ABD-İran savaşı mı yoksa füze atışı mı, film izler gibi izliyoruz. Bölge alev alev ve yorumlar birbiri ardınca. Haberler ne kadar sağlıklı ve ne kadar gerçek bilinmiyor. Nedir olup biten? Bir sürü senaryo konuşuluyor. Perdenin önü başka, arkası bambaşka bir hikâye ile dolu.
Yaşananlar aslında, bir imparatorluk yasasının görüntüleri. Fakat kimse böyle bakmıyor, daha doğrusu bakamıyor. Tarihe bütüncül gözle nazar edilmeyince böyle oluyor. Günlük ve sıradanlaşmış olaylar karşısında, gerçeği kavrayamıyor, detayların arasında kaybolup gidiyoruz.
Niye imparatorluk yasası?
Tarih boyunca, şu net biçimde görüldü. Her devirde dünyaya hükmetmeye çalışan, bir devletin varlığına şahit olundu. Hükmetme duygusu, ilk insandan bugüne hiç irtifa kaybetmedi.
İmparatorluklar böyle doğdu. Güçlü ordular, güçlü ekonomi, güçlü topraklar, güçlü ittifaklar vesair. Tarihi tecrübe şunu gösterdi; imparatorluğun temel yasası genişlemektir. Genişlemek için yeni fetihler, yeni topraklar, yeni kaynaklar gereklidir.
Başka? İmparatorluğun gücünü tehdit eden; her türlü askeri ve siyasi varlığın başını ezmektir.
İmparatorluk demek, maliyet demektir. Üstelik ağır maliyettir. Fethettiğin toprakların kaynaklarına çökersin. Boyun eğdirdiğin devletleri, vergi diyerek haraca bağlarsın..
Roma, Bizans, Hun, Pers, Osmanlı ve diğerlerinde bu yasa hiç değişmemiştir. Zira imparatorlar değişir, ancak imparatorluklar asla değişmez.
ABD, modern çağın imparatorluğudur.
Doları var, dünyanın geçer akçesi kılmış. Merkez Bankaları dolarsız çalışmıyor. Petrol dolarla, altın dolarla., ticaret dolarla . Baş edilmesi şu an mümkün görünmeyen, silahlı gücü var. Bu güç, dolar saltanatını ayakta tutuyor. Dünya ekonomisine yön veriyor. Yine dünya enerji kaynaklarına hükmediyor. İstediğini yapabiliyor, istediğini saf dışı edebiliyor.
Bugünkü ABD-İran füze savaşına, birkaç ayda ya da beş on yılda gelinmedi. Yaklaşık son bir asırlık, imparatorluk hikâyesinin bakiyesidir yaşananlar. Biz ABD başkanı değişti sanırız, ama öyle değildir, aslında imparator değişmiştir. İmparatorluğun hedefleri, gelecek planlamaları, genişleme düşünceleri değişmez. Ancak zamana ve şartlara göre revize edilir.
Diyorlar ki Trump, deli bir adam. Bir söylediği diğerini tutmuyor. Dünyayı karıştırıyor, abuk subuk konuşuyor. Öyle değil işte. 40–50 yıl önce planlanmış, senaryoları hayata geçiriyor.
Yıl 1949, Suriye’de Şükrü El Kuvvetliyi kim alaşağı etti? CİA. Bugünlerde çokça konuşulan, 1953’teki Ajax operasyonuyla İran’da Musaddıkı yine onlar devirdi. Sonrası hep devam etti. Kimyasal silah var diye Saddamı devirdiler. 1 Milyon Müslüman hayatını kaybetti. Sonrada, meğer yokmuş özür dileriz dediler. Kaddafi’yi Arap Baharı rüzgârıyla indirdiler. Esat aynı akıbete uğradı. Yani Ortadoğu’da kimmiş patron? ABD.
İmparatorlukların uygulaması, bir yönüyle günümüzün mafya yasasına benzer. Kaynakların başına geçmiş, para kazanıyorsun. Sonra Mafya, iki adamını sigortacı diye yolluyor. İş sahibi anlayamıyor önce. Her şeyim sigortalı diyor. Mafyacı tane tane anlatıyor; “Yok efendim, iş yerleriniz bombalamaya, yangına ve sair felaketlere karşı sigortalıyoruz.” Ne yapsın adam, çaresizce kabul ediyor.
Diyorlar ki bu savaşın bir bedeli var. ABD ekonomisinin envanterini çıkarmaya çalışıyorlar. Ama anlamadıkları bir şey var. Bu savaşın finansmanı geçtiğimiz yaz aylarında ayarlandı.
Ne yaptı Trump? Körfez ülkelerini tek tek gezdi. İş anlaşması adı altında her birinden ayrı ayrı haracını toplayıp gitti. O günlerde medya manşetten verdi. 2 trilyon dolarlık iş ve yatırım anlaşması diye…
Gelinen son nokta itibarıyla; Demokrasi, insan hakları havariliği bitti. Uluslararası anlaşmaları rafa kaldırdı. Kendi anayasasını bile dikkate almadı ve savaş açtı. Bu ne demektir? İmparatorluğumun en güçlü çağına ulaştım.
Bana itaat etmeyeni, benim dışımda güç arayanı, benim kaynaklarıma göz dikeni bitiririm.
Maduro’yu kulağından çekip getiren güç budur. Grönlandı istiyorum diye emir buyuran güç, bu imparatorluk kudretidir.
İran, boyundan büyük işlere kalkmış. Dini ideolojisini yıllardır yaymaya çalışmış. Devlet politikasını buna göre belirlemiş. Amerika’yı büyük şeytan, İsrail’i küçük şeytan kabul etmiş.
Nükleer gayretleri, aşırı silahlanma, petrolde Hürmüz boğazı avantajı vesair. Sana bu imkânı verirler mi? Vermezler. Çünkü imparator çok güçlü. Nitekim sarayları vuruyor. Üst düzey birinci sınıf kadroları öldürüyor.
Bir müddet sonra şu olacak; İran, imparatorluk için tehdit unsuru olmaktan çıkarılacak. Zaten savaşın sebebi de bu değil mi?
Bu işlerin dinle, ideolojiyle değil; akılla, teknolojiyle ve bilimle alakalı olduğunu öğrenmesi gerekenler var aslında. Ne garip değil mi? Dünden bugüne imparatorluk yasası hiç değişmiyor..


YORUMLAR