Yufka Kokulu Hatıralar
Her evde tatlı bir telaş başlardı…
Ramazan hazırlığı…
Yüzlerde gülümseme, dillerde dua, kapı önlerinde imece usulü toplanan komşular… En az yüz yufka yapılmadan girilmezdi "Ramazan ayına..."
Bizim mahallenin en güzel yufkasını karşı komşumuz Fotoğrafçıların Şerife teyze açardı. Bir de hiçbir şeye itiraz etmeyen, her söze “Olur olur kuzum…” diye karşılık veren Kıstır'ların Fedime teyze… Ramazana on gün kala ellerinde oklavalarıyla mahallede kadınlara rastlardınız. Ayaküstü sorulurdu:
“Nereye gidiyon komşu, elinde oklava?”
“Zehra kardeşe gidiyom. Bugün onun Ramazan yufkasını yapacağız da…”
“Obuu… Ramazan hazırlıklarına başladınız demek, kolay gelsin!”
O gün anneannemin evinde mutfak adeta bayram yerine dönerdi. Ocaklığa pelit odunları yerleştirilir, sac ayağı konulur. Ve üzerine sac yerleştirilirdi.Yerlere sofra bezleri serilir, hamur tekneleri dizilirdi. Tahtadan yastaclar, oklavalar, unlu eller…
Ev sahibi bütün hazırlığını yapmış olurdu. Hamurlar yoğrulur, bezeler hazırlanır, hoş sohbetler eşliğinde yufkalar biraz kalınca açılır, sacta ağır ağır pişirilirdi. O an yayılan mis koku, Ramazan’ın gelişini müjdelerdi sanki.
Sohbetlerinde
Sahurda kuzu eti haşlanır, yufkanın üzerine dökülür… “Et ve yufka tok tutar.” denir, ardından içilen bir bardak çayın keyfiyle sofralar şenlenirdi. Karşı komşumuz Gülsün teyze ise, “İftarda da pek güzel olur.” diyerek menüye katkısını yapardı. Böylece hem yufkalar hazırlanır hem iftar ve sahur sofraları planlanırdı.
Bir yandan bükmeler, şekerli katmerler yapılır; yardıma gelenlerin, ev halkının payına düşerdi ilk sıcak lokmalar.
Pişen yufkalar üst üste konur, yüz taneye ulaşınca mutfağın bir köşesine yerleştirilir, üzeri tertemiz bir sofra beziyle örtülürdü. İftar ya da sahur vakti geldiğinde annelerimiz hiç telaşa kapılmazdı. Kuru yufka sofra bezinin içinde ıslatılır, yumuşayınca yumurta zeytinyağında pişirilir kaşıkla parçalanıp
içine biraz ekmek içi ufalanır, peynirle maydanoz eklenir, yufkanın içine konur tavada çevrilirdi.
O sofralar sadece karın doyurmazdı; gönülleri de doyururdu.
Tüm bu leziz hazırlıklar, Gördes’imin hünerli kadınlarının emeğiyle sofralarımızı süslerdi. Ramazan daha gelmeden, ruhu evlerimize inerdi sanki.
Kapı önlerinde başlayan o tatlı telaş, kalplerimize işleyen bir huzura dönüşürdü.
Ramazan, önce yufka kokusuyla gelirdi bize…
Sonra dua ile…
Sonra da paylaşmanın bereketiyle.
Sizlere Gördes' te Ramazan günlerini bölümler halinde anlatacağım.Tüm sevdiklerim...
Gördesimde Ramazan hazırlığı...1980yılı...
Soldan sağa
Rahmetle andığım Nemide Hoşaf, Mualla Demirağ, MelihaDemirağ
ve annem Ayten Zeybek...


YORUMLAR