Reklamı Geç
Fatma VURAL

Fatma VURAL

fvur.69@gmail.com

Kütüphaneler Haftası

29 Mart 2024 - 09:06 - Güncelleme: 29 Mart 2024 - 09:08

Kütüphaneler Haftası’nı her yıl mart ayının son pazartesi ile başlayan haftasında kutlarız. 80’li yıllarda kütüphaneye gitmek eminim bugünkünden oldukça farklıydı. Elbette bugün de kütüphanelere gidiliyor ve çalışmalar yapılıyor ancak kütüphaneler oldukça yaygınlaştığı için öyle kütüphaneye gideceğiz diye ayrı bir seremoniye ihtiyaç kalmadı. O yıllarda kütüphaneye okul çıkışında giderdik. Ödevlerimiz birikirdi. Araştırma ödevlerimizi orada yapardık.
Yaşadığımız yerde bir tane kütüphane vardı ve burası iki katlı bir yapıydı. Öyle çok büyük bir yer değildi. Alt kattaki ana kapıdan girdikten sonra tahtadan yapılmış merdivenleri gıcırdata gıcırdata üst kata sessizce çıkardık. Ne kadar dikkat etsek de gıcırdardı bu merdivenler. Üst kattaki oda, duvarlardaki raflara sıra sıra kitapların dizildiği genişçe bir yerdi. Ortada tahta masa ve sandalyeler bulunuyordu. Masa ve sandalyeler de oldukça küçüktü.  Bugün bile gözümün önüne minyatür halleri geliyor. Ya da bilemiyorum öyleymiş gibi geliyor. Çünkü bina küçücüktü. Üst kattaki kütüphane salonu, şu an oturduğum evimin salonu kadar bir yerdi, en fazla 30 metrekare. Buraya ilk girdiğimde farklı bir kokuyla karşılaşırdım.
Keskin bir kitap kokusu yoğun bir biçimde çarpardı yüzümüze. Bugün bile bu kokuyu mutlaka ayırt ederim. Gittiğim kütüphanelerde özellikle eski kitaplar varsa bu kokuyu hissederim. Bunun yanında tahta ahşap kokusu da hissediliyordu. Biraz da toz kokuyordu. Böyle bir yerde ne kadar temizlik yapılsa da çok bir değişiklik olmazdı. Yerler ince uzun tahtalarla kaplıydı. Zaten dar olan bu yerde masalar sandalyeler hareket alanını oldukça kısıtlıyordu.
Orada sessiz olurduk. Çok kutsal bir görevi yerine getiriyormuş gibi işaretlerle, anlamlı bakışlarla, varsa boş bir masaya geçerdik. Sessizce kütüphane görevlisinin yanımıza gelmesini beklerdik. Bu görevli orta yaşlarda bir kadındı. Sıramız gelince kütüphane görevlisine araştırdığımız konuyu verirdik. O da sessizce kendinden emin adımlarla duvarda dizilmiş kitaplardan birini çeker, içini kontrol eder ve bize getirirdi. Sanırım ödünç alamıyorduk bilmiyorum, bunu çok net hatırlamıyorum. Çalışmamızı orada yapardık.
Görevli, küçük bir açıklamadan sonra bize, kitabı teslim eder yerine geçerdi. Biz, ben yani buraya gelen herkes defterimizi, kalemimizi çıkarıp ödevimizi yazardık. Böyleydi eskiden, elimizle yazardık. Belki bir saat belki daha fazla ödevimizi yapmak için uğraşırdık. Uğraşırdık ama iyi öğrenirdik yaptığımız çalışmayı. Elimiz, gözümüz, beynimiz hepsini işin içine katarak çalışmayı yapar ve çok iyi öğrenirdik.
Kütüphane ortamları artık çok farklı, çok değişti. Buralar çok güzel, geniş ve temiz ortamlar oldu. Evet, yine çalışmalar yapılıyor bu ortamlarda ama uzun uzun yazılar yazılmıyor. Çünkü fotokopi makineleri çıktı. Fotokopi makinesi bir yana artık bilgisayarlar, cep telefonları her şeyi değiştirdi. Öğrenciler bilgiye daha kısa zamanda ulaşıyor ama dikkatleri de çok çabuk dağılıyor. Bu nedenle kütüphane ortamlarında ders çalışmak, araştırma yapmak ve kitap okumak alışkanlık haline getirilmelidir.
Şu an okulların çoğunda kütüphane bulunmakta. Üstelik çok zengin kütüphaneler. Söylemeden edemeyeceğim, benim çalıştığım okulda da sorumluluğunu taşıdığım büyük bir kütüphane var ve içinde 11 binden fazla kitap barındırıyor. Öğrenciler için çok büyük bir nimet. Ayrıca şehrin muhtelif yerlerinde öğrencilerin çalışması için birçok kütüphaneler de mevcut. İster otur ders çalış istersen araştırma yap. Araştırma yapacaksan bir kaynak değil birçok kaynağı bulabilirsin bir arada. Bazı yerlerde yiyecek de veriliyor. Yani anlayacağınız çok gelişti kütüphaneler.
Şimdilerde kitaplar barkod okuyucusu ile veriliyor öğrencilere. Çok basit bir uygulama ve hata yapma olasılığı hiç yok. Bu kadar imkânlar iyileşmişken kütüphanelere gitmemek olmaz. Çünkü kitaplar insanın zihnini ve kişiliğini geliştirir, hayata bakış açısını zenginleştirir. İnsanın ufkunu açar ve ona yeni bakış açıları kazandırır. Daha iyi bir gelecek için kitap okumaya önem vermek gerekir. Bu yüzden daha çok kütüphane açılmalıdır. Her yerde, ilde, ilçede özellikle de küçük yerleşim yerlerinde, köylerde kütüphane açma gayretinde olmak gerekir. Bunu başarabilirsek daha iyi bir geleceğimiz olur.
Kütüphaneler Haftamız kutlu olsun. Kitaplarla kalın.

Bu yazı 295 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum