Hüseyin TUNÇAY

Hüseyin TUNÇAY

htuncay45@gmail.com

Gördes Devlet Hastanesi

27 Şubat 2017 - 18:51

Bir yakınımın rahatsızlığı sebebiyle sıkça gidip geldiğim yeni devlet hastanemizi her gördüğümde sağlık ve hastalığa dair çocukluk yıllarında yaşadıklarımı hatırlıyorum. Eski devlet hastanemizin önünden geçerken de hüzünleniyor, bir kasabanın sağlığa dair tarihini sinesinde barındıran o mütevazi yapının malûm akıbetini sessizce beklediğini düşünüyorum.
Dile gelse; yaralara nasıl merhem olduğunu, hangi hastalara şifa dağıttığını, duvarları arasında şahidi olduğu sevinçleri, acıları ve çaresizlikleri anlatır belki'
Sert geçen Gördes kışları vücut direncimizi düşürür, hastalıklara ortam hazırlardı. Büyüklerimiz kendilerince doğru gördükleri tedavi yollarına başvurur, bizleri ayağa kaldırmaya çalışırlardı. Komşumuz Naciye teyze, kurşun dökerdi meselâ. Tavada eritilen kurşun, başımıza serilen örtünün üstündeki su dolu tasa boşaltılır ve kurşunların aldığı şekle göre de yorumlar yapılırdı. Karnımız ağrıyınca, 'eşimiz çıkmış' olurdu. Yine bir büyüğümüze götürülürdük. Karın bölgemizin altında elini bir süre tutar, 'Tamam eşi yerine geldi.' der biz de iyileşirdik.
Hasta komşularımız mutlaka ziyaret edilir, işleri görülürdü. Giderken asla boş gidilmez; kalaylı bakır kâselerde götürülen çorbaların, üzüm ve zerdali hoşaflarının şifaya vesile olması dilenirdi. Ağrıyan eklemlerimize kirli yapağı sarılır, karın ağrılarımız için 'ayva danası' hazır bekletilir, kış mevsiminde soğuktan bozulan vücut dengemizi düzeltmek için ise kokusuyla evimizi dolduran ıhlamur içilirdi. Sülük tutturmak ve yakı yakmak ise başka tedavi yöntemleriydi.
Kızamık, sarılık, ince hastalık (verem), nezle, grip ve o zamanlar adını seyrek duyduğumuz kanser bilindik hastalıklardandı. Bir de kızamık şekerlerini hatırlıyorum. Bir süre okula gelmeyen arkadaşımızın yakalandığı kuşpalazı (difteri) hastalığının adını ise öğretmenimizden duymuş ve çok dikkatli olmamızı tembihlemişti. Büyüklerimizin konuşmalarında duyduğum 'aniden öldü' anlamına gelen, 'sangadak gitti' lâfını muhayyilemde çocukça sembollerle anlamlandırmaya çalışırdım.
Eski hastanemize, ilkokula kayıt yaptırırken babamla beraber gitmiştik. Her çocuk gibi, 'hastane' dendiğinde benim de yaşadığım duygular korku ve heyecandı. O kocaman binaya girdik, doğruca görevlinin yanına girip aşımızı yaptırıp, belgemizi aldık. Görevli personelin sabırlı ve tecrübeli tavrı acımı hafifletmişti. İlk tanışmamı böyle hatırlıyorum.
Gördesliler her zaman hastanelerine sahip çıktılar. Kurdukları dernek marifetiyle ve düzenledikleri yardım kampanyalarıyla eksiklerini tamamladılar. Gördes dışında yaşayan insanlarımızın ciddi katkıları oldu. İlave katlar ve binalar böyle kazandırıldı. Sonraları,'ayna' almak için yardımlar istenmişti. 'Ayna', röntgen cihazının o zamanki adıydı.'Ayna'ya girmek için dışarıya gidiyordu hemşehrilerimiz. Şimdi aklıma geldikçe, vücudumuzun iç organlarını görmeye yarayan bu cihaza 'ayna' diyerek ne kadar güzel bir karşılık bulmuşuz diyorum. Ani rahatsızlık ve kazalarda, kan ihtiyacı olduğunda adeta bütün halk oraya hücum eder, yardımcı olmak için saatlerce beklerdi.
Binaları şöyle ya da böyle yapıyorduk ama gözden ve gönülden ırak bu kasaba hastanesinin doktor ihtiyacını bir türlü karşılayamıyor, eksiklerini tamamlayamıyorduk. Acil durumlarda can kaybı yaşanıyor veya yakın hastanelere zor yetiştiriliyor, yetiştiremediklerimiz için ise ağıtlar yakılıyordu..'Cankurtaran'ımız (ambulans) yoktu.1975 yılı yazında patlayan apandisitim için merhum Mehmet Kaya amcanın taksisiyle Akhisar Devlet Hastanesine götürülmüş ve hemen ameliyata alınmıştım.
Gelen hekimlerimiz kısa bir süre kalıyor, sonra gidiyorlardı. Kimler geldi geçti' Eski Gördes'teki Koca Doktor'u yaşım yetmediği için tanımıyorum. Dr.Rahmi Yemişçioğlu, Dr.Necip Tenik, Beş Eylül İlkokulunda oğluyla beraber okuduğumuz Operatör Dr.Zafer Güngör, serbest çalışan Dr.Hüseyin Tokuç, Dr.Ömer Bey ve Dr.İsmail Maraş Bey aklıma gelenler. Ayrıca iğnecilerimiz, Mahmut amca ile Mehmet ağabeyi unutmamak lazım.
 Bir süredir halkımıza hizmet veren yeni devlet hastanemize her gidişimde, geçmişte yaşadığımız sıkıntıları hatırlıyorum. Gördes hak ettiği sağlık kurumuna kavuşmuş artık. Üçü uzman, sekiz hekim ve onlarca personel sağlığımız için çalışıyor. Bazı bölümlerin hekimleri ise haftanın belirli günlerinde dışarıdan geliyor. Acil servisin dışında; diyaliz, dahiliye, anestezi, kardiyoloji ve çocuk hastalıkları servisleri, röntgen ve biyokimya laboratuvarı var. Gayet güzel hazırlanan servis odaları, büyük hastanelerin ortamlarını aratmıyor. Servis odalarına ve polikliniklerin olduğu bölümlere asılan tablolar ise hem ruhsal hem de görsel bir zenginlik.
Poliklinik kapılarına; muayene öncelikleri, kuralları ve (benim ilk defa gördüğüm) alınan sıraya göre tahmini muayene saatleri belirtilmiş. Zamana saygı, iyi bir idarecinin özelliklerindendir. Yaşlı ve engelli alanları hizmete sunulmuş.Ç ocuk Hastalıkları Polikliniğinin kapısı ise çocuklara sevecen gelecek, hastane korkularını yenmelerine yardımcı olacak  görselle kaplanmış. Hatta buranın tam karşısındaki büfede, çocuk sağlığı için zararlı olduğunu söylediğim 'cips'ler bile kaldırılmış artık.
Dört başı mamur, eksikleri tamamlanmış bir sağlık kurumu istiyorsak öncelikle çocuklarımızın iyi bir eğitim almasını sağlayacağız. Doktor, hemşire, laborant, diyetisyen ve benzeri sağlık personeli sayımız artsın.
Sorunlarımıza, gördüğümüz eksikliklere yapıcı teklif ve eleştirilerle yaklaşacağız. Yaşadığımız güzellikler ve aldığımız hizmetler için de olumlu duygularımızı ifade edeceğiz. Temizliğin ve düzenin hakim olduğu, iyiye ve güzele ulaşmakta kararlı gördüğüm hastanemizin yöneticisi Uzm.Dr.Fatih Aytemiz  başta olmak üzere, fedakârca çalışan hekimlerimize ve personelimize teşekkür ediyoruz.
Gördesliler bu hizmete layıktır. Yolunuz açık olsun.

Bu yazı 4027 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum