1950'li Yıllarda Gördes-IV

Salih OKKALI gordos75@gmail.com

GÖRDES MONOGRAFYASI
Lâmia ERKUNT

4- Hidrografya:
Gördes’te en mühim akarsu, yaklaşık olarak 147 km. uzunluğu ile Gediz'in en büyük kolu olan Kumçayı'dır. Bu su Gördes’in kuzeyinde Sındırgı hududundaki Gökseki yaylasından çıkmakta ve kasabanın hemen güneyinden geçtiği için Gördes deresi denmektedir. Gördes deresi Akhisar'ın Selendi köyü civarında toplanan sularla Kumçay adını alır. Akhisar’a kadar dağlık bir bölgede akan bu su Killik Boğazı’ndan Manisa ovasına geçerek il merkezi yakınında Gediz (Nehri)’e karışır.
Kumçay Gördes’te mikaşistler içinden geçerek neojen mıntıkasını kat eder ve güneyde gnayslerle mikaşist sahasının kontağına yakın yerde güney batıya kıvrılarak Akhisar'a dahil olur. Gediz’e karışmadan evvel yatağının genişliği 20 metre derinliği 3-4 metredir.
Kumçay'ın muhtelif istikametlerden aldığı tâbi'leri (kolları) şunlardır: Kasabanın kuzeyinden gelen Budamaz suyu, Hanya civarında Hanya çayı ve İn deresi. Gördes’in Borlu bucağından Gediz (Nehri) geçer. Kaza için mühim olan tâbi'i (kolu), (Borlu)bucak merkezinin 8 km. güneyinde kendisine karışan Dümrek (Temrek) çayıdır (Temrek Çayı, Köprübaşı şehir merkezinden geçen deredir).
Bu muhtelif akarsulardan Gediz kış ve son bahar mevsiminde taşarak bir kısım sahayı istila ve araziyi tehdit ediyorsa da geçtiği mıntıkanın susuzluğu dolayısiyle yaz mevsiminde hububat ve hayvanat için büyük fayda temin etmektedir.
Kumçay en fazla ocak ayı içinde taşmaktadır. Yazın su seviyesi 70-75 cm. kadardır. Diğer akar sulardan Hanya ve Dümrek çaylarının da bazı yıllar taşarak yatağı civarındaki hububat tarlalarını ve sebze bahçelerini tehdit ettiği vakidir.
Tarlaların sulanmasında Kumçay, Dümrek çayı ve İn deresi sularından faydalanılmakta ise de bu suretle sulanan arazi 200 hektarı geçmez. Gördes’te dağ eteklerinde suları çekilmeyen kaynaklar da vardır. Köylerde müştereken kullanılan kuyular mevcuttur. Bunların bir, iki ay kurudukları vakidir.
Yer altı su vaziyeti arazi durumuna göre değişmektedir.

5- Toprak:
Toprak heyeti umumiyesi ile kumludur. Umumiyetle %30 kireç, %55-60 silis, %10  humus ihtiva etmektedir. Tabiî bu miktarlar kaza dahilinde yer, yer değişmektedir. Toprağın ihtiva ettiği unsurlara göre kaza'yı kısımlara ayırabiliriz.
Kasabanın batı ve güneyinde "Kayacık ve Araplı civarı" ağır ve killi topraklar hakimdir. Bu toprakları kışın sürmek çok zor olmaktadır. Kuzeyde Hanya ve civarında kumlu, Borlu ve dolaylarında da kısmen humuslu, kısmen de kumlu topraklar mevcuttur. Kumlu topraklar kışın işlenmeye daha müsaittir. İlçede umumiyetle bitki toprağının kalınlığı 25-30cm. arasındadır. Yine bölgeleri nazarı itibare alırsak Borlu bitki toprağı derin "80-100cm.", Araplı da sathi "50-80cm.", Kayacık ve Hanya'da derin "80-100cm." dir.
Gördes’te toprak bakımından mühim olan hadise heyelândır. Bilhassa kış mevsiminde vuku bulan heyelân toprak zayiine sebep olmaktadır.

6- Bitki Örtüsü
Gördes’te tabiî bitki örtüsünü ormanlar, makiler ve bodur çalılar teşkil etmektedir. Orman sahası 78680 hektar olup terkibi şöyledir:

Normal koru ormanı :  3.400 hektar

Normal baltalık             :  1.050 hektar

Bozuk koru ormanı  : 23.310 hektar

Bozuk baltalık               : 17.190 hektar

Palamutluk                    : 32.050 hektar

Funda                            :   1.680 hektar 32050 ha. genişliğinde bulunan palamutluklar hariç bütün ormanlar devlete aittir.
Koru ormanı: Kızılçam "Pinus brutia", karaçam "Pinus nigra" ve seyrek olarak da fıstık çamlarından ibarettir.
Baltalıkların %90’nı muhtelif meşe nevileri teşkil eder. Saçlı meşe "Quercus serris", mazı meşesi "Quercus...", kermes meşesi "Quercus coccifera" ve palamut meşesi gibi.
Fundalıklar Borlu bucağı civarındadır. Kumçay vadisinde mühim miktarda kavak "Populus" yetiştirilmektedir. Halk kavak dikimine son derece ehemmiyet vermektedir.
Ardıçlar orman teşkil edecek nisbette değildir ve koru ormanlarında alt florayı teşkil eder. Çalılıklardan murt ve geven dikenleri mevcuttur.
Kasabanın kuzeyi hariç, her tarafı 900m. irtifaya kadar kızılçam ormanlarıyla örtülüdür. Kızılçam için yazların sıcak, kışların ılık geçmesi lâzımdır. Don’lara mütehammil (dayanıklı) değildir. Bunun için 900 metrenin üstüne çıkamazlar.
Karaçamlar ise 900-1000m. den itibaren koru ormanlarının hâkim ağacıdır ve kuzey bölgelerini kaplar. Kızılçamın aksine olarak 1000m. den alçak yerler karaçama sıcak gelmektedir.
Ardıçlar 800m., meşeler 1000-1200m. ve palamutlar da 400m.ye kadar yükselebilmektedir. Meşeler en fazla kuzey hariç bütün bölgelerde, fıstık çamları da güney batıda yayılmışlardır.
Mevcut ormanlar gittikçe azalmaktadır. Bunun yegâne sebebi yangınlardır. Yangınların %70 kasten "Tarla açmak maksadiyle" bir kısmı da İhmal ile "Ateş yakmak vs.." çıkmaktadır. Yangınlara mâni olmak için türlü tedbirler alınır. Muhtelif hâkim noktalara gözetleme kulübeleri yapılmıştır. Yangınların en fazla olduğu aylarda "Mayıs'dan Aralık'a kadar" daimî gözcüler bu kulübelerde gece gündüz kalırlar.
Ayrıca yine bu mevsimde muvakkat (geçici, mevsimlik) kadro ile istihdam edilen yangın koruyucuları vardır. Yangın çıkması muhtemel olan sahada gezerek ilk yangını önlemeye çalışırlar.