Röportaj Serisi-33: Konuk =Prof.Dr.Mert Ekşi (Peyzaj Mimarlığı)
“11 Soru 11 Cevap” röportaj serimin otuz üçüncü konuğu, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Orman Fakültesi, Peyzaj Mimarlığı Bölümü, Peyzaj Teknikleri Anabilim Dalı öğretim üyesi Sayın Prof.Dr.Mert Ekşi’dir.Kendisi; Ziraat, Orman ve Su Ürünleri Temel Alanı kapsamında peyzaj mimarlığı, ekoloji, sürdürülebilirlik ve enerji, peyzaj teknikleri ile bitki materyali ve yetiştiriciliği alanlarında önemli çalışmalar yürütmüş, yürütmekte ve çalışmalarına devam etmektedir.Yoğun akademik programına rağmen röportaj teklifimi nazikçe kabul ederek bu söyleşiye katkı sunduğu için kendisine teşekkür ediyorum. Kıymetli görüşlerinin, akademiyle ilgilenen gençler ve araştırmacılar için yol gösterici ve ilham verici olacağına inanıyor; izninizle sorularıma geçiyorum.
Soru-1 Hocam öncelikle nasılsınız, bu alanı (özellikle yeşil çatı sistemleri ve kentsel ekoloji) seçmenizdeki temel motivasyon neydi?
Cevap-1 Merhaba çok teşekkür ederim. İlginiz ve nezaketiniz için de teşekkür ederim.Bu alana ilgim lisans öğrenimim sırasında almış olduğum bir dersle başladı. Prof.Dr.Adnan Uzun ve Dr.Sedat Bekiroğlu tarafından yürütülen Çatı ve Teras Bahçeleri dersinde, bir yapı üzerinde doğayla uyumlu bir alanın oluşturulması fikri beni etkilemişti. Ancak o zamanlar bu sistemlerin tam olarak hangi örneklerinin var olduğunu ve işleyiş biçimlerinin nasıl olduğunu bilmiyordum. Sonrasında yüksek lisans sürecim başladığında bu konuyla ilgili daha derinlemesine araştırma yapmak istedim. O sırada İstanbul'da ve ülkemizdeki örnekleri ve bu konuyla ilgili araştırma ya da uygulama yapan kişi ya da firmaları inceledim ve görüşmeler gerçekleştirdim. O dönem İnternet kaynakları da yeterli olmadığı için yurtdışında konuyla ilgili firmalara mektuplar yazarak katalog ve benzeri kaynaklara ulaşmaya, yurtdışına giden yakınlarımdan konuyla ilgili kitaplar sipariş ederek konuyla ilgili bilgi edinmeye gayret ettim. Yüksek lisans sürecim bittiğinde, konuyla ilgili eksik noktaların çok fazla olduğunu gördüm. Çünkü bu konu güzel bir alan tasarlama ya da bir yapı üzerine bitki kondurma işinden daha farklı bir noktada ilerliyordu. Bu sistemlerin kentlerde doğal süreçlere olumlu katkıları olduğu ve ekolojik açıdan önemli etkileri olduğunu metinlerde okuyordum. Çalıştığım alanda deneysel çalışmalar da çok sık karşılaşılan bir çalışma tipi değildi. Ancak ben deneysel çalışmalar yapmak, Türkiye’de bu sistemlerin etkilerini ölçmek istiyordum. Bu nedenle bir deneme alanı kurmayı ve burayı konuyla ilgili bir araştırma alanı haline dönüştürmeyi hedefledim.
Soru-2 Yayınlarınızda yeşil çatıların yağmur suyu tutma kapasitesi üzerine farklı substrat ve bitki kombinasyonlarını inceliyorsunuz. Türkiye koşullarında optimum dengeyi sağlayan sistem size göre hangisi oldu?
Cevap-2 Türkiye çok özel bir ülke. Doğal zenginliği, iklimi, bitki türleri ve birçok kaynağa sahip. Üzücü olan ise Türkiye’deki yeşil çatı uygulamalarında çoğunlukla ithal ürünler ya da teknikler kullanılıyor. Bitki türü çeşitliliği bakımından da dünyadaki en zengin coğrafi bölgelerden birinde yaşamaktayız. Çok zengin bitki varlığının yanı sıra yetiştirme ortamı maddesi olarak kullanılabilecek çok çeşitli malzemeler bulunuyor. Gerek atık gerekse doğal karakterde birçok yetiştirme ortamı maddesi var. Ancak sorduğunuz soruyu Türkiye geneli açısından yanıtlamak, bitki ve yetiştirme ortamı bakımından Türkiye geneli için bir genelleme yapmak oldukça zor. Çünkü ülkemizde çok farklı iklim ve coğrafi özelliklere sahip bölgeler var. Her bölgenin kendine ait bazı ihtiyaçları olabiliyor. Bazı bölgelerde yeri geldiğinde şiddetli yağışlara çözüm üretmeniz gerekebilirken, bazı bölgelerde şiddetli yaz kuraklığı ile mücadele etmeniz gerekebiliyor. Ancak İstanbul ölçeğinde bir değerlendirme yapmam gerekirse uygun tane boyutunda derecelendirilmiş ponza ile çeşitli organik maddelerin (solucan gübresi ya da kompost (kemre) gibi) belirli oranlarda karışımı ile uygun fiyatlı, ekolojik ayak izi düşük ve sağlıklı bir yeşil çatı kurulabilmesi mümkündür.
Soru-3 Çalışmalarınızda Sedum türleri ile diğer bitki türlerini karşılaştırdığınızda, su yönetimi ve dayanıklılık açısından nasıl bir performans farkı gözlemlediniz?
Cevap-3 Sedum cinsine ait bitkiler Kuzey Avrupa’da yeşil çatı uygulamalarında çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Bölgedeki dağlarda kısıtlı kır ekosistemlerinde doğal olarak bulunan bu bitkilerin, yine kısıtlı bir ortama sahip yeşil çatılarda da yaşayabileceği varsayılarak, uygulamalarda kullanılmış ve başarı sağlanmıştır. Türkiye’de doğal yayılışa sahip 38 Sedum türü bulunmaktadır. Doğası ve özel metabolizma süreçleri gereği bu bitkilerin ekolojik dayanımı yüksektir. Ancak yeşil çatı sistemleri için seçenekler var. Bizim denemelerimizde kullanmış olduğumuz Prunella vulgaris (yara otu), Stachys thirkei (kestere), Euphorbia myrsinites (sütleğen) gibi doğal bitki türlerinin yanı sıra Allium sp. (frenk soğanı), Armeria sp (çim karanfili), Thymus (kekik) gibi bitkilerin mümkünse doğal türleri hem sistemdeki bitki çeşitliliğini arttıran hem de kent ekolojisine destek sunabilecek seçenekler olarak görebiliriz. Ama çok daha fazla deneysel araştırmanın yapılması yeni verilerin önünü açacaktır.
Soru-4 Yeşil çatıların hidrolik performansını ölçerken kullandığınız deneysel düzeneklerde (örneğin lysimetre sistemleri), sizi en çok zorlayan parametre hangisiydi?
Cevap-4 Deneysel çalışmalar her şeyden önce fiziksel açıdan zorlayıcı çalışmalar. Deney desenini kurarken bir yeşil çatı sisteminin taklit edilmesi, bu sistemin yetiştirme ortamından bitki türüne kadar tasarlanması ve tekrarlanması gerekiyor. Yağışlı dönemleri takip etmek, o sırada yetiştirme ortamı nemi ile sistemde tutulan suyun miktarı ve tahliye edilen suyun miktarını ölçmek ve bu verileri de hava koşulları ile ilişkilendirmek gerekiyor. Bunlar yorucu olabilir ancak aslında zorlayıcı olan bu tip çalışmaların sürekliliğini sağlayabilmek. Bu çalışmaların maddi ayağı ne yazık ki en zorlayıcı kısım.
Soru-5 Yayınlarınızda geçen “runoff reduction” sonuçları dikkate alındığında, İstanbul gibi yoğun kentlerde bu sistemlerin şehir ölçeğinde uygulanabilirliği sizce ne kadar gerçekçi?
Cevap-5 Yeşil çatı sistemlerinin İstanbul ölçeğinde uygulanması için bazı çalışmalara ihtiyaç var. Her şeyden önce merkezi ve yerel yönetimler ile topluma bu sistemlerin öneminin aktarılması gerekli. Yani önce düşünsel bir altyapı kurulması gerekiyor. Sonrasında bunun kentlerimiz için oluşturulacak sürdürülebilir peyzaj politikaları içerisinde yer alması gerekir. Bu sistemlerin uygulanabilmesi için nasıl bir yol izleneceği toplumun da yapısı dikkate alınarak iyice tartışılmalıdır. Bundan sonraki süreçte ise bu sistemlerin mutlaka yerelleşmesi gereklidir. Yani bu sistemleri oluşturan yapısal katmanlarının daha düşük maliyetli ve yerel kaynaklarla üretilmesi önem taşıyor. Kent ölçeğinde yeşil çatı sistemleri eğer bozulmuş yoğun bir kentsel alanda uygulanırsa, bu kentsel dokuda belirgin bir yüzeysel akış azaltımı oluşacaktır.
Soru-6 Substrat derinliğinin hem bitki gelişimi hem de su tutma kapasitesi üzerindeki etkisini incelediğiniz çalışmalarda kritik eşik değer olarak neyi öne çıkarırsınız?
Cevap-6 Yetiştirme ortamı derinliği İstanbul gibi yaz kuraklığı yaşayan ve ardışık yağışsız günlerin uzun sürebildiği bölgeler için önem taşıyor. Bunun nedeni yetiştirme ortamı derinliği ile nem içeriği yani su tutma kapasitesi arasında doğru bulunmasıdır. Dolayısıyla erinlik artışının bitki gelişimine ve bitki çeşitliliğine olumlu etkisinin bulunduğu da rahatlıkla söylenebilir. Ancak derinliğin artması ağırlığı da artıracaktır. Bu kısıtlar içerisinde İstanbul koşullarında yetiştirme ortamı derinliğinin basit yeşil çatılar için 7 cm değerinin altına düşmemesi bitkilerin yaşamlarını sürdürebilmeleri açısından önem taşımaktadır.
Soru-7 Yeşil çatıların sadece su yönetimi değil, aynı zamanda ısı adası etkisini azaltma üzerindeki katkısını Türkiye özelinde yeterince ölçebildiğimizi düşünüyor musunuz?
Cevap-7 Ne yazık ki yeşil çatı sistemleri konusunda Türkiye'deki araştırmaların yeterli düzeyde olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu sistemlerin enerji döngüsünü etkileyen dış hava sıcaklığı, bağıl nem, güneş ışınımı (açık – bulutlu gökyüzü), yapısal malzemeler, bitkisel yüzeylerin sert yüzeylere oranı, çatı kaplama malzemesinin özellikleri (rengi vb.), yetiştirme ortamı derinliği, yetiştirme ortamının rengi, su varlığı ve vejetasyon tipi ile bitkilerin kaplama oranı gibi birçok etmen bulunuyor. Bunların Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde incelenmesi gereklidir. Çünkü sistemin içerisinde barındırdığı su varlığı ya da nem içeriği ile bitkilerin etkisi, sistemin yapıya ve çevresine getirdiği etki üzerinden belirgin bir etkiye sahiptir. Çok kurak bir bölgede ya da çok yağışlı bölgede getireceği etkiler bu nedenle farklılık gösterecektir. İstanbul koşullarında uzun yıllara dayalı bir çalışmamızda sınırlı yetiştirme ortamının derinliğine ve bitki çeşitliliğine rağmen, yeşil çatının sıcaklık dalgalanmalarını azaltarak ve hem bina hem de çevresi için sıcaklıkları düzenleyici bir etki sağladığını, yaz aylarında dahi ortalama 5°C’den fazla bir yüzey sıcaklık farkı oluşturduğunu tespit etmiştik.
Soru-8 Uluslararası literatürdeki yeşil çatı çalışmaları ile sizin Türkiye’de yaptığınız çalışmalar arasında en belirgin fark hangi parametrelerde ortaya çıkıyor?
Cevap-8 Yaptığımız çalışmalar aslında uluslararası yeşil çatı araştırmaları ile çok benzer yöntem ve ekipmanlar ile gerçekleştiriliyor. Burada ilgi çekici ve fark oluşturan etmen aslında çalışma yaptığımız iklimin Akdeniz iklimi olması. Çünkü bu çalışmalarla ilgili uzun yıllar elde edilen veriler Kuzey ülkeleri kaynaklıdır. Bizim çalışmalarımızda iklim tipi biraz daha farklıdır. Bunun yanı sıra biraz daha kısıtlı kaynaklarla, yerel malzeme ve bitkilerle üretilen veriler sanırım ilgi çekici çekici oldu.
Soru-9 Çalışmalarınızda elde ettiğiniz verilerin şehir planlamasına aktarılmasında karşılaştığınız en büyük kurumsal veya teknik engel nedir?
Cevap-9 Açık söylemek gerekirse elde edilen verilerin aktarımı olup olmadığını tam olarak bilemiyorum. Ancak son yıllarda peyzaj mimarları başta olmak üzere çeşitli meslek disiplinlerinde yeşil çatılara karşı bir ilgi olduğunu düşünüyorum. Konuyla ilgili farkındalık oluşmasında az da olsa bir katkım olabildiyse bundan memnuniyet duyarım. Gelecekte yeni meslektaşlarımızın bu konuları geliştireceğine inanıyorum
Soru-10 Peyzaj mimarlığında yaptığınız bu deneysel çalışmaların, gelecekte akıllı şehir sistemleri veya sensör tabanlı veri analizi ile entegrasyonu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Cevap-10 Yaptığımız çalışmalarda bir yeşil çatının tüm katmanlarının sıcaklıklarını, ısı akısını, nem içeriğini saatlik olarak kaydetmiştik. Ancak bu veriyi aktarıp anlık izlemek olanağımız olmamıştı. Günümüzde bu sistemlerle ilgili gelişmeler var. Bunların yapılması teknik olarak mümkün. Bir yapının yeşil çatı ile etkileşimi, enerji ilişkisi ya da bu yeşil çatının davranışı çok daha detaylı incelenebilir ve bunlar akıllı sistemler ile bir araya getirilebilir. Bunların hepsi için biraz emek vermek gerekiyor.
Soru-11 Akademik yayınlarınızdan yola çıkarak, Türkiye’de zorunlu yeşil çatı uygulamalarına geçilmesi gerektiğini düşünüyor musunuz? Eğer evet ise, bu geçiş hangi bilimsel verilere dayanmalı?
Cevap-11 Yeşil çatı sistemlerinin uygulanabilirliği ve yaygınlaşması sosyo ekonomik yapıyla doğrudan ilişkilidir. Almanya’daki uygulamaların oldukça fazla olması hepimizi çok etkileyen bir konu. Bunu konuyla ilgili bir yetkiliye sorduğumda, kendisi Alman halkının zorunlu uygulamalara olumlu yaklaştığını, bunu uygulamakta sorun yaşamadığını ifade etmişti. Ancak her toplumun farklı yaklaşımları olabiliyor. Bunu incelemek gerek. Ekonomik refahı yüksek toplumlarda maddi desteklerle yürütülebilen çalışmalar olduğu gibi, eğitim düzeyi yüksek ülkelerde teşvikler ya da eğitimler (teknik rehberlik, farkındalık) yoluyla bu sistemlerin yaygınlaşması sağlanabiliyor. Dolayısıyla bu durum konunun uzmanları tarafından değerlendirilmeli ve en doğru yol tespit edilmelidir.
Soru-12 Hocam yeşil çatılar özellikle büyük şehirlerde sıkça gündeme geliyor ama sıradan bir bina sahibi açısından düşündüğümüzde, bir kişi kendi apartmanının çatısına yeşil çatı yaptırmak isterse onu teknik ve ekonomik olarak neler bekler? İlk kurulum maliyeti, taşıma kapasitesi gibi yapısal gereklilikler ve uzun vadede bakım giderleri göz önüne alındığında, bu sistem gerçekten “erişilebilir” bir çözüm mü?
Cevap-12 Evet en önemli sorulardan biri sanırım bu. Şu an ülkemizde devlet kurumları, yerel yönetimler ya da sivil toplum kuruluşları tarafından bazı ülkelerde uygulanan teknik rehberlik hizmeti ne yazık ki sunulmamaktadır. Dolayısıyla bu uygulama ile ilgili nasıl bir yol izlenmesi gerektiği ev sahipleri açısından en zorlayıcı konudur. Bunun yanı sıra ekonomik açıdan kurulum maliyetleri halen yüksektir. Yani bu sistemler şu an pek de erişilebilir durumda değildir. Daha önce de belirttiğim gibi malzemeler halen yurt dışı kaynaklı temin edilmekte ve bu durum ürünlerin fiyatlarını yükseltmektedir. Yerli üretim konusunda adımlar atılmış olsa da henüz istenilen seviyede değildir. Bakım giderleri göz önüne alındığında aslında bir yeşil çatı sisteminin doğru teknikler çerçevesinde uygulanması halinde geleneksel bir çatıdan farklı özel bir bakıma gerek duymadığını söyleyebilirim. Ancak yapı sakinleri çoğunlukla su sızdırması ve böceklenme gibi endişelere sahip oluyorlar. Taşıma kapasitesi de açısından da bakıldığında bir yeşil çatı kiremit ile kaplı bir çatıya yakın bir ağırlığa sahiptir. Dolayısıyla doğru teknikler uygulandığında, bu endişeler rahatlıkla giderilebilir.
Soru-13 İnsanlar genelde yeşil çatılar hakkında “serinletir, suyu tutar, çevreye faydalıdır” gibi olumlu şeyler duysa da pratikte bunun ne kadarı gerçekten hissedilir düzeyde olur? Örneğin bir apartman sakini yazın iç ortam sıcaklığında fark hisseder mi, yağmur suyu giderlerinde gözle görülür bir azalma olur mu, yoksa bu etkiler daha çok şehir ölçeğinde ve uzun vadede mi ortaya çıkar?
Cevap-13 Evet haklısınız. Yeşil çatılar yapı kabuğunu dış ortamda oluşan etkilerden koruyabilirler. Dolayısıyla bulundukları yapıya bir yalıtım sağlayabilirler. Özellikle yetiştirme ortamındaki derinlik artışı, buharlaşma ve su tutma kapasitesine doğrudan etki etmesi nedeniyle, sistemin ısıl özellikleri açısından etkin bir rol oynamaktadır. Bu sistemin kapasitesiyle artıp azalabilir. Sistemin yetiştirme ortamı derinliğinin yanı sıra, bitkilerin yaprak özellikleri, yüzey kaplama miktarları, stoma ve metabolizma faaliyetleri, yansıtıcılık (albedo) değerleri gibi özellikler, fizyolojik buharlaşma (transpirasyon) ve toplam buharlaşma (evaporasyon) süreçlerini değiştirmekte ve bu da sistemin ısıl özelliklerini doğrudan etkilemektedir. Bu durum iç ortama da yansımaktadır. İç mekanda 1°C’lik bir sıcaklık düşüşü gerçekleşmiş olduğunu varsayarsak harcanacak enerjinin yaklaşık %10 oranında düşeceği tahmin edilebilir. Yağmur suyu açısından süreç daha da belirgindir. Çünkü sistemi eğer yağış sonrası akışa geçecek suyun düzenlenmesi için kullanırsak 40-80 arasında bir etki sağlamak mümkündür. Aynı zamanda son yıllarda maviçatı adı verilen ve su depolama tesis edilen yeni tür sistemlerde ortaya çıkmıştır.
Hocam, değerli vaktinizi ayırdığınız ve sorularıma anlamlı cevaplar vererek gösterdiğiniz ilgi için çok teşekkür ederim. Çalışmalarınızı anladığım kadarıyla büyük bir takdirle takip edeceğim. Sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yaşam diliyor, işlerinizde kolaylıklar temenni ediyor, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.