Hüseyin TUNÇAY

Hüseyin TUNÇAY

htuncay45@gmail.com

Nazarköy Kanyonu Yürüyüşü-1

16 Şubat 2026 - 15:36 - Güncelleme: 16 Şubat 2026 - 15:38

NAZARKÖY KANYONU YÜRÜYÜŞÜ VE KAZAK VADİSİ KIMIZ ÇİFTLİĞİ ZİYARETİMİZ (1)
(ANEMON GÜNLÜĞÜ)
            Bu haftaki rotamız, İzmir’in Kemalpaşa ilçesine bağlı Nazarköy (Kurudere) Kanyonu ve Kazak Vadisi Alaş Kımız Çiftliği. Günlerden pazar. 2026 yılının Ocak ayını böyle uğurlayacağız. Gerekli açıklamalar ve bilgilendirmeler sosyal medyada grubumuzdan yapıldı.
Kulüp başkanımız Ömer Bülbül rehberliğinde, Anemon üyeleri, eski adliye binası önünden başlayarak daha önce belirlenen duraklardan alındıktan sonra saat 09.00 sularında yola çıkıyoruz. Otobüsümüz dolu, kırk beş kişiyiz. Çocuklar da var. Onlar da bugün tabiatla kucaklaşıp, yeni yerler görecek, yapıp yaşayarak tecrübe hanelerini zenginleştirecek.
Turgutlu yolunda ilerleyip Karaoğlanlı Mahallesi’ne dönüyor, kahvaltı için durmayı planladığımız Sancaklıbozköy’e geliyoruz. Sabahın ilk saatlerinde, yemyeşil coğrafyada, ağaçlarla çevrili köy yolunda seyahat etmek hepimize huzur veriyor. İlimize 24 km mesafedeki mahallemiz sakin görünüyor.
Kahvaltımızı bir gazimize ait kahvehanede yapıyoruz. İçeride büyükçe bir soba var. İçine atılan kök dalları hararetli şekilde yanıyor, sıcaklığını en ücra köşeye ulaştırıyor. Bizim kuşak; teneke sobaları, onların sesini, harlı yanınca laleye dönen rengini, nar gibi kızaran közlerin mangalda verdiği molayı bilir. At ve eşek yüküyle aldığımız odunları, topladığımız çuvallar dolusu kobakları (kozalak), sobada kızarttığımız ekmek ile elimiz yanarak çevirdiğimiz kestanelerin kokusunu özler!
Arkadaşlarımız otobüse binmek için hazırlanırken ben kahvehanenin bir köşesine, anılarıyla  birlikte asılan fotoğrafları, av tüfeğini, Şehzadeler Belediyesi tarafından Sancaklıbozköy Şahin Avcılar ve Atıcılar Derneğine verilen “Teşekkür Belgesi”ni, ayrı birer başarı öyküsüyle gelip onurla resmî geçit yapan madalyaları ve kupaları inceliyorum. Biliyorum, hepsinin hikâyesi var.
Verdikleri hizmete, sundukları taze ve leziz çaya teşekkür ediyor, “yolcu yolunda gerek” deyip ayrılıyoruz.
Sancaklıiğdecik Mahallesi’nden Kemalpaşa ilçesini görmeye başlayıncaya kadar yine yeşilin hakim olduğu bitki örtüsünün içinde yolculuk yapıyoruz. Ovada gördüğümüz yapılar, çok katlı apartmanlar, fabrika bacalarından çıkan başına buyruk dumanlar, otobanda birbiriyle yarışan taşıtlar bu rüyayı bozuyor. Herkesin, her şeyin acelesi var sanki!
Kemalpaşa ilçesine bağlı küçük ve şirin yerleşim yeri, dere yatağına kurulduğu için önceleri “Kurudere Köyü” diye anılırmış. Köyde, kültürümüzde de apayrı yeri olan nazar boncuğu imalatı yapılmaya ve gelişmeye başlayınca 2007 yılında ilgili bakanlığın onayı ile “Nazarköy” adını almış. Ben ilk defa geliyorum, biraz da heyecanlıyım.
Otobüsümüz park alanına yanaşıyor. Çantalarımızı alıp köyün içinden kanyon girişine doğru yürümeye başlıyoruz. Sağımız solumuz, yer gök maviye, mavinin tonlarına boyanmış. Envaiçeşit nazar boncuğu ve süs eşyası koridorundan geçiyor, hayranlıkla, merakla seyrediyoruz. Esnafımız dükkânlarını açmış. Birkaç saat sonra gelecek kalabalıklara hizmet vermek için son hazırlıklarını yapıyorlar. Dar yollardan menzilimize doğru ilerliyoruz. Köyün çıkışında, keşkek kazanını ocağa koyan köylümüze hayırlı işler diliyoruz.
Küçük dereyi geçiyor kanyon girişinde kulüp başkanımızın açıklamalarını dinliyor, uyarlarına kulak veriyoruz. Kanyondaki yürüyüş liderimiz Osman Çevikel hocam olacak. Nif Dağı’nın eteğinde, sarp ve oldukça dik kayalıkların arasında yer alan kuru dereye paralel parkurumuzda yürümeye başlıyoruz.  Dere içinde ve kenarlarında çınar ağaçları, yüksek yerlerde çam ağaçları kendini gösteriyor. Hepimiz bu kıymetli hazineden payımıza düşeni, ruh ve beden sağlığımıza katacağı olumlu enerjiyi almak niyetindeyiz. Yokuşu olmayan yürüyüş yolumuzun münasip bir yerinde sabah hareketleri için vaziyet alıyor, hocamızın rehberliğinde antrenmanımızı yapıyoruz.
Grubumuzdaki gençlerin hareketi ve enerjisi günümüze canlılık katıyor, dillerinden dökülen nağmeler vadide yankılanıyor. Yürüyüş parkurumuzun dereyle birleştiği noktada bir grup arkadaşımız vadinin derinliklerine doğru devam edip, milyonlarca yılda oluşan ilginç yeryüzü şekillerini, kaya ve kayaçları inceliyorlar.
Vakit öğleyi geçmeye başladığında köye doğru hareket ediyoruz. Arkadaşlarımız kanyon girişindeki demir parmaklıkların önünde ateş yakıyor. Her zamanki gibi, çaylar ve kahveler pişirilecek, yemek yenilecek.
Biz bir grup arkadaşımızla köye doğru hareket ediyoruz. Öğle yemeği için tercihimiz, meşhur gözleme ile yemek kültürümüzün ve düğün cemiyetlerimizin vazgeçilmezi keşkek oluyor. Sabahleyin köyün çıkışında gördüğümüz aile işletmesine gidiyor, nazar taşlarıyla süslenmiş bahçelerindeki masaya oturuyoruz. Gayet güzel bir ortam.
Daracık sokaklar, süs ve hediyelik eşya satıcıları misafirlerini ağırlamaya çalışıyor. Saat 16.00’da arkadaşlarımızla Atatürk büstünün olduğu yerde buluşuyoruz. Ay yıldızlı al bayrağımızı ve kulüp afişimizi açıp Nazarköy hatıra fotoğrafı çektiriyoruz. Ayfer öğretmenimizin rehberliğinde, şiirler okuyor, marşlar söylüyor ve And içerek varlığımızı Türk varlığına armağan ediyoruz.
Yer mavi, gök mavi… Nazar boncukları diyarından ayrılırken Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Memleket İsterim” şiirindeki mısralarda geziniyorum…

Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.

               Güne sığdırmak istediğimiz bir ziyaretimiz var; Kazak Vadisi Alaş Kımız Çiftliği. Buraya giderken 55 dekarlık alana kurulmuş, Kemalpaşa Belediyesine ait Binali Yıldırım Millet Bahçesi’ne uğruyoruz. Bayrağımızın, Atatürk ve annesi Zübeyde Hanım’ın büyük boy fotoğraflarının olduğu kapıdan otobüsümüzle girerek bir tur atıp yolumuza devam ediyoruz. Manisa, 27.01.2026
(Devam edecek)

Bu yazı 98 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum