Hüseyin TUNÇAY

Hüseyin TUNÇAY

htuncay45@gmail.com

Manisa Şehzadeler Müzesi-2

04 Ocak 2026 - 10:17 - Güncelleme: 04 Ocak 2026 - 10:18

          Müzenin zemin ve birinci katındaki odalarda ve koridorda yer alan, sergilenen eser, obje ve maket ile şehzadelere ait çalışmaları numaralandıran plana göre:
Zemin katta: Bir Şehr-i Muazzam Manisa (1), Doğumdan saltanata şehzadeler (2), Manisa’nın tarihi coğrafyası (3), Her alanda lider şehzadeler (4), Osmanlı padişahları (5), Manisa’dan İstanbul’a, İstanbul’dan yedi cihana (6), Şehzade sancağının yönetimi, Sancak merkezleri (7), Manisa Sarayı (8), Taht yolculuğu, Bir iktidar ve egemenlik gösterisi (9), Şehzadelerin eğitimi (10)
Birinci katta: Saruhan Bey, I. Osman (1), II Murad, II. Mehmet (2), Hüma Hatun (3), Şehzade Şehinşah (4), Hafsa Sultan, Nigâr Hatun, Şehzade Korkut (5), I. Süleyman, Şehzade Mustafa, Şehzade Mehmet (6), II. Selim, Hürrem Sultan (7), III. Murad, III. Mehmed (8)
Koridorda: Fatih ve Şehzadesi, Şehzade Mustafa, Şehzade Abdullah, Şehzade Mahmud ve Şehzade Alemşah yer alıyor.
“Şehr-i Muazzam Manisa”
Girişte sizi, ilimize yakışan ve yakıştırılan, kulağa da çok hoş gelen “Şehr-i Muazzam Manisa” adıyla yapılan düzenleme karşılıyor. Müze binasının tarihçesi (Sıhhat Yurdu, İnhisar/Tekel-, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü), ilimize ait eski fotoğraflardan örneklerle, Manisa’ya dair edebi alıntılar var.

“Bahtın bahtım, yazın yazımdır Manisa!
Neş’en neşem, sızın sızımdır Manisa
Hacet dedeler, Süd dedeler oldu dedem,
Artık Yedi Kızlar kızımdır Manisa.” (Arif Nihat Asya) 
 
          Müzenin misyonu hakkındaki açıklamada şöyle deniliyor:
“Manisa’ya 1390’lı yıllardan itibaren gönderilen ilk Osmanlı şehzadelerinden başlayarak son şehzadeye, geleceğin II. Mehmed’i ile birlikte bu kadim kent, şehzadelere yurt oldu. Bazıları burada doğdu büyüdü, eğitim gördü, kılıç ve silah tuttu, avlandı, savaştı ve bazıları burada hayata gözlerini yumdu.
          Onlardan altısı Manisa’dan taht yolculuğuna çıktı. Osmanlı tahtına cülus etti, kılıç kuşandı, yedi cihana hükmetti. Geleceğin padişahlarının annelerinin ve şehzade eşlerinin yılları burada geçti.
          Bu müzenin içinde anlatılanlar onların hikâyesidir.”
          Bilindiği gibi şehrimizin en merkezi yerinde; Saruhan Sancağı’na gönderilip burada vefat eden hanedan mensuplarının gömülmesi için II. Bayezid’in oğlu Şehzade Şehinşah tarafından yaptırılan (XV. Asır) Yirmi İki Sultanlar Türbesi vardır. Sekizgen planlı, üzeri kubbeyle örtülü türbede, sekizi erkeklere, on dördü çocuk ve kadınlara ait olmak üzere yirmi iki sanduka bulunuyor.
“Doğumdan Saltanata Şehzadeler”
Bilgilendirmeden sonra, “Doğumdan Saltanata Şehzadeler” bölüme girdiğimde karşılaştığım beşik burada anlatılanları sembolize ediyor. 18-19. yüzyılın ipek ve sırma işlemeli üç eteği, zevk ve estetik nişanesi olarak karşımda duruyor.
Açıklamalarda şehzadelerin çocukluk dönemine dair bilgilerle, bu süreci çeşitli yönleriyle anlatan minyatürler yer alıyor.
“Manisa’da Çocukluk” başlığı altındaki bir not:
          “Orta Çağ uzmanı tarihçi Philippe Aries, “Yüz Yıllar Boyunca Çocukluk” adlı dikkat çekici eserinde Orta Çağ toplumunda çocukluğun var olmadığını söyler. Bu iddianın yansımalarının Türk toplumunda da aramak mümkündür. Çocuklar günümüzde olduğu gibi korunup kollanmaz, doğumlarından itibaren hayata atılır ve büyük mücadelede yerlerini alırlar.
          Geleceğin sultanları, başkent ya da eyaletlerdeki saraylarda doğan şehzadeler için de durum farklı değildi. Babaları onların bir dereceye kadar rakibi, anneleri ve lalaları ise onları yarışmalara hazırlayan rehberleriydi. Bir şehzadenin başarılı olması; diğer kardeşlerinin arasından sıyrılıp tahta geçmesinde, hasretle gıptayla baktığı babasından daha etkili bir şekilde saltanat sürmesinde, devletin düşmanlarına karşı zaferler kazanmasında ve fetihlerle sınırları genişletmesinde yatardı.”
(Devam edecek)

Bu yazı 116 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum