Prof.Dr.Süleyman Sami İLKER

Prof.Dr.Süleyman Sami İLKER

ssamiilker@gmail.com

Diploma

19 Temmuz 2022 - 17:42 - Güncelleme: 19 Temmuz 2022 - 17:42

Sözlüklerde, "Bir kimsenin bir öğrenim dönemini tamamladığını, bir sanat ve meslekte çalışmaya hak kazandığını, bir unvânı hakettiğini gösteren resmî belge" olarak geçen, Yunancadan İtalyancaya geçmiş, bizim de oradan aldığımız bir kelime. 1940'lara kadar, Şehadetname, İcazetname olarak kullandığımız kelimenin yeni şekli. Yeni değil, yüzyıllardır o dillerde var olan bir kelime çünkü. Sadece biz tercih değiştirmişiz. Neyse…
Dün bir eğitimci arkadaşımla sohbet ediyoruz. Rehberlik öğretmeni olan bir arkadaşının kızı ODTÜ'yü bitirmiş, iş için bir firma ile görüşüyor. İnsan kaynakları yetkilisi, nerden mezunsunuz, cevap şuradan ve belgem şu diyor. Yetkili, diploma herkeste var. Başka vasıflarınız nelerdir, diyor. Kız hazırlıklı. Anne baba yazlıkta iken, o Manisa Elginkan Vakfının (ECA dersem daha iyi anlaşılır) birçok ücretsiz eğitim programlarına katılmış. Hatta aile ısrar ediyor. Kızım, bu güzel yaz gününde sahilde masmavi ile yemyeşil çevrede dinlenmek, eğlenmek varken gelsene... şeklindeki davetlere rağmen, gelmiyor. Kendi düşüncesi veya bir yol gösteren arkadaş, hoca, medya uyarısıyla, eğitimi tatile tercih etmiş.
Bu arada, Manisa merkezli (yönetim İstanbul olsa da) Elginkan Vakfının, ciddi; ilke ve ölçütlerinden taviz vermez, çok iyi hocalar vasıtasıyla iyi eğitim veren bir kuruluş olduğundan söz etmeliyim. Dolayısıyla, verdiği katılım belgeleri muteberdir, kurumlar ve muhataplar nezdinde.
Aldığı, okulda öğretilmeyen, ama iş ve cemiyet hayatında işe yarayacak konulardaki bu belgeleri sununca, mülakatı yapan kişi, "tamam, biz böyle eleman arıyoruz" diyor. Bunu anlatan rehberlik öğretmeni baba ise, "kendimden utandım" şeklinde son değerlendirmesini yapıyor.                                                                                                                                                                                     
Yine bir gün bir yerde otururken, bitişik banttaki gence selâm verdim. Öğrenci misiniz, şeklindeki sorumla başlayan sohbetten Hastane İdareciliğinde okuduğu cevabını alınca; sonra ne yapacaksınız, dedim. KPSS'ye çalışıp iş arayacağım, dedi. B planınız var mı dedim, şaşırdı. Nasıl yani dedi. Açıkladım. Baktım ki bir B planı yok. Ben olsam dedim, daha öğrenciyken yaz tatillerinde sağlık alanına uygun bir iş yerinde veya iş için tercih edileceğim konularda Halk Eğitim, Belediyeler veya Elginkan Vakfı gibi yerlerin programlarına katılır, belge alırdım. Ya da fabrika, imalathane vs. İşe ciddi olarak sarılırsanız, hem işi öğrenirsiniz, hem de işveren sizden memnun kalır, gel sonra bizimle çalış, der.
Mezun olunca, kamu sınavları yoluyla bir yere giremediysem, gider bir medikal malzeme satış yerinde, düşük ücrete razı olup, birkaç yıl çalışırdım. İşi öğrenir, iş sahibinin sizinle çalışma arzusu olursa, hem ücretiniz artar, hem de belki hisse verir size, işden ayrılmayasınız diye. Belki de bir kişi gelir size ortak iş kuralım, der.
Sonuçlar:
1. Gençleri fazla korumacı, himayeci davranışlarımızla, beceri ve tecrübe kazanmalarını önlemememiz gerekiyor. Aksi halde zorluklar, umutsuzluklar bizi hep üzecektir.
2. Başarılı iş ve sanat insanlarının hayat hikâyelerini -yerli veya yabancı- okumak (hatırat, biyografi, anılar), başta biz yetişkinlerin ufkunu açacaktır. Nasıl başarmışlar? Biz bilmezsek, gençlere nasıl rehber ya da örnek olabiliriz ki.
3. Şu günlerde Barış Manço'nun hayatını anlatan 2021 baskı bir kitaba başladım. Sonra belki ayrı olarak yazabilirim. Başarılı olmak için, zorluklar insanı üzse de kamçılıyor. Biyografilerde bu zorlukların önemli bir arka plan olduğunu görüyoruz çoğu kez. Ayrıca; bir ustanın, bir dostun, hocanın, öğretmenin uygun üslup ve tarzda bir sözü veya sohbeti ile ufuklar, imkânlar ve fırsat kapıları açılıveriyor. Okulda not ortalamanı şu sınır üstünde tutarsan, yüksek lisans, doktora yapabilirsin, gibi bilgilendirmeler.
Çok sevdiğim, güzel bir söz ile bağlayayım konuyu.
"Fırsatlar, hazır olanların önüne gelir"
İlâve Not:
Bu yazıyı sosyal medyadan okuyan komşumuz bir genç (H.M.), başka kanaldan yazmış bana. Onun, Çanakkale'de Halkla İlişkilerde okurken, Üniversitenin açtığı birçok programa katılıp belgeler aldığını önceden biliyordum, konuşmuştuk.
Notunda;
F klavye, Güzel konuşma (Diksiyon), Bilgisayar kursu, İşaret dili vs.11 belgesi olduğunu; dahası, şimdi çalıştığı ve çok memnun olduğu, bir kişinin alınacağı bu işe girerken -büyük bir özel sektör kuruluşu- müracaat eden 500 kişi içinden bu vasıfları sayesinde tercih edildiğini ifade ediyor. Gençlere duyurulması gereken çok faydalı bir bilgi.

Bu yazı 575 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum