Karagöz olur, İncili Çavuş, Bekri Mustafa, gün gelir Temel olur hiç olmazsa ‘adamın biri' olur. Nasreddin Hoca diye biri yaşadı mı yaşamadı mı bilmiyorum? Dahası, böyle bir zatın yaşamadığını öğrenmemek için daha fazla araştırmadım. Velev ki böyle bir şahsın yaşamadığı ispatlansa bile hiçbir ispat zihnimdeki kısa boylu, göbekli, beyaz sakallı, eşeğine ters binmiş ton ton Nasreddin Hoca imgesini silemez.  
Nasreddin Hocanın bir veli mi ya da bir deli mi olduğu tartışılmış hatta Hocanın Nasıruddin et- Tusi veya Ahi Evran olduğu iddia edilmiştir. Bana sorarsanız Hoca, Hacivat'tır fakat siz bana sormayın. (Bu fıkra da benden olsun.) Ölüm tarihi 1285 olarak zikredilmekte ise de 1402'de Anadolu'ya gelen Timurla Hoca Nasreddin'in hikâyeleri, özellikle de fil hikâyesi meşhurdur. Hocanın yaşadığı iddia edilen on üçüncü yüzyıl enteresan bir zaman dilimidir. Anadolu'yu mayalayan Mevlana ve Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre bu yüzyılda yaşamış. Moğol istilası bu yüzyılda gerçekleşmiş. Demek ki diyorum, zor zamanlar kendi mehdisini, teolojisini ve dahi mizahını doğuruyor. Ya da şöyle söyleyeyim. Mizah biraz zor zamanlarda ümitvar ve iyimser olmanın adıdır.
Nasreddin Hocanın güldürmesi, güldürmesinin yanında düşündürmesiyle beraber belki de en büyük özelliği yeri geldiğinde kendisiyle de alay etmesini bilen bir şahsiyet olmasıdır. Fakat Nasreddin Hoca asla bir şaklaban veya saray soytarısı değildir.
Onun bazı sözleri atasözü ve deyim olarak dilimizde yaşıyor. Mesela; bana damdan düşeni getirin, dostlar alış verişte görsün, parayı veren düdüğü çalar, acemi bülbül bu kadar öter, ye kürküm ye, ipe un sermek, yorgan gitti kavga bitti, al abdestini ver pabucumu, mavi boncuk kimdeyse benim gönlüm ondadır, benim sözüme mi inanıyorsun yoksa eşeğe mi, el elin eşeğini türkü çığıra çığıra arar, biraz da biz ölelim sözleri bu kabil sözlerdendir.
Bir hususu daha arz etmek istiyorum efendim. Eskiler derler ki; abusul vech kerihul menzar. Hani biz deriz ya; yüzü sirke satıyor, işte aşağı yukarı o manada bir söz. Hatta adam bal satsa fakat sözü ve yüzü asık olsa ondan bal bile almak istemeyiz. Bu gülme işine öyle güzel bir isim bulmuşuz ki. Gül-mek yani gül gibi açılmak, gül olmak. Demek ki gülen insan bir anda gül oluveriyor. Ne demişti Fahr-i Risaletpenah: 'Tebessüm sadakadır.'
 Hocanın Cevabı
'Sorduğu gereksiz sorularla ün yapmış birisi Akşehir'e gelmiş.
-Bu şehrin en bilginiyle görüşmek istiyorum, demiş.
Adamı Hoca'nın yanma götürmüşler. Adam Hoca'ya:
-Efendi, demiş. Sana kırk soru soracağım. Ama bunların hepsine birden tek cevap vereceksin. Hoca:
-Sor bakalım, demiş.
Adam, kırk soruyu birbiri ardınca sormuş. Onu dikkatlice dinleyen Hoca, sorular bitince adama dönmüş ve ona:
-Bilmem, diye cevap vermiş.'
 Sen de Haklısın
'Adamın biri Hoca'ya kadılık yaparken gelip hasmı hakkında verip veriştirdikten sonra:
- Haklı değil miyim? demiş! Hoca:
- Haklısın! demiş.
Adam gitmiş, bu kez hasmı gelmiş; giden için ağzına geleni söyleyip kötüledikten sonra sormuş:
- Haklı değil miyim Hocam? Hoca:
- Yerden göğe kadar haklısın, demiş.
O da gitmiş... İki adamı ve Hoca'yı dinleyen karısı kendini tutamayarak sormuş:
- İlahi Hoca Efendi, ne garip insansın, birini dinledin, haklısın dedin, ötekini dinledin, ona da haklısın dedin, bu ne biçim iştir?
Hoca bir süre düşündükten sonra:
- Vallahi hatun, demiş, galiba sen de haklısın!'
 Susuz musun Uykusuz mu?
'Misafir kaldığı bir evde Hoca'ya karnının açlığını sormamışlar da:
- Hocam, susuz musun uykusuz mu? diye sormuşlar.
-Şu cevabı vermiş rahmetli:
- Buraya gelirken bir pınar başında uyumuştum!'
 Başı Beraberinde miydi?
'Hoca bir arkadaşıyla birlikte ava çıkmış. Derken bir kurda rastlayıp başlamışlar kovalamaya... Kurt kaçmış, onlar kovalamış, sonunda hayvan inine girivermiş. Hoca dışarıda beklerken arkadaşı kafasını inden içeri sokmuş... Hoca bir beklemiş, iki beklemiş, bakmış ki dostundan ses seda yok, bacaklarından çekip dışarıya çıkarmış.
Bir de ne görsün, adamın başı yok! Koşarak adamın evine gitmiş ve karısına sormuş:
- Kocan ava çıkarken başı beraberinde miydi?'

Bu yazı 1319 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum