Röportaj Serisi-38: Konuk =Prof.Dr.Gıyasettin Demirhan (Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği)
“11 Soru 11 Cevap” röportaj serimin otuz sekizinci konuğu, Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi, Beden Eğitimi ve Spor Bölümü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı Başkanı Sayın Prof.Dr.Giyasettin Demirhan’dır.
Kendisi; Spor Bilimleri Temel Alanı kapsamında beden eğitimi ve spor eğitimi, beden eğitimi ve spor pedagojisi, beden eğitimi ve sporda oyun, hareket ve beceri öğretimi alanlarında önemli çalışmalar yürütmüş, yürütmekte ve akademik üretimine devam etmektedir.
Yoğun akademik programına rağmen röportaj teklifimi nazikçe kabul ederek bu söyleşiye katkı sunduğu için kendisine teşekkür ediyorum. Kıymetli görüşlerinin, akademiyle ilgilenen gençler, araştırmacılar ve spor bilimleri alanına ilgi duyan herkes için yol gösterici ve ilham verici olacağına inanıyor; izninizle sorularıma geçiyorum.
Soru 1-Hocam öncelikle nasılsınız, çalışmalarınız ve yoğun temponuz bu aralar nasıl gidiyor? Spor pedagojisine yönelmenizde sizi en çok etkileyen kırılma noktası ne oldu?
Çok iyi gidiyor. Sağol, varol. Yoğunluk sürüyor ama keyifli. Umarım siz de iyisinizdir.
Aktif sporcuydum. Yoğun şekilde dağcılık, kaya tırmanışı, kayak ve mağaracılık sporlarıyla ilgilendim üniversite yıllarında. Çok okuyordum aynı zamanda. Öğrenci topluluklarında etkindim ve başkalarıyla bilgi paylaşmak çok hoşuma gidiyordu. Böyle olunca “öğrenme ve öğretme” kavramları hayatımın parçası oldu. En önemli etken bunlar oldu.
Soru 2-Türkiye’de beden eğitimi ve spor öğretmenliğinin son 20 yıldaki değişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kuramsal açıdan dünyayı daha iyi takip eder olduk. Öğretim programları ve araştırmacıların bir bölümü gelişmiş dünyayla çok entegre ancak saha uygulamasında önemli sorunlar var. Öğretmen sayısı arttı ancak beden eğitimi derslerinin işlenmesindeki kalite çok zayıfladı. Yine de oldukça iyi yol alındığını düşünmekteyim.
Soru 3-Fiziksel aktivitenin yalnızca beden sağlığına değil bilişsel performansa da etkileri üzerine uzun yıllardır çalışıyorsunuz. Sizce bu alan neden hâlâ yeterince önemsenmiyor?
Kullanıyorum çünkü resmi kurumlar hala “fiziksel aktivite” kavramını kullanmaktalar ancak bu kavramın zayıfladığını düşünüyorum. Hareketin aktiviteye indirgenmesi hareket kavramını zayıflatıyor çünkü hareket yoksa canlılık yok, yaşam yok. Bu nedenle fiziksel aktivite kavramının bireyde anlam yaratan yaşamın içinde olan ifadeye dönüşmesi gerekmektedir. Belki “fiziksel okuryazarlık”, “anlamlı beden eğitimi”, “hareket ve spor kültürü” vb kavramlarla bu zayıflık giderilebilir. Tartışmak gerekiyor.
Soru 4-“Brain breaks” ve hareket temelli öğrenme yaklaşımlarının gelecekte eğitim sisteminde daha merkezi bir yere oturacağını düşünüyor musunuz?
İnsan hareket eden ve hareketle yaşayan bir varlık ve hareketin güne yayılmış şekilde olması gerekiyor. Haftada üç gün 3 saat spor yapmak faydalıdır ancak sürdürülebilir değildir, insan doğasını bazen yorabilir. Sürdürülebilirlik ve yaşam boyuluktur aslolan. Bu nedenle “brain breaks” ve “hareket temelli öğrenme” sürdürülebilir hareket anlayışına çok katkıda bulunmaktadır. Çünkü her zaman ve her yerde yapmak mümkündür. Bunların bir içeriği yok. Her birey de yaratabilir. Çünkü bunlar alışkanlık yaratma ve alışkanlığı sürdürme anlayışıdır.
Soru 5-Teknolojinin beden eğitimi derslerine entegrasyonu konusunda sizi en çok heyecanlandıran gelişmeler neler?
a. Hareket analizinin demokratikleşmesi: Artık bir tablet ve ücretsiz bir uygulama ile anlık biyomekanik geri bildirim mümkün. Ama asıl heyecan verici olan, öğrencinin kendi hareketini izleyip analiz etmesi.
b. Bedensel farkındalık ile dijital geri bildirimin kesişimi Giyilebilir teknolojiler ve hareket sensörleri, öğrencinin içsel proprioseptif deneyimini dışsal veriyle karşılaştırmasına olanak tanıyor.
c. Oyunsal öğrenme Egzersiz oyunları (exergames) ve artırılmış gerçeklik uygulamaları, hareketin kendisini öğrenme ortamına dönüştürüyor. Bu, Bütüncül İnsan Hareketi paradigmasıyla örtüşen bir yaklaşım: beden, araç değil özne.
d. Öğretmen için değil, öğrenci için veri Gelişmiş platformlar artık öğrenciye kendi ilerleme analitiğini sunuyor. Bu, öğrenme sürecine sahip çıkma - özerklik - açısından son derece değerli.
e. Tüm bu gelişmelerin beden eğitimini yeniden ölçülebilir performansa indirgerme riskini taşımaması gerekiyor. Teknoloji, fiziksel aktiviteyi yeniden biyomedikal bir çerçeveye hapsetmeye başlarsa - kalori, adım sayısı, kardiyovasküler skor - o zaman paradigmatik bir gerileme yaşanır.
Soru 6-Açık hava sporlarında risk algısı üzerine çalışmalarınız bulunuyor. Sizce gençlerin risk alma davranışı son yıllarda değişti mi?
Son on yılın araştırmaları genel olarak paradoksal bir tablo ortaya koyuyor. Fiziksel risk alma azalıyor. ABD, İngiltere ve Avustralya merkezli boylamsal çalışmalar, ergenlerin trafik kazası, alkol, sigara gibi geleneksel riskli davranışlarda belirgin düşüş yaşadığını gösteriyor. Serbest oyun ve denetimsiz dış mekân aktivitelerinde dramatik azalma var. Ancak, dijital risk alma artıyor. Sosyal medya bağlamında kimlik, itibar ve sosyal onay üzerine risk alma davranışları belirgin şekilde yoğunlaştı. Açık hava sporları özelinde ise şunları söyleyebilirim: Literatürde üç temel bulgu öne çıkıyor:
a) Çevresel yoksunluk hipotezi: Fjørtoft (2004) ve devam çalışmaları, çocukların doğal-engebeli ortamlarda daha az değil, daha nitelikli risk aldığını gösteriyor. Steril oyun alanları risk algısını değil, risk toleransını köreltmektedir.
b) Risk algısı ile gerçek risk ayrışıyor: Gençler açık hava etkinliklerini algısal olarak daha tehlikeli bulmaya başlıyor — oysa istatistiksel kaza oranları değişmedi ya da azaldı. Bu, Slovic'in (1987) risk algısı kuramıyla örtüşüyor: tanıdık olmayan = tehlikeli.
c) Ebeveyn aracılı risk bastırması Karsten (2005) ve Gill (2007, No Fear raporu) çocuğun risk davranışını değil, ebeveynin müdahale eşiğinin değiştiğini ana değişken olarak gösteriyor.
Türkiye'de bu spesifik alanda sistematik boylamsal veri oldukça sınırlı. Kentleşme hızı, yeşil alan kaybı ve organizeli spor dışında kalan serbest hareket alanlarının daralması göz önüne alındığında, "çevresel yoksunluk" tezinin yerel bağlamda güçlü bir araştırma alanı oluşturduğu söylenebilir.
Sonuç olarak; gençlerin risk alma kapasitesi değişmedi - değişen, risk deneyimleme fırsatları. Bu ayrım pedagojik açıdan kritik: beden eğitimi ve açık hava sporları, kontrollü risk deneyiminin belki de son yapılandırılmış alanı haline geliyor.
Soru 8-Spor bilimleri alanında bugün genç araştırmacıların en fazla yönelmesi gereken fakat kabaca yeterince çalışılmayan konu sizce hangisi?
Bu soruya bir adet şeklinde cevap vermek zor. Gelecek için bazı önerilerde bulunabilirim, çok boyutlu olarak. Şunlar mesela:
a.Hareket yoksunluğunun nörobilimsel maliyeti: Sedanter yaşamın bilişsel gelişime etkisi - ama mekanizma düzeyinde, korelasyon ötesinde.
b.Beden eğitiminde duygusal emek: Öğretmenin duygu yönetimi, tükenmişlik ve pedagojik kalite ilişkisi.
c.Kentsel mekân kaybı ve çocuk hareketi :Yeşil alan, sokak, avlu yoksunluğunun motor gelişime uzun vadeli etkisi -Türkiye için kritik.
d.Sporda mikrobiyom-performans ilişkisi: Bağırsak mikrobiyotası ile dayanıklılık, toparlanma, ruh hali arasındaki bağ.
e.Para-atletizm dışındaki engelli bireylerin fiziksel aktivite deneyimi: Elit engelli sporcu çok çalışıldı; sıradan yaşamda engelli birey neredeyse hiç.
f.Sporda iklim değişikliği adaptasyonu: Aşırı sıcak, hava kalitesi, mevsim kayması - antrenman planlaması ve sağlık açısından acil bir boşluk.
g.Dijital oyun ile fiziksel yeterlilik ilişkisi: Negatif korelasyon varsayımı sorgulanmalı; bazı motor becerilerle pozitif ilişki var, mekanizma belirsiz.
h.Spor pedagojisinde fenomenolojik yöntem: Nitel araştırma var, ama gerçek anlamda birinci şahıs bedensel deneyim analizi yok denecek kadar az.
i.Taraftar/seyirci davranışının sağlık boyutu: Pasif spor tüketiminin fiziksel ve psikolojik sağlık üzerindeki etkisi - kültürel boyutuyla.
j.Sporda nesiller arası hareket aktarımı: Aile içinde fiziksel aktivite kültürünün kuşaktan kuşağa nasıl geçtiği - sosyolojik ve pedagojik açıdan zayıf alan.
Soru 9-Akademik hayatınız boyunca dekanlık ve yöneticilik gibi görevlerde de bulundunuz. Akademisyenlik ile yöneticilik arasında sizi en çok zorlayan fark neydi?
Türkiye’de akademik yöneticiliğin katı, tek kanallı düşünmeye dayalı ve klasik memur bürokrasisine dayalı olması. Oysa ki akademik kurumlar aykırı soruları soran ve sorgulayan yenilikçi yöneticilere sahip olması gerekir.
Soru 10-Günümüzde öğrencilerin sporla ilişkisini düşündüğünüzde, üniversitelerde fiziksel aktivite kültürünü artırmak için neler yapılmalı?
Çoğu üniversite bu sorunu tesis ve program sorunu olarak okuyor. Oysa asıl mesele şu: öğrenci için fiziksel aktivite, kimliğinin parçası değil. Kültür inşası buradan başlamalı. Zorunlu beden eğitimi derslerini kaldırmak değil, anlamlı kılmak gerekiyor. Yerleşkelerde yürüyüş rotaları, açık egzersiz alanları, bisiklet altyapısı gerekiyor. "Fitness" söyleminden "hareket deneyimi" söylemine geçmek gerekir. Kalori ve performans odaklı dil, büyük çoğunluğu dışlıyor. Keyif, keşif, bağ kurma ön plana çıkmalı. Öğrenci antrenör, öğrenci hareket elçisi programları - kurumsal dayatmadan çok daha etkilidir. -Disiplinlerarası entegrasyon önem taşımaktadır. Tıp, mimarlık, psikoloji, sosyoloji öğrencilerinin hareket üzerine birlikte proje üretmesi - fiziksel aktiviteyi akademik gündemin içine taşır. Görünürlük ve temsil önemlidir. Elit sporcu değil, sıradan öğrencinin hareket ettiği görülmeli. Kampüs iletişimi bunu yansıtmalı. Sporu sosyal bağ aracı olarak konumlandırmak gerekir. Yalnızlık ve aidiyet krizinin yaşandığı üniversite ortamında hareket, topluluk inşasının aracı olabilir - bu dil kurumsal iletişimde kullanılmalı. Başarı hikâyelerini yeniden tanımlanmalı. "Maç kazandık" değil, "bu öğrenci hareketi yaşamına kattı" - kurumsal hafıza ve ödül sistemleri buna göre şekillenmeli. Özetle; fiziksel aktivite kültürü, program ekleyerek değil - anlam, özgürlük ve topluluk inşa ederek gelişir.
Soru 11-Öğrenci merkezli öğrenme ve spor pedagojisi üzerine yıllardır üreten biri olarak, geleceğin beden eğitimi öğretmenlerinde mutlaka bulunması gerektiğini düşündüğünüz üç özellik nedir?
1.Yansıtıcı Uygulayıcı Kimliği
2.Bedensel ve Pedagojik Okuryazarlık
3.Kapsayıcı ve Eleştirel Pedagojik Duruş
Soru 12.Uluslararası spor bilimi camiasında uzun yıllardır aktif bir isimsiniz. Türkiye'nin spor bilimleri araştırmalarında dünyada daha görünür olması için hangi adımların kritik olduğunu düşünüyorsunuz?Türkiye'de spor bilimleri akademik üretimi hacim olarak büyüdü - fakülte sayısı, öğrenci sayısı, yayın sayısı arttı. Ama görünürlük, atıf etkisi ve uluslararası işbirliği açısından hâlâ periferik konumdayız. Gelişim için şu kritik adımların atılması önem taşıyabilir:
1. Özgün Teorik Katkı Üretmek
2. Uluslararası İşbirliğini Yapısal Hale Getirmek
3. Dil Bariyerini Stratejik Aşmak
4. Veri Üretim Altyapısını Güçlendirmek
6. Genç Araştırmacıları Sistem İçinde Tutmak
7. Disiplinlerarası Köprüler Kurmak
Özetle; Türkiye'nin spor bilimleri alanında dünyaya söyleyecek sözü var - ama bu sözün duyulması için özgün soru sormayı, nitelikli veri üretmeyi ve stratejik işbirliği kurmayı öğrenmesi gerekiyor.
Soru 13- Hocam “fiziksel aktivite temelli öğrenmenin bilişsel performans ve akademik başarıya etkisi” üzerine yürüttüğünüz çalışmalarınızdan birini özellikle seçmek istesek, bu araştırmada elde ettiğiniz en çarpıcı bulgu neydi ve bu bulgunun hem literatürdeki karşılığı hem de eğitim pratiğine yansıması sizce nasıl oldu?Bu konuda iki örnek verebilirim. Birincisi; yakın zamanda bitirdiğimiz bir doktora tezi:
Süreyya Babayoğlu. Aerobik, Koordinasyon ve Aerobik-Koordinasyon Temelli Egzersiz Programlarının Çalışma Bellek Kapasitesi, Seçici Dikkat Düzeyi ve Akademik Başarı Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi.
Sonuçlar: Oyun temelli aerobik ve özellikle koordinatif içerik ağırlıklı egzersiz uygulamalarının, ortaokul öğrencilerinin çalışma bellek kapasitesi, seçici dikkat düzeyleri ve akademik başarıları üzerinde olumlu etkiler yarattığı görülmüştür. Egzersizin bilişsel süreçlerle bütünleştirilmesi, yürütücü işlevlerin gelişimini desteklemekte; bu durum öğrenme süreçlerine olumlu biçimde yansımaktadır. Bu bağlamda, eğitim ortamlarında, bilişsel gelişimi destekleyen egzersiz temelli uygulamaların yaygınlaştırılması önerilmektedir.
İkincisi de birkaç yıl önce öğrendiğimiz yüksek lisans tezi:
Sinan Vural. Ortaokulda akademik derslerde kullanılan fiziksel aktivite tabanlı zihin molalarının erişiye etkisi.
Sonuçlar: Fiziksel aktivite tabanlı zihin molaları Matematik ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgileri derslerinde sınıflar düzeyinde etkili olmuştur. Türkçe, Fen Bilimleri ve İngilizce derslerinde anlamlı bir etkiye rastlanmamıştır.
Kıymetli Hocam, değerli vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Çalışmalarınızı, anladığım kadarıyla ihtimam ile takip edeceğim. Sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yaşam diliyorum. İşlerinizde kolaylıklar diler, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.