Doğa…
Tüm bitkileri, ağaçları, içinden coşku ile akan suları ve kuş seslerinin cıvıltısıyla insana huzur veren eşsiz bir dünya…
Bir ormancının yaşamını yakından tanıdığımda anladım ki; bu güzellikler kendiliğinden var olmuyor. Her biri, büyük bir emek, sabır ve sevda ile büyüyor.
Eşim, orman bölge şefi olarak görev yaptığı yıllar boyunca sadece bir meslek icra etmedi; o, ormanı bir yuva, bir emanet, bir aile gibi gördü. İzmir’de orman köylülerinin kalkınması için yürüttüğü çalışmalarla, toprağa sadece fidan değil umut da ekti.
Orman teşkilatında çalışanların emeğini gözlemledikçe şunu öğrendim:
Bir ağacın büyümesi yıllar alır, ama o ağacın insana sunduğu nefes, gölge ve hayat, sayısız emeğin karşılığıdır.
Onun için ormanı korumak bir görev değil, bir gönül meselesiydi…
Emekli olduktan sonra bile bu sevda dinmedi. Marmaris , Kuşadası,Antalya yangınlarında gönüllü olarak mücadele etmeye devam etti. Çünkü o, sadece bir ormancı değil; ormanın kalbini taşıyan bir insandı.
Ve o zor günler…
25 Haziran 2025’te Aliağa’da başlayıp kısa sürede Seferihisar, Menderes, Çeşme ve Ödemiş’e yayılan, binlerce insanın tahliye edildiği, on binlerce hektar ormanın yok olduğu o yangınlar…
Hastane yatağında, 9 Eylül Üniversitesi’nde yatarken bu görüntüleri izledi…
Gözyaşları içinde…
Bir ormancı için bu acıya dayanmak kolay değildi.
Kalbi o ağaçlarla birlikte yanıyordu…
Fenalaştığında doktorlar müdahale etti ve televizyon izlemesi yasaklandı.
Ama yüreğinde kök salmış o orman sevgisine kim söz geçirebilirdi ki…
Bugün, bu sevdayı yüreğinde taşıyan eşimi rahmetle anıyorum…
Bu uğurda can veren tüm ormancılarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.
Görev başındaki tüm ormancılara güç ve kolaylıklar…
Emekli olmuş tüm ormancılara minnet ve şükranlarımı sunuyorum.
Orman; nefesimizdir, geleceğimizdir, emanettir…
21 Mart Ormancılar Günü ve Ormancılık Haftası kutlu olsun.


YORUMLAR