Gördes Nöbetçi Eczaneleri
Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes
Gördes Nöbetçi Eczaneleri
Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes Gazete Gördes
Gördes Belediyesi
 
 
Hat Bakım ve İşletme Bedeli Nasıl Kaldırıldı?
İsmail AYBEY

Aşkta Üçüncü Şahıslara Yer Yoktur!

İsmail AYBEY
ismailaybey45@gmail.com

 
12 Ekim 2020 Pazartesi 11:26
Okunma: 8689
Yorum YapYazdır
 

Türk Edebiyatının “Yedi Güzel Adam”ını anlatan dizinin bir sahnesinde, Rasim Özdenören’e hocası soruyor: Sen Attila İlhan’ın “Üçüncü Şahsın Şiiri”ni bilir misin? “Bilirim” diyor o da. Oku o zaman diyor hocası. Başlıyor okumaya:

 “Gözlerin gözlerime değincefelâketim olurdu ağlardımbeni sevmiyordun bilirdimbir sevdiğin vardı duyardımçöp gibi bir oğlan ipincehayırsızın biriydi fikrimcene vakit karşımda görsemöldüreceğimden korkardımfelâketim olurdu ağlardım…” 

               Sonra hocası, “Burada üçüncü şahıs kim?” diye soruyor. Şiirde bahsedilen çöp

oğlan mı, şair mi? Rasim Özdenören de “şair” diyor. Hocası da, “Demek ki neymiş, aşk dışarıdan müdahale kabul etmezmiş. Aşk da üçüncü şahıslara yer yok.” diyor.

               ***

               Edebiyat tarihine baktığımız zaman, karşılıksız aşk şiirlerinin ne kadar fazla olduğunu görürüz. Sezai Karakoç’un Mona Roza şiiri, Abdurrahim Karakoç’un Mihriban’ı. Nihal Atsız’ın Geri Gelen Mektub’u ve akla gelmeyen niceleri…

               Belki yaşanmışlıktan olsa gerek, bu şiirler yürek yakar, kalbi deler geçer. Her okuyanda derin duygular bırakır. Şairler yaşadığı acıları, hatta yaşamadıklarını bile iyi yansıtır okuyucuya.

               Attila İlhan’ın “Üçüncü Şahsın Şiiri”nde geçen, sevdiği kadının başka bir erkeği sevmesine duyduğu nefreti anlatan, “ne vakit karşımda görsem, öldüreceğimden korkardım” diyecek kadar yaşadığı aşk var mıdır?

               Attilla İlhan, Yağmur Kaçamağı adlı şiir kitabında, Üçüncü Şahsın Şiiri ile ilgili yaptığı açıklamada şunları yazıyor:

               “O yıllarda, Maçka dolaylarında n. adında bir kız yaşardı. İnce, tüy gibi, kısacık saçlı, son derece modern bir kız. Yanılmıyorsam Güzel Sanatlar Akademisine gidiyordu. Tesadüf bu ya, Marsilya yolculuklarımdan birinde, aynı vapurdaydık. Napoli’ye kadar beraber gittik. O, orada indi. Bir türlü yaklaşmak fırsatını bulamadım. Ne yalan söylemeli, bu siluet beni çok etkilemiştir. Siluet diyorum çünkü kişi olarak onu tanımadım; ama galiba uzaktan ‘sevdim’. Üçüncü Şahsın Şiiri bunun kanıtıdır.”

               Görüldüğü gibi şair, “hele seni kollarına aldı mı, felaketim olurdu ağlardım” diyecek kadar bir aşk hikayesi yaşayarak yazmamış bu şiiri. Hatta gördüğü kızın sevgilisinin olup olmadığını bile bilmiyor. Peki sevdiği kızın yanında gördüğü erkeği öldüreceğinden korkacak kadar nefret etmesi neyin nesidir? Bu da şairin hayal gücünün zenginliğidir.

               Cemal Süreya’nın “Sizin Hiç Babanız Öldü Mü?” şiirini hatırlarsınız: “Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü kör oldum…” diye yürek yakan, babası hayatta olmayanların yüreğini dağlayan şiiri yazdığında babasının yaşıyor olduğunu biliyor muydunuz?

               Bir olayı yaşamışçasına yansıtabilmek, şairin başarısıdır. Bu şiirde de Attila İlhan bunu çok iyi yansıtmıştır.

               Söz fazla uzatmanın bir gereği yoktur sevgili okur. Aşkta seven vardır bir de sevilen. Platonik aşkların, uğruna şiirler yazılan karşılıksız aşkların ne yazana ne yazılana faydası vardır. Hocanın dediği gibi aşkta üçüncü kişilere yer yoktur.

               Şiirin devamıyla bitirelim yazımızı. Sağlıcakla kalın.

 

“ne vakit maçka'dan geçsem

limanda hep gemiler olurdu

ağaçlar kuş gibi gülerdi

bir rüzgâr aklımı alırdı

sessizce bir cıgara yakardın

parmaklarımın ucunu yakardın

kirpiklerini eğerdin bakardın

üşürdüm içim ürperirdi

felâketim olurdu ağlardım

 

akşamlar bir roman gibi biterdi

jezabel kan içinde yatardı

limandan bir gemi giderdi

sen kalkıp ona giderdin

benzin mum gibi giderdin

sabaha kadar kalırdın

hayırsızın biriydi fikrimce

güldü mü cenazeye benzerdi

hele seni kollarına aldı mı

felâketim olurdu ağlardım.”

 
12 Ekim 2020 Pazartesi 11:26
Okunma: 8689
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
tektelekom
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:55
  • Güneş07:35
  • Öğlen13:05
  • İkindi15:54
  • Akşam18:14
  • Yatsı19:41
 
 
 
Anket
 
Tarihte Bugün
1532 - Francisco Pizarro ve adamları İnka İmparatoru Atahualpa'yı esir aldılar.
1849 - Rusya'da bir mahkeme Fyodor Dostoyevski'yi hükümet karşıtı eylemlerinden dolayı ölüm cezasına çarptırdı, bu ceza daha sonra kürek cezasına çevrildi.
1869 - Akdeniz'i Hint Okyanusu'na bağlayan Süveyş Kanalı açıldı.
1907 - Kızılderili Toprakları ve Oklahoma Toprakları olarak anılan bölgeler birleştirilerek Oklahoma adı altında 46. cı eyalet olarak ABD'ye katıldı.
1926 - Hintli şair Tagore İstanbul'a geldi. Tagore, "Yaptığınız inkılaplar yalnız Türkiye İçin değil, bütün Doğu için de parlak bir gelecek hazırlamaktadır" dedi.
1935 - İngiltere'de Muhafazakar Parti seçimleri 432 sandalye alarak kazandı.
1937 - İran ve Irak sınırlarına ulaşacak olan Diyarbakır-Cizre demiryolunun temeli atıldı.
1938 - Atatürk'ün nâşı Dolmabahçe Sarayı'nda katafalka kondu.
1938 - LSD ilk kez olarak İsviçre'nin Basel şehrinde bulunan Sandoz laboratuarlarında İsviçre'li kimyager Dr. Albert Hofmann tarafından sentezlendi.
1942 - Tasvir-i Efkâr gazetesi yayımlanmaya başladı.
1945 - Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) kuruldu.
1949 - İsmet İnönü ve Celâl Bayar'a suikast ihbarı yapıldı. Osman Bölükbaşı ve Fuat Arna suikast düzenleyicisi olma iddiasıyla tutuklandılar. İddianın geçersizliği anlaşılınca her ikisi de 21 Kasım günü serbest bırakıldılar.
1967 - Merkezi ABD'de bulunan Uluslararası Şiir Forumu Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı yaşayan en büyük Türk şairi seçti.
1975 - Eylül depreminde evsiz kalan Liceliler resmi daireleri işgal etti.
1979 - Başbakan Süleyman Demirel, "Devraldığımız şey kuyruktur, yokluktur, kan denizidir." dedi.
1986 - Mimar Sedat Hakkı Eldem Ağa Han Mimarlık Ödülü'nü aldı. Eldem'in İstanbul Zeyrek'teki Sosyal Sigortalar Kurumu binası bu ödüle değer görüldü.
1988 - Yüksek öğrenim kurumlarında başörtüsünü serbest bırakan düzenleme Meclis'te yasalaştı.
1991 - Bilge Karasu, "Gece" romanıyla, Pegasus Edebiyat Ödülü'nü aldı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
31.10.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu062224283446
 
On Numara
04.11.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu01102527293839404347484950515262646874757778
 
Sayısal Loto
02.11.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu062931324445
 
Şans Topu
30.10.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu011030323403
 
 
Yukarı Çık