Av.Ahmet ÖZDEMİR

Av.Ahmet ÖZDEMİR

kirmizicantaliavukat@gmail.com

Kamuoyunda 8.Yargı Paketi

22 Mart 2024 - 17:19 - Güncelleme: 22 Mart 2024 - 17:21

2 Mart 2024 tarihinde TBMM tarafından kabul edilen, 7499 sayılı “Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 12.03.2024 tarihli 32487 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
7499 sayılı Kanun ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklikler yapılmıştır. Bu köşe yazımda ilgili değişiklikler maddeler eşliğinde anlatılacaktır.  

  1. Kanun Yollarına Başvuru Sürelerinde Değişiklik Yapılması
Değişiklikten önce 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da itiraz yolu ile istinaf ve temyiz kanun yollarına başvuru süreleri 7,10,15 günlük farklı sürelerden oluşmaktaydı. Ayrıca bu sürelerin başlama tarihleri tefhim veya tebliğ olarak farklılık göstermekteydi. 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle bu kanunlarda, kanun yollarına başvuru süreleri gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta olarak düzenlenmiştir. Başvuru sürelerinin farklılığından kaynaklanan uygulamada yaşanan karışıklıklar; itiraz, istinaf ve temyiz başvuru sürelerinin yeknesaklaştırılmasıyla çözüme kavuşturulmuştur. Başvuru sürelerinin başlangıç tarihi de artık tefhimden değil, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayacaktır. Bu değişiklikle süre tutum dilekçelerinin tarihe karışacağı anlaşılmıştır.
  1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda Özgürlüğü Bağlayıcı Bir Ceza Sebebiyle Kısıtlanma Halinde Değişiklik
Anayasa mahkemesi 22.03.2023 tarihli kararıyla, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her erginin kısıtlanacağını düzenleyen, TMK’nin 407. maddesini hükümlünün, kendi işlemlerini yapabilecek durumda olup olmadığı değerlendirilmeksizin kendisine vasi atanmasıyla, hükümlünün özel hayatının korunması ihlal edip mülkiyet haklarını büyük ölçüde sınırladığından iptal etmiştir.
7499 sayılı Kanun ile “kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişinin, isteği üzerine kısıtlanacağı veya kendisine kayyım atanacağı düzenlenmiştir. Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişinin ise isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabileceği düzenlenmiştir. Son olarak da vesayet makamının karar vermeden önce hükümlüyü dinleyeceği düzenlenmiştir. Görüleceği üzere, Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçelerine uygun olarak madde yeniden düzenlenmiştir.
Artık toplam 5 yıla kadar kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi ancak isteği halinde kısıtlanabilecektir. Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi ise gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilecektir. Ayrıca hükümlünün isteğiyle veya isteği bulunmasa dahi gerekli görülmesi halinde kısıtlanacağında, kısıtlama kararından önce her halükarda hükümlü dinlenecektir.  Hükümlüye vasi atanmasına ilişkin maddenin asıl amacının hükümlünün haklarına sınırlama getirmek olmadığı, hükümlünün menfaatin korunması olduğu göz önüne alındığında yeni düzenleme eski düzenlemeye kıyasla amacına çok daha uygun ve ölçülü olmuştur.
  1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat İsteminde Değişiklik
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki göze çarpan değişikliklerden biri koruma tedbirleri nedeniyle tazminat isteminde olmuştur. Değişiklikten önce haksız yakalama, tutuklama, gözaltı durumlarında kişilerin tazminat isteyebilecekleri düzenlenmekteydi. Yeni düzenleme ile artık konutunu terk etmemek veya uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilenler de tazminat isteyebileceklerdir. Anlaşılacağı üzere, haksız yakalama, tutuklama, gözaltı gibi tedbirlerle neredeyse aynı sonucu doğuran adli kontrol tedbirleri nedeniyle de artık tazminat isteminde bulunulabilecektir. Yeni düzenleme ile haksız uygulanan adli kontrol tedbirlerine karşı kişi mağdur olmayacak ve zararının tazminini isteyebilecektir.
  1. HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması) Hakkındaki Değişiklikler
 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki önemli değişikliklerden bir diğeri ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunda meydana gelmiştir. Anayasa mahkemesi, sanığa HAGB’yi kabul edip etmediğinin sorulmasının, sanığın iradesi üzerinde bir baskı oluşturduğu, hüküm bile verilmeden sanıkların mahkûmiyet ile tehdit edilerek, savunmasız duruma sokulduğu, HAGB’yi kabul ile istinaftan feragatin aydınlatılmamış bir irade ile yapılması sebebiyle bünyesinde hak ihlallerini içeren HAGB’yi iptal etmiştir.
Yeni düzenleme ile artık sanığa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmeyeceği hususu sorulmayacaktır. Bunun yanında eski düzenlemede sadece şekli incelemeyi içeren itiraz yolu, etkin bir kanun yolu incelemesi olmadığından bahisle kaldırılmıştır. Bunun sonucunda ise mahkemenin verebileceği beraat, erteleme, ceza hükmü kararları gibi HAGB kararına karşı da istinaf yoluna başvurmak mümkün olacaktır. İstinaf incelemesinde ise yalnızca hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarının mevcudiyetini değil, esasa ilişkin etkin bir denetim de yapılmış olacaktır.
Değişiklikle HAGB kararlarına karşı kanun yolu incelemesinin adil yargılanma ilkesine daha uygun düştüğü ve sanığa kurumu kabul edip etmediğinin sorulmasından vazgeçilmesiyle sanık üzerinde baskı oluşturulmadığı dikkate alındığında eski düzenlemeye kıyasla yeni düzenleme daha adil olmuştur.
  1. Kaçaklık Haline İlişkin Düzenlemeler
Bu kanundaki önemli bir diğer değişiklik ise kaçaklık halini düzenleyen CMK m. 247’de olmuştur. Anayasa Mahkemesi CMK m. 247/3 “Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkumiyet kararı verilemez.” hükmünü iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesi, sorgusu yapılmamış olan sanık hakkında mahkumiyet kararı dışında kalan hüküm çeşitlerine karar verilmesinin, sanık yönünden dezavantajlı sonuçlar doğurabileceği, sanığın adil yargılanma hakkına sınırlama getirdiği gerekçesiyle iptal kararı vermiştir. Değişiklik ile kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabileceği, ancak daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilemeyeceği düzenlenmiştir. Yani artık sorgusu yapılmamış olan sanık hakkında mahkumiyet kararı dışında ceza verilmesine yer olmadığı kararı da verilemeyecektir. Öyle ki, Ceza verilmesine yer olmadığı kararı bir beraat kararı olmadığından, esasında fiilin suç teşkil etmesine rağmen sanığa birtakım sebeplerle ceza verilmemesi durumu olduğundan yeni düzenleme masumiyet karinesine uygun ve isabetli olmuştur.
  1. Basit Yargılama Usulünde İtiraz Yoluna İlişkin Düzenlemeler
Bu kanun kapsamında bahsedilecek başka bir husus ise basit yargılama usulünde itiraz hakkındaki değişikliktir. Anayasa Mahkemesi, “basit yargılama usulü neticesinde verilen karara itiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur” hükmünü iptal etmiştir. Anayasa mahkemesi iptal gerekçesinde itirazın hükmü veren mahkemece incelenmesinin, tarafsızlık ilkesine aykırı olduğunu belirtmiştir. Değişiklikle “itiraz üzerine hükmü veren mahkemece dosyanın, o yerde birden fazla asliye ceza mahkemesi bulunması hâlinde tevzi kriterlerine göre belirlenen asliye ceza mahkemesine gönderileceği ve bu mahkemece duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunacağı; tek asliye ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde ise, aynı mahkemede yetkili başka bir hakim varsa bu hakim tarafından; aksi hâlde adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanınca görevlendirilen hakim tarafından duruşma açılacağı ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunacağı” şeklinde düzenlenmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına uygun olarak itirazın aynı mahkeme tarafından değil, farklı mahkeme tarafından incelenmesi isabetli olmuştur. Gerçekten de, itiraz üzerine aynı hâkimin duruşma yapması ve görüşünü bildirmesi mahkemelerin ”bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesine ters düşmektedir.
  1. 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun’la Tazminat Komisyonunun Düzenlenmesi
Kanun’da yapılan dikkat çekici değişiklik, tazminat komisyonunun kurulması olmuştur. Son zamanlarda, makul sürede yargılanmadıkları gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunanların sayısının oldukça fazla olduğu bilinmektedir. Anayasa Mahkemesi, son yaptığı açıklamada ağır iş yükü sebebiyle artık bunun sistematik bir sorun olduğu, buna ilişkin başvuruları değerlendirmeyeceğini belirtmiş ve bireysel başvuruyu incelemeye yer olmadığına ilişkin kararlar vermeye başlamıştır. Bu sebepler göz önüne alınmış ve bu sorunun çözümü için tazminat komisyonu kurulmuştur.
Ceza hukuku, özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla manevi tazminat ile koruma tedbirleri nedeniyle oluşan maddi ve manevi her türlü zararın tazmini istemlerine bakmaya yetkili merci artık bu komisyon olacaktır.
  1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma, Silâhlı Örgüt, Adli Para Cezası
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda TCK m. 220 “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve TCK m. 314 “silâhlı örgüt” maddeleri kapsamında değişiklikler olmuştur. Eski düzenlemede, TCK m. 220’de, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişinin ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılacağı düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu düzenlemeyi suçların belirliliği ilkesine aykırı olması sebebiyle iptal etmiştir.
Değişiklikle, “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişinin, ayrıca iki yıl altı aydan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı” düzenlenmiştir. Diğer taraftan TCK m. 314 için de benzer bir düzenleme getirilerek “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişinin, ayrıca beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı” düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerle suç hem tanımlanmış hem de hangi cezanın öngörüleceği belirlenmiştir.
Bu kanundaki bir diğer değişiklik ise adli para cezasını düzenleyen TCK m. 52’de olmuştur. Eski düzenlemede, bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı en az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olup yeni düzenlemede günümüzün ekonomik koşullarına daha uygun olarak bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı en az yüz ve en fazla beşyüz Türk Lirası olarak belirlenmiştir.
Sonuç
41 maddeden oluşan 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun temel hatlarıyla yazımızda açıklanmıştır. Bu kanun hukuk sistemimizdeki tüm sorunlara ilaç olamamış olsa da, yargılamalarla ilgili güncel sorunlara düzenleme getirmiştir.
Davaların teknik özellikler ihtiva etmesi, ülkemizde sıklıkla yasa değişikliği olması sebebiyle tarafların avukat yardımından yararlanması davaların lehlerine sonuçlanması bakımından önem arz edecektir. Kanun değişikliği hakkında daha kapsamlı bilgi almak ve tecrübelerimizden istifade etmek için ofisimize müracaat edebilirsiniz.

Bu yazı 370 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum