Reklamı Geç
Yaşar ATLI

Yaşar ATLI


To be or not to be

22 Eylül 2017 - 17:12

Düşünce tarihinde tarihe mal olmuş birçok söz vardır. Mesela Descartes'in 'cogito ergo sum' yani ‘düşünüyorum o halde varım' cümlesi kendinden sonrasına damga vurmuştur. Öyle ki bu cümleden ilham alarak Camus 'isyan ediyorum o halde varım' Gide 'Hissediyorum, o halde varım' Atlı 'yürüyorum, o halde varım' demiştir. Bu söz o kadar sündürülmüş ki neredeyse 'yokum o halde varım' denecek noktaya gelinmiş.
Bu kabil büyük sözlerden biri de Shakspeare'in Hamlet'inde geçen şu cümledir. 'To be or not to be'. Mealen 'olmak ya da olmamak.'  'To be or not to be, that's the question.' 'Olmak ya da olmamak işte bütün mesele.' Tabi mesele bununla bitmiyor. Acaba Hamlet burada neyi kastetti diye Shakspeare şarihleri çeşitli yorumlarda bulunmuşlar. Bu meyanda Hamlet'in Mili Eğitim baskısında mütercimOrhan Burian bu cümlenin dipnotunda şu bilgileri vermek zorunda hissetmiş kendisini: Hamlet'in oyunda tek başına söylediği parçaların en meşhuru olan bu parça tefsircilerle tercümeciler için de en güç parçadır. Kabul edile gelen tefsire göre: yaşamaktan vazgeçmeli mi, geçmemeli mi dedikten sonra Hamlet başa gelenlere susup dayanmak mı doğrudur, yoksa ayaklanıp karşı durmak mı sualine geçiyor. Hemen hemen bütün oyun boyunca da bir karar veremeden, kendine bu suali sorup durmaktadır. Ama arkadan gelen sözler, o sırada aklından asıl intiharı geçirdiğini; yalnız, ya ölümün bir sonrası varsa diye korktuğunu anlatmaktadır.
Can Yücel bu cümleyi şöyle şairane çevirmiş:
Bir ihtimal daha var
O da yaşamak mı dersin?
Fakat bir başka şiirinde farklı şerh etmiş ve şu güzel şiiri yazmış Şarabi Baba:
Bir ihtimal daha var
O da ölmek mi dersin?
Söyle canım ne dersin?
Vuslatın başka âlem
Sen bir ömre bedelsin
 
Sükût etme nazlı yâr
Beni mecnun edersin
Vuslatın başka âlem
Sen bir ömre bedelsin.
Arapların bir sözü vardır: ‘Ma'nahu fi batni şair' derler. Yani şiirin manasını en iyi onu yazan bilir gibi bir manaya geliyor. Shakspeare'in ne kastettiğini de en iyi kendisi bilir elbet. Önemli değil. Önemli olan bu sözün edebi bir eserde söylenmesine rağmen felsefi bir anlam ifade etmesi. Hem de varoluşçuluğun temeli olabilecek bir motto. Fromm bundan ilham alarak bir eserinin ismini 'Olmak ya da Sahip Olmak' koymuş. Albert Camus bu meseleyi felsefenin başköşesine oturtmuş. Sisifos Şöleninde şöyle der Camus: Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır, intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir. Gerisi, dünyanın üç boyutlu olup olmadığı, düşüncenin dokuz mu yoksa on iki kategorisi mi bulunduğu sonra gelir. Oyundur bunlar; önce yanıt vermek gerekir. Ve elbette Sartre'ın egzistansiyalist felsefesi, Varlık ve Hiçlik.
Filozofların, edebiyatçıların, mistiklerin her birinin kendince bir varoluş felsefesi vardır. Fakat varoluş sadece bu saydıklarıma has bir durum değildir elbet. Sıradan insanın da kendince bir varoluş felsefesi ve bu varoluşu ifade biçimi vardır. Halk dilinde bunun en has tercümesi olarak aklıma gelen en kallavi cümle 'adam olmak' cümlesidir. Hikâyesi bile vardır. Hani adam demiş ya oğluna; evladım sana vali olamazsın dememiştim adam olamazsın demiştim. Hikâyeyi bildiğiniz için geçiyorum.
Orhan Veli'nin 'kitabe-i seng-i mezar' şiirinin bir bölümünde de geçer bu cümle ve orada bahsedilen Süleyman Efendi tam da bahsettiğimiz sıradan adamdır işte. Süleyman Efendi 'to be or not to be'yi bilmeden de yaşanabileceğini, ölünebileceğini göstermesi açından önemlidir. Fakat zannedilmesin ki Süleyman Efendi bir melektir. Onun da kendince sevapları, günahları, hülyaları, hikâyeleri vardır elbet.
Yazık oldu Süleyman Efendi'ye
Mesele falan değildi öyle,
‘To be or not to be' kendisi için;
 Bir akşam uyudu;
 Uyanmayıverdi.
 Aldılar, götürdüler.
 Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
 Duyarlarsa öldüğünü alacaklılar
 Haklarını helal ederler elbet.
 Alacağına gelince...
 Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.
Sade, sıradan, adam gibi adamın varoluş felsefesini anlamamıza herhalde Rudyard Kipling'in IF şiiri de yardımcı olur diye düşünüyorum. İşte bu enfes şiirin son bölümü;
herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen
unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken
dost da düşman da incitemezse seni
ne küçümser ne de büyültürsen çevreni
her saatin her dakkasına
emeğini katarsan hakçasına
her şeyiyle dünya önüne serilir
üstelik oğlum adam oldun demektir.
Bundan birkaç sene evvel bir belgesel izliyordum. Belgesel Fırat nehrini anlatıyordu. Fırat'ın binlerce yıllık tarihinden, gördüğü medeniyetlerden, kollarından, uzunluğundan, üzerinde yapılan barajlardan vesaire. Bir yerde Fırat'ın kenarında çiftçilik yapan bir köylüyle karşılaştılar. Çiftçi ömrünü o köyde Fırat'ın kenarında geçirmiş. Sordular: Ömrünüz Fırat'ın kenarında geçmiş neler yapıyorsunuz, bir şeyler söylemek ister misiniz?  Adam dedi ki; 'bu nehrin burada geçmesi gayet iyi olmuş, hiç olmazsa domates, salatalık gibi şeyler yetiştiriyoruz.' Diyebilirsiniz ki ne var bunda. Her şey ve hiçbir şey diyebilirim. Hiçbir şey çünkü adam felsefe yapmadı, şiir okumadı veya bir mistik havasına bürünerek vaaz vermedi. Çok sade ve basit birkaç cümle kurdu sadece. Bu cümle aynı zamanda da her şey çünkü filozof da olsan, şair de olsan, peygamber bile olsan yemeden içmeden yaşayamazsın.
Bu yazıyı ismine yakışır şekilde bitirmek lazım. O halde bitirelim. Domatessiz yaşayamam, felsefesiz de'
Bi ihtimal daha var.

Bu yazı 1818 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum