Hüseyin TUNÇAY

Hüseyin TUNÇAY

htuncay45@gmail.com

Gökçeler-Gürle Parkuru Yürüyüşümüz

28 Şubat 2026 - 11:18 - Güncelleme: 28 Şubat 2026 - 11:29

Anemon Günlüğü
Öğretmenlik yaptığım yıllarda zaman ölçülerini anlatırken artık yıl konusunda, şubat ayı zihinlerde daha iyi kalsın diye, üç yıl 28 gün süren bu zaman dilimine “cüce ay” benzetmesi yapardık. Anemon Dağcılık ve Spor Kulübü, şubat ayının ilk gününü ilimiz sınırları içindeki güzel bir yürüyüş güzergâhını seçti: Gökçeler - Gürle Mahallesi Parkuru

               Sabahleyin 09.00’da Manisa-İzmir yolunda bir süre ilerledikten sonra taşıtımızda beliren arıza yüzünden bir süre durmak zorunda kaldık. Kısa zamanda çözüm bulundu, gelen taşıtlarla eski İzmir yolundan devam ederek Sabuncubeli Jandarma Karakolunun karşısından Gökçeler Mahallesi’ne döndük. Gökçeler, bu yol ayrımına 4 km mesafede.
               Manisa-İzmir arasındaki tüneli kullandığımızdan, uzun süredir görmediğim, geçmediğim meşhur Sabuncubeli rampasını tırmanırken, oldukça tehlikeli virajları, hem inişini hem çıkışını, beyaza bürünmüş halini, zaman zaman trafiğe kapanışını, yaz ve bahar aylarında aldığımız taze sebze ve meyveleri, özellikle çok sevdiğim yerli cins alaca kirazları hatırladım.
               Değişik vesilelerle adını duyduğum Gökçeler Mahallesine ilk defa geliyorum. Oldukça derin olan vadiye bakan yamaçta kurulan şirin yerleşim merkezi, yoğun yapılaşmaya rağmen henüz köy olma özelliğini kaybetmemiş. Muhtarlık binasının olduğu alanda iniyor, vadiye doğru uzanan yolda ilerlemeye başlıyoruz. Yağmur bereketiyle gelmiş buralara da her yer ıslak. Çukur alanlarda su birikintileri var. Tepelerden inip gelen yağmur suları minik şelaleler oluşturmuş.
               Vadinin üzerinde bir şapka gibi duran, bembeyaz bulutların oluşturduğu manzara harika! Bizim kuşağın, “kartpostal gibi” dediği cinsten… Fotoğraf çekiyoruz… Arkamızdan ikinci otobüsle gelen arkadaşlarımızı beklerken ayaküstü bir şeyler atıştırıyoruz.  Sabahın verdiği huzur, mutluluk ve enerji, tabiatın tarif edilmez güzelliği hepimizi etkiliyor.
               Bir süredir devam ettiğim yürüyüşlerde gördüğüm kıymetler; doğal ve tarihi güzelliklere karşı olan sahiplenme duygumu daha da geliştirdi. Ormanlarımız, dağlarımız, vadilerimiz, dere ve ırmaklarımız, çiçeklerimiz… Gökyüzüne uzanan dağ ve tepelerin zirvesinde, bulduğu toprak parçasına sımsıkı tutunan, sarılan çam ağaçları… Çiğdemler… Çocukluğumuzda onları görünce baharın arifesinde olduğumuzu anlardık… Burada gördüğüm birkaç çiğdemi cemrelerin müjdecisi olarak kabul ettim. Vakit ilerledikçe, ruhunuz olgunlaştıkça onlara olan muhabbetiniz sohbete dönüşüyor, merhabalaşıp konuşuyorsunuz…
               Tek sıra halinde çam ağaçlarının arasındaki patika yolda ilerliyoruz. Yolumuzun yarısından fazlası bu atmosferde geçiyor. Orman işletmesini açtığı yola ulaştığımızda kesim alanlarını görüyoruz. Oldukça eğimli arazide yapılan kesimde elde edilen çam kütükleri yolun uygun yerlerine istiflenmiş. Kesilen yerlerde teraslama yapılmış. Muhtemeldir ki, birkaç ay sonra, buralara fidan dikilecek, büyüyüp boy verecek, birbirleriyle yarışacak, sevimli güzel bir ormana dönüşecekler.
               İlayda Kazak Pınarı (1993-2019)
               Öğle yemeğimiz için verdiğimiz mola yerimiz, taş kullanılarak yapılmış bir çeşme başı oluyor. Oluğun üstünde ve yanlarda gayet estetik girintiler bırakılmış. Suyunu aşağı doğru akıtan oluğun solunda; “İlayda Kazak Pınarı 1993-2019”, sağında ise ince bir sızının, yürek yakan acının, dayanılmaz bir özlemin, takdiri tevekkülle kabulün “…Ben Sabah, İlayda’nın annesi, Canım Allah’ımın lütfu olan yavrumu sahibine teslim ettim…”, evlâda olan sevginin harf harf, kelime kelime, mısra mısra dokunduğu, taşa kazındığı şu sözler var:
“Ben bir su perisiyim,
Tutmayın beni yaz gecesi, kış gecesi
Akıp gideyim toprağa, taşa, ağaçlara
Ferah olayım, serinleteyim içeni
Gün ışığında, ay ışığında su sesi
Ben İLAYDA bir su perisi
Annesinin Birtanesi…”

               Günlüğü kaleme alırken, yüreğimi burkan “Annesinin Birtanesi”, “… su perisi” İlayda’yı merak edip araştırdım. Elim olayı okurken, içim tarif edilmez bir acıyla doldu… Amerika Birleşik Devletleri’nde Kaliforniya Üniversitesinde eğitim gören 26 yaşındaki İlayda, Los Angeles şehrinde geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeder. Cenazesi İzmir’de kaldırılır. “Su perisi”nin tabutuna anneannesinin yazdığı bir şiir iliştirilir: “O sabahın kızıydı/ Güneş gibi sıcak, ay gibi parlaktı/Yağmurlarda ıslandı/Bulutları aşmıştı/Konuşmayan melek/O sabahın kızıydı. Ben anneannen kuzum…”

               İlayda, nur içinde yat… Dua ve rahmet dileklerimiz seninle… Kim bilir tekrar yolumuz pınarına düşer seni anar, ruhuna Fatihalar göndeririz… Ruhun şad olsun…

               Vadinin bir yüzü oldukça sarp ve yüksek kayalıklardan oluşuyor. Aldıkları ilginç şekiller dikkat çekici. Öncü arkadaşlarımız, vadi bitiminde, yağan yağmurlarla akmaya başlayan dereyi rahat geçmemiz için suyun içine iri taşlar yerleştirmişler. Genç Anemonlar, ak saçlılara yardım ediyor!
               Bizimle tek tük buluşan yağmur damlaları saat 14.00’e doğru yoğunlaştı. Şemsiye ve yağmurluklarımızı çıkardık. Hafif sağanak halinde yağan yağmurda yürümenin zevkini de yaşadık.
               Gürle Mahallesi uzaktan görünmeye başladı. Girişte, burada oturan mahalle sakinleriyle konuştuk. Bir evin önünde kum yığınında öylece bırakılan oyuncaklara gözüm takıldı. Muhtemelen yağmur molası verdiler diye düşündüm. Yağış hızlanınca adımlarımızı sıklaştırdık. Caminin yanındaki kahvehanede soba keyfi yapan Anemonlara biz de katıldık.
               Gürle’deki İzci Evi’ne, izci lideri arkadaşlarımla defalarca gelmiştik. Yakından görmek istedim. Daha önceleri okul ve öğretmen lojmanı olarak yapılan binalar, izci evi ve eğitim sınıfları şeklinde kullanıldılar. Bina önündeki büyük tabelada; “Gürle Köy Yaşam Merkezi” yazıyor. Yapılar gayet bakımlı.
               Yağmur yoğunlaştı. Bugünkü hedefimize ulaştık. Saat 15.30’da teker döndü… Yağan yağmurlardan kimi cadde ve sokakları göle dönüşen şehrimize döndük. Beklediğimiz rahmet gelmişti. Dileğimiz can kaybı olmadan ve önemli bir zarara yol açmadan ovamızın, ülkemizin, tarlalarımızın bereketle buluşması…
               Bu etkinlikte emeği olan liderlerimize, Anemonların kıymetli mensuplarına teşekkür ederiz.

Bu yazı 166 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum