Ahmet İNCE

Ahmet İNCE

gordesgazetesi@gmail.com

Görünmez Kasa

15 Ocak 2026 - 14:20 - Güncelleme: 15 Ocak 2026 - 14:20

            Yıl 1953, CIA’nin düzenlediği ünlü Ajax operasyonu ile İran’da Musaddık tahttan indirildi. İran petrollerini millileştirmeye çalışan Musaddık, ABD’nin bu operasyonu ile devre dışı kaldı. Yerine Şah Rıza Pehlevi geldi.
            Hikâye hep aynıydı. Yani petrol. Bugün neyse dün de aynısıydı. Bu macera yaklaşık 30 yıl sürdü. Aynı akıbete bu defa Şah uğradı. İran karıştırıldı ve 1979’da Humeyni iş başına geldi.
            Humeyni, keskin şia dini ideolojisine dayalı bir rejim kurdu. Ülkesinde bir yandan bu rejimi kökleştirirken, bir yandan da rejim ihracına başladı. Büyük bir coğrafyada, başta petrol ve doğalgaz olmak üzere, önemli yeraltı kaynaklarına sahip, turizm açısından dünyanın gözbebeği olabilecek bir ülke, yıllar geçtikçe kan kaybetmeye başladı.
            Humeyni rejimi yıllarca, Yemen’de, Suriye’de, Irak’ta vesair ülkelerde kepçe görevi gördü. Karıştırıyor, bozuyor ve kendine menfaat elde etmeye çalışıyordu. Bunları yapabilmek için silahlanıyor, ekonomik gücünü, böyle bir yapılanmaya harcıyordu.
            Karşılaştığı ağır ambargolar yüzünden, ağır ekonomik sıkıntılar yaşıyor, halkının sefaletini görmezden geliyordu.
            İran’da bugün yaşananlar, işte bu sürecin sonucudur. Geçmişte de bir takım gösteriler ve ayaklanmalar olmuştu. Ancak bu defaki gelişmeler onlara benzemiyor. Zira olayların çıkış yeri, İran’ın kalbi olan kapalı çarşıdır.
            An itibarıyla halk tükenmiş, esnaf bitmiştir. İşte bu tükenmişlik ve bitmişlik, İran halkını sokaklara dökmüştür. Bunu neye dayanarak söylüyorum? Çünkü göstericiler, hep bir ağızdan, “görünmez kasaya” lanet okuyor.
            Peki, nedir bu görünmez kasa??
            İran’ın gelirlerinin büyük bölümü bütçeye değil, bir takım vakıflara akıyor. Bunların başında da SETAT geliyor. Bu vakıf, dini lider Hamaney’e ait. En gözde sektörlerin parası buraya akıyor. Peki ne kadar? 95 milyar dolar.
            Bu yapı, İran’da rejimin sigortası kabul ediliyor.
            Elbette bu kadar değil. Hamaney’in üç oğlu, yakınları bu vakıfların başında. Mesela Renault firmasının distribütörü, Hamaney ailesi. Onları dışında hiç kimse, İran’da Renault marka araç satamaz.
            İran’da enflasyon yüzde 48. Resmi olmayan rakamlara göre yüzde 87.
            5 Kişiden birisi yoksul
             Ülkedeki yoksul nüfus, yüzde 22.
            Sofraya ne koyacağım diyenlerin oranı ürkütücü
            Ülkede kredi kartı geçmiyor.
            Dahasını yazmak elbette mümkün. İşte bu İran halkı, sokaklarda ‘görünmez kasaya’ lanet okuyor.
            Halkının sefaletini hiçe sayan, feryadına kulak asmayan bir rejim payidar olabilir mi? Elbette olamaz. Devrim muhafızlarıyla, rejimin kolluk güçleriyle, toplumsal infiali durdurabilir misiniz?
            Bugün olmasa bile, mutlaka bir gün İran’daki düdüklü tencere patlayacak ve paramparça olacaktır. Zira tarihin ve insanlığın hükmü böyle. Rejimin adı ne olursa olsun, halkını yoksullaştırarak, korkutarak, şiddet uygulayarak hükümdarlığını sürdüremez.
            İran’da yaşanan olaylara, aslında “görünmez kasa” feryadıyla bakmak ve anlamak gerekir diye düşünüyorum…

Bu yazı 323 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum