Sıracettin ÇELİK

Sıracettin ÇELİK

celiksiracettin@outlook.com

Sodom ve Gomore

31 Ocak 2026 - 15:52 - Güncelleme: 31 Ocak 2026 - 15:52

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, İletişim Yayınları, İstanbul, 2025, 311 syf.
       
Eser Türk edebiyatının keskin ve sert toplumsal eleştirilerinden biridir. Kurtuluş Savaşı yıllarında İstanbul’un işgal altındaki toplumsal çöküşünü ve değer kaybından bahseder. İstanbul’u Tevrat’ta ahlaki çöküşleri nedeniyle helak edilen iki şehre (Sodom ve Gomore) benzeterek ele alır. Anadolu’daki mücadelenin tersine İstanbul’da yaşayan bazı kesimlerin işgal ordularıyla ilişkiler ve ahlaki yozlaşma ile meşgul oluşunu gerçekçi bir bakış açısıyla anlatır. Eser aşk hikayesinden ziyade dönemi tarihî ve sosyolojik açıdan inceler.
        Eserdeki temel çerçeveyi oluşturan unsurlara bakılacak olursa öncelikle işgalci hayranı çevreleri görürüz. Şişli ve Beyoğlu civarında yaşayan bu kesim milli mücadeleyi küçümsemektedir. Bu kesim lüks ve eğlence içinde hayatlarını devam ettirirken diğer tarafta insanlar hayatlarını çeşitli zorluklar içinde sürdürmeye çalışmaktadır. Anadolu kitapta umudu ve temiz ahlakı temsil eden ancak romanda ‘’ışık’’ olarak uzakta hissedilen bir yerdir. Doğu-Batı çatışmasında ise geleneksel değerlerin erozyona uğradığını görmekteyiz. Ayrıca kutsal metinlerdeki ahlaksızlık ve ceza anlatılarına gönderme yapılmaktadır. İstanbul’un ise bir çöküş şehrine benzetildiğini anlıyoruz. Yazar için bu şehir cinsel yozlaşmanın, günahların ve milli kimliğin inkâr edilmesiyle eski şatafatını kaybetmiş bir kenttir.
         Romanda geniş kültürel referanslar bulunur. Bu ise anlatımı zenginleştirmede önemli bir unsurdur. Sadece dönemin olaylarıyla kısıtlı kalmaz, daha evrensel temalarla bağdaştırılabilir. Toplumsal çürümeyi anlatırken çekinmez. Nefreti direkt okuyucuya aktarmayı amaçlar. Bireysel çıkarların millî duygunun önüne nasıl geçtiğini sert biçimde aktarır. Dönemin atmosferini okura hissettirir. Toplumsal değerlerin çöküşünü cesurca betimler kullanarak bizlere sunar. Ayrıca karakterler aracılığıyla farklı bakış açılarına yer vererek toplumdaki iç çelişkileri anlatır. Roman boyunca karamsar bir hava hâkim olsa bile sona doğru umut ışığını (Kurtuluş Savaşı) sunar.
           Özetle kitap sadece aşk romanı değil Batılılaşmayı yanlış anlayan bir zümrenin, işgal ordularına duyduğu hayranlığı utanç belgesi gibi anlatarak tarihe not düşmüştür.

Bu yazı 97 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum