Av.Ahmet ÖZDEMİR

Av.Ahmet ÖZDEMİR

kirmizicantaliavukat@gmail.com

Sokrates'in Devleti Hakkında

02 Ocak 2026 - 16:26 - Güncelleme: 02 Ocak 2026 - 16:28

Yeni yılın ilk köşe yazısında günümüzde dahi güncelliğini koruyan Sokrates’in ideal devlet anlayışını yansıtan eseri incelemek istedim. Eser, her ne kadar Sokrates’in ağzından yazılmış olsa da, söz konusu argümanlar bilindiği üzere, öğrencisi Platon tarafından derlenerek yazılı hale getirilmiştir.        
         
Doğruluk mefhumunu inceleyip tanımlamak için diyalektik yöntemi kullanarak çevresindeki insanlarla tartışan Sokrates'in aynı zamanda ideal devlet tanımını da doğruluk kavramından hareket ederek betimlemesi yapılmıştır. Platon bu eseri kaleme aldığında, hocası idam edilmiş aynı zamanda kendisi de Atina'dan uzaklaşarak doğu memleketlerinde birtakım gözlemler amacı ile gitmiş olduğu seyahatten dönmüştür.
            Doğru ve eğri insanın tartışılarak başlandığı eserde, ilk olarak eğri insanların genel manada Tanrılara daha çok yaranabildiği çünkü doğru insanları aldatarak onlardan daha fazla kazanç sağladığı iddia edilmiştir. Bu sayede Tanrılar için daha fazla hibe gerçekleştirdiği ileri sürülen savlar arasındadır. Ancak hem dinimiz hem de diğer birçok dinde de ifade edildiği üzere, önemli olan insanın iyilik yaparken dışarıda nasıl gözüktüğü değil asıl niyetinin ne olduğudur. Dolayısıyla önemli olan iyilik ve doğru davranışlardan kaçınmadan bağış ve hayır işlemektir. Kaldı ki, kitabın ilerleyen sayfalarında Sokrates tarafından da bu gerçek ifade edilmiş ancak başlangıçta gerçekleştirmiş olduğu diyalektik tartışmalardan birisinde tartışmanın akıbeti için bunun aksini iddia etmiştir.
            Eserde bir süre doğru ve eğri insanlar üzerinden devam eden söyleşiler, asıl amacın doğru insanların yetiştirilebileceği bir devlet modelinin konuşulması amacına dönmüştür. Sokrates'e göre, ülkenin koruyucularının (kendi belirlediği isim ile bekçileri) mal mülk edinmesinin engellenmesi gerektiği, diğer taraftan da hem sağlam bir bedensel eğitim hem de zihinsel olarak yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu konuda özellikle, bekçilerin bir süre sonra ülkenin aynı zamanda yönetimi için yetiştirilmesi gereken seçilmiş kişilerden oluşturulması gerektiği belirtilmiştir. Sokrates, 4 çeşit yönetim biçiminden bahsetmekle birlikte aralarında kendisinin savunduğu biçim Aristokrasidir. Bu durumun detaylı bir şekilde açıklamasını yapmış olan ünlü filozof, aristokrasi ile yönetilen bir ülkenin 3 sınıftan oluştuğunu, bu sınıfların; yönetenler, savaşanlar ve para kazananlar olarak ayrıldığını belirtmiştir. Bununla birlikte aristokrat bir devletin bilgelik, yiğitlik, doğruluk ve ölçülü bir şekilde yönetilmesi durumunda ancak gerçek anlamda hedefine ulaşacağını savunmuştur. Devlet yöneticilerinin bu sistemde diyalektik, astronomi ve geometri bilimlerini öğrenmeleri gerektiği ifade edilmiş hatta herkese uygulanacak ortak eğitim sisteminde fiziksel ve zihinsel olarak birtakım aşamalardan geçebilmiş kişilerin devlet yöneticiliği için eğitilmesini öngören bir eğitim modeli tasarlanmıştır.
            Sokrates ayrıca, önceki paragrafta belirtilmiş olan bekçilerden bazılarının da gerekli niteliklere sahip  olduğunun tespit edilmesi durumunda onların da devlet yöneticiliği için eğitilmesi gerektiğini belirtmiş. Devlet yönetimini layıkıyla yerine getirebilecek kişilerin felsefeyi de gerçek manada bilen ve yaşayan kişiler olması gerektiğini ifade etmiştir. Hatta bu konuda diyalektik yöntemi belirli bir yaşa kadar gençlere tam olarak öğretmenin felsefenin manasını ve insanların gözündeki saygınlığını kaybedebileceği gerekçesiyle reddetmiştir. Dolayısıyla diyalektik bilimi Sokrates için insanların olgunluk döneminde öğretilmesi gereken bir bilim olarak ifade edilmiştir.  
            Müziğin dahi yeri geldiğinde ülke yönetimi tarafından kontrol ve denetimlere tabi tutulması gerektiğini savunan Sokrates, yanlış müziklerin insanları etkileyerek ülkenin bütünlüğünü bozma konusunda büyük bir tesir meydana getirebileceğini belirtmiştir. Günümüzde yaşanan olaylardan da anlaşılacağı üzere, her devrimin ( her ne kadar devrim dense de esasında Albert Camus'un Başkaldıran İnsan'da da ifade ettiği gibi doğru terimin devinim olduğu, çünkü devrimlerin neredeyse tamamının aynı düzeni farklı kişiler tarafından idame ettirdiği) marşları ile gündeme geldiği ve sembolik manalar taşıdığı göze alındığında Sokrates tarafından bu durumun antik Yunan'da tespit edilebilmiş olması önemlidir.
            Aristokrasinin kısaca, devleti en üstün ve bilge kişilerin yönettiği sistem olarak tanımlayabileceğimiz Sokrates yönteminde, belirtildiği üzere 3 yönetim sistemi daha sayılmıştır. Bunlar arasında; oligarşi, zorbalık (mutlak yönetim ya da monarşi olarak ifade edilebilir.) ve demokrasi de mevcuttur. Özellikle demokrasi konusunda yaşadığı çağın çok sonralarına ışık tutabilecek açıklama ve tanımlar gerçekleştirmiştir. Öncelikle demokrasi sisteminde, toplumun yöneticiler, zenginler ve halk kesiminden oluştuğunu ifade etmiştir. Halk kesimini, yönetime dahil olma arzusu olmayan ve buna karışmayan küçük gelirli insanlar olarak tanımlamıştır. Fakat bu tanımın ülkenin yönetimine katılmaması bakımından günümüzdeki manasını kaybettiği aşikardır. Her ne kadar aktif siyaset yapan kişi sayısı nüfusa oranla fazla olmasa da günümüzde sosyal medyanın da etkisi ile herkesin siyasete katılımı yüksek oranda gerçekleşmektedir. Bununla birlikte Sokrates, demokrasinin ideal bir yönetim biçimi olmadığı görüşünü özgürlük kavramının bir süre sonra toplumun zorbalığına dönüşmesi olarak gördüğü için belirtmiştir.
            Bu aşamaya kadar, aristokrasi ideali uygun gözükse de linkteki alıntılar kısmında da görüleceği üzere, Sokrates'in aristokrasi modelinde, yöneticiler ve toplumun her bireyinin belirli bir üretim aşamasına girmesi gerekmektedir. Bu modelde, günümüzdeki aile kavramının yok edilerek kişilerin ailesi ile yaşaması engellenmekte ve yalnızca belirli yaş aralıklarında üremesine izin verilmekte aksi takdirde yaptırımlar öngörülmektedir. Ayrıca birtakım çocukların istenilen niteliklerde olmaması halinde bu kişilere ehemmiyet verilmeyeceği ifade edilmektedir. Çocukların aileye tabi olmaması, bekçilerin de herhangi bir malvarlığına sahip olmadığı her şeyin herkesin malı olduğunun öngörüldüğü bu düzen günümüzdeki tanımıyla sosyalizmin temelini oluşturmuş gibi gözükmektedir. Karl Marks'ın da belirttiği üzere, çocuk, ailenin değil toplumun çocuğu olarak nitelenmekte ve tam manasıyla insanların aile bağlarına tabi olması engellenmektedir. Sırf bu açıdan günümüze oranla dahi oldukça tepki çekebilecek tasarısının Antik Yunan'daki insanlar tarafından Tanrıları inkar etmek şeklinde değerlendirilip insanları manipüle etmek ile suçlanması anlaşılabilmektedir.
            Devletin yapısı ve bireyleri ile ilgili müspet eğitim sistemi bakımından örnek alınabilecek bir eser olsa da, toplum yapısının inşası ve temel ahlaki değerler bakımından uygulanması etik dışı neticeler meydana getirmesi muhtemel olan eser, günümüzde dahi radikal yapısını muhafaza etmektedir. Günümüzde hala uygulanmakta olan yönetim şekillerine ilişkin kapsamlı ve isabetli görüşler de ihtiva eden eser, dini ve ahlaki yönlerden ise oldukça tartışmaya açıktır.
Eserden kalan en akılda kalıcı alıntı olarak “Tabiata uygun olarak kurulmuş bir devlet akıllı olmasını kendini yöneten küçük bir topluluğun bilgisine borçludur” seçilebilir.
Eserin diğer alıntılarına ve 5 kriter üzerinden gerçekleştirilen detaylı değerlendirmesine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Ayrıca 200’den fazla yazıdan oluşan blog sitemi inceleyebilirsiniz. ( https://www.kirmizicantaliavukat.net/post/devlet-yorumlar-notlar-ve-değerlendi-rmeler  )
(*) : Köşe Yazımda bahsedilmiş olan hususlara ilişkin kısımlar:
DEVLET (Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi)
Yazar: Platon
Basım Tarihi: 23. Basım - 2012
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
kitaptan esinlenilerek düzenlenmiştir.

Bu yazı 70 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum