Hüseyin TUNÇAY

Hüseyin TUNÇAY

htuncay45@gmail.com

Padişahtan Ders

03 Aralık 2016 - 15:29

                 Devletin yaptığı hizmetler ve yatırımlar, vatandaşından aldığı vergilerle mümkün oluyor. Bunu yaparken adaletli olması, kazanca göre tahsil etmesi, adil davranması, verginin tabana yayılması büyük önem arz ediyor. Ayrıca; zaman zaman getirilen aflarla vergisini zamanında ödeyenleri adeta cezalandırması adalet duygusunu zedeliyor.
               Alınan kararlar ve uygulamalar da aklî olmalı. Petrolün varil fiyatı 120 dolardan 40-50 dolarlara indiği halde,biz yakıtı aynı fiyatla satın alıyoruz.Ülkemizde halkın oturduğu evlerin büyük çoğunluğu 150 metrekareden küçük olduğu halde,geçen eylül ayında yapılan düzenlemeyle daha iyi gelir sahiplerinin oturabildiği 150 metrekareden büyük konutların KDV oranı; % 18'den,% 8'e düşürülmüştü.
               Yıllardır konuşulur; 'vergi tabana yayılacak ','herkes kazancı oranında vergilendirilecek',' oranlar düşürülecek' diye. Fakat bir türlü gerçekleşmez. Yine yükün büyük kısmı; 'bordro mahkûmları'nda ve kayıt altındaki vergi mükelleflerindedir. Nimeti ve külfeti eşit dağıtan devlet; vatandaşının gözünde büyür, sadakat ve güven duygusu pekişir,yarınlara umutla bakar,yatırım yapar ve istihdam sahaları açar.
                Dövizdeki son artışlar sabit gelirlileri daha da fakirleştirdi. Böyle devam ederse, alacağımız mal ve hizmetlerdeki fiyat artışları bu kesimi zora sokacak, sosyal yapımızda yeni yaralar açacaktır.Görünen o ki; yeni vergiler yolda'
                 Mevcut sistemin adaletsizliği, yıllar evvel Tercüman gazetesinde Can Aksın'ın yazısında okuduğum bir masalı hatırıma getirdi.
                  Padişah bir kış günü tebdil-i kıyafetle başvezirini de yanına alarak gezmeye çıkmış.
                  Dere kenarında yaşlı bir adam görmüşler. Adam elindeki deriyi suya sokup, döverek tabaklıyormuş.
                  Padişah adamı selamlamış: 'Selamünaleyküm ey pir-i fani.'
                  'Aleykümselam ey serdar-ı cihan''
                  Padişah sormuş: 'Altılarda ne yaptın ?'
                  'Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor''
                  Padişah yine sormuş: 'Geceleri kalkmadın mı?'
                  'Kalktık'Lâkin ellere yaradı''
                  Padişah gülmüş: 'Bir kaz göndersem yolar mısın?'
                  'Hem de ciyaklatmadan''
                  Padişahla başvezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. Padişah başvezirine dönüp:
                  'Ne konuştuğumuzu anladın mı?'
                  'Hayır padişahım''
                  Padişah sinirlenip kükremiş: 'Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım''
                  Korkuya kapılan başvezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere kenarına dönmüş.Bakmış adam hâlâ orada çalışıyor.Derin bir oh çekip: 'Siz padişahla ne konuştunuz?'
                  Adam başveziri şöyle bir süzmüş, 'Kusura bakma'Bedava söyleyemem'Ver yüz altın söyleyeyim''
                  Başvezir yüz altın vermiş.'Sen padişahı serdar-ı cihan diye selamladın. Nereden anladın onun padişah olduğunu ?'
                  'Ben dericiyim.Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi''
                  Vezir kafasını kaşımış: 'Peki altılara altı katmayınca otuz ikiye yetmiyor ne demek?'
                  Adam bu soruya cevap vermek içinde yüz altın daha almış.
                  'Padişah,altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki kış günü çalışıyorsun,diye sordu.Ben de, yalnızca altı ay yaz değil,altı ay kış çalışmazsak,yemek bulamıyoruz dedim'' 
                  Vezir bir soru daha sormuş: 'Geceleri kalkmadın mı ne demek?' Adam yüz altın daha almış.
                  'Çocukların yok mu diye sordu. Var ama hepsi kız'Evlendiler,başkasına gittiler dedim''
                  Vezir yine kafasını sallamış' 'Bir de kaz gönderirsem dedi'o ne demek?'
                  İhtiyar adam gülmüş' 'Onu da sen bul''
                  Masal bu işte'

Bu yazı 1645 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum